ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekutup96/o487/o487-*.zip/ 

Madencilik Özel İhtisas komisyonu Enerji Hammaddeleri 
        Alt Komisyonu Jeotermal Enerji çalışma Grubu 
        raporu: Nükleer enerji hammaddeleri: uranyum - 
        toryum. Ankara: DPT, 1996. 

        27 s. tab. (DPT.2429 - öıK.487) 
        ISBN: 975-19-1300-4 


İÇİNDEKİLER
(Tüm Metin)
ÖZET
URANYUM
GİRİŞ///  DÜNYADA MEVCUT DURUM /// TÜRKİYE'DE DURUM ///
MEVCUT DURUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ///
YEDİNCİ PLAN DÖNEMİNDE BEKLENEN GELİŞMELER VE ÖNERİLER ///
POLİTİKA ÖNERİLERİ
TORYUM



ÖZET
Bugün için nükleer enerji hammaddeleri kapsamına uranyum ve toryum girmektedir. Ancak toryuma dayalı nükleer santralların henüz ekonomik boyutta devreye girmemeleri nedeniyle, toryum halen sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır. Bu nedenle, raporda esas olarak uranyum incelenmiş, toryum konusunda ise kısa bir not verilmekle yetinilmiştir. 

Dünya uranyum kaynakları çeşitli üretim maliyetlerine göre, görünür ve muhtemel olarak sınıflandırılırlar. Günümüzde Kg'ı 80 ABD dolarına maledilen görünür rezervlerden uranyum üretilmektedir. Dünyada 1991 yılı itibariyle Kg'ı 80 ABD dolarına maledilebilen 1.449.140 Ton görünür uranyum rezervi vardır. Bunun bir bölümü işletilebilir rezerv, bir bölümü ise yerinde rezervdir. Yani işletme kayıpları hesaba katılmamıştır. Gerçek işletilebilir miktarların, verilen değerlerin %5 ile %50 altında olduğu tahmin edilmektedir. 

Nükleer enerji hammaddeleri esas olarak nükleer reaktörde elektrik enerjisi elde etmek için yakıt olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tüketimi, kurulu nükleer enerji kapasiteleri belirlemektedir. Dünyada mevcut reaktörlerin uranyum tüketimi, 1991 yılında toplam 54.378 ton olmuştur. Kısa dönem için yapılan tahminler, uranyum tüketiminin 2000 yılında 66.349 Ton, 2010 yılında 75.759 Tona yükseleceğini göstermektedir. 

Dünya uranyum üretiminin yaklaşık %70'ini üç şirket elinde bulundurmaktadır. Bunlar; COMECO (Canadian Mining Energy Co.) adlı Kanada şirketi, COGEMA (Compagnie Generale des Matieres Nucleaires) adlı Fransız şirketi ve RTZ (Rio Tinto Zinc Co.) adlı ıngiliz şirketidir. Uranyum üreticisi ülkeler, 1991 yılında, BDT hariç, 27.000 Ton civarında uranyum üretmişlerdir. Buna aynı yıl 13.500 ton civarında olan BDT'nin üretimi de dahil edildiğinde, dünyada toplam 40.500 Ton uranyum üretildiği ortaya çıkmaktadır. 

Uranyum piyasasındaki fiyat gelişmeleri yıllara göre büyük farklılıklar göstermiştir. 1970 yılında 15$/Kg olan uranyum fiyatı, 1978 yılında 113$/Kg'a kadar çıkmış, 1990 yılında ise 70$/Kg U seviyesine inmiştir. 

Türkiye'de uranyum aramalarına 1990 yılı sonuna kadar devam edilmiş ve 5 yatakta toplam 9.129 Ton görünür uranyum rezervi ortaya konulmuştur. Bu yatakların ortalama tenör ve rezervleri, aranıp, bulundukları yıllarda dünyaca kabul edilen ekonomik sınırlarda olmalarına rağmen, bugün için, bu değerler söz konusu sınırların oldukça altında kalmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda nükleer santral planlamalarındaki önemli değişmeler ve özellikle Kanada ve Avustralya'da yüksek tenörlü, üretim maliyetleri çok düşük uranyum yataklarının bulunmasıdır. 

Türkiye'de geçmiş dönemlerde laboratuvar çapta olsa da önemli teknolojik çalışmalar yapılmıştır. Uranyum cevherinden sarı pasta üretilmesi ve sarı pastanın nükleer yakıt haline getirilmesindeki bütün aşamalar gerçekleştirilmiştir. 

Yakın geçmişte, dünya uranyum üretimi, sürekli olarak tüketimin altında kalmıştır. öte yandan, ileriye dönük tahminler, aynı trendin devam edeceğini ortaya koymaktadır. önümüzdeki bir kaç yıl içinde aradaki açığın eldeki stoklardan karşılanabileceği düşünülse dahi, 2010 yılına gelindiğinde üretim kapasitesi 24.200 Ton uranyum düşecek, tüketim ise, 75.759 Ton uranyuma yükselecektir. Bu durumda, 1970'li yıllardaki petrol krizlerinde olduğu gibi, 2000'li yıllarda bir uranyum krizine girilerek, uranyum fiyatlarının yüksemesi büyük bir olasılık olarak görülmektedir. 

Ülkemizin durumuna bakıldığında, elektrik üretiminde kullanılabilecek yüksek kalorili büyük kömür rezervlerimiz ve de zengin petrol ya da doğal gaz kaynaklarımız yoktur. Ayrıca hidroelektrik potansiyel kullanımı da doyum noktasına gelmek üzeredir. 2000'li yıllarda karşılaşılabilecek enerji sıkıntısını aşabilmek için nükleer enerji kullanımına geçiş kaçınılmaz olacaktır. Daha önce de değinildiği gibi, 2000'li yıllarda uranyum arzı, kurulu reaktörlere dahi yetmeyecektir. Bu durumda Türkiye'nin öz kaynaklarından yararlanması zorunlu olacaktır. Bu nedenle, Türkiye uranyum aramalarına etkin bir şekilde yeniden başlamalıdır. Bugüne kadar bulunan rezervlerin, Türkiye' nin nihai potansiyelini oluşturmadığı, aramalara devam edilmesi durumunda, daha büyük rezervler bulunabileceğine inanılmaktadır. Bunun için gerekli olan, yeterliliğini kanıtlamış eleman kadrosu ve modern ekipman ülkemizde mevcuttur. 

Toryum, sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır. Bunun en büyük nedeni nükleer yakıt çevrimi ile ilgili sorunlardır. Söz konusu sorunlar nedeniyle, halen dünyada toryumla çalışan bir nükleer santral bulunmamaktadır. Ancak, ıngiltere, Almanya ve ABD'de toryumla çalışan deneme amaçlı santrallarda araştırma ve geliştirme çalışmaları sürdürülmektedir. 

Türkiye'de, geçmiş yıllarda MTA Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Eskişehir- Sivrihisar- Kızılcaören yöresindeki nadir toprak elementleri ve toryum kompleks cevher yatağında, 380.000 Ton görünür ThO2 rezervi tespit edilmiştir. Ancak, söz konusu sahadaki toryumun zenginleştirilmesiyle ilgili teknolojik sorunlar henüz tam olarak çözülememiştir. 


Dosyaların listesi 

o487-oku.doc (doc dosyası, Bibliyografik künye, Kapak, İçindekiler, Özet, Dosyaların listesi, Yayının elektronik nüshasının temin edildiği kişi) 

o487.zip (doc dosyası, tüm yayın) 



Yayının elektronik nüshasının temin edildiği kişi:  Ergün Yiğit. 


Bu çalışma, Devlet Planlama Teşkilatı'nın görüşünü yansıtmaz.  Sorumluluğu, yazarına aittir.


© DPT.YBM 1997
"ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekutup96/*" adresi ile erişilen bu bilgiler, kaynak gösterilerek kullanılabilir.      

Ana mönü