Ülkelerin sosyo-ekonomik yapılarının
ve gelişmişlik düzeylerinin farklı olması gibi, ekonomik ve sosyal politikaları
ve buna bağlı olarak planların hazırlanmasında kullanılan teknikleri de
farklılık gösterir. Genel olarak çok aşamalı karar ve koordinasyon süreci
olan ekonomik planlamada, Tek Aşamalı Planlama ve Çok Aşamalı
Planlama olmak üzere iki yaklaşım kullanılır.
Tek aşamalı planlama, ekonomik
ilişkilerin tümünü içeren çok sayıda ve karmaşık matematik modellerin çözümünü
gerektirir. Bu modellerin çözülmesi ile çeşitli ekonomik hedefler tek bir
aşamada saptanmış, plan hazırlama süreci tamamlanmış olur. Bu tür matematik
modeller, analitik anlamda bir seri bilinen ve bilinmeyen, diğer bir deyişle
dışsal (egzojen) ve içsel (endojen) değişkenleri, bu değişkenler arasında
varolan tanımsal, teknolojik, kurumsal, davranışsal ve denge ilişkilerini
gösteren denklemleri ve bu denklemlerde yer alan katsayı ve parametreleri
kapsar. Oldukça karmaşık ve çok sayıda veri gerektiren bu modeller daha
çok gelişmiş ülkelerde kullanılmaktadır.
Gelişmekte olan ülkeler, göreli
olarak daha az sayıda nitelikli insangücü ve makina-donanım gerektiren
çok aşamalı planlamayı benimsemişlerdir. Bunun bir nedeni de, tek aşamalı
planlarda kullanılan parametrelerin gelişmekte olan ülkelerde elde edilmesinde
karşılaşılan güçlüklerdir.Tek aşamalı planlama süreciyle kıyaslandığında
daha basit olan bu yöntemin bilgi gereksinimi de daha az miktar ve karmaşıklıktadır.
Türkiye’de 1960’lı yılardan beri uygulanan planlı kalkınma düzeninde, Kalkınma
Planları ve Yıllık Programlar çok aşamalı planlama süreci kullanılarak
hazırlanmaktadır. Bu noktadan itibaren yalnızca “aşamalı” terimiyle ifade
edeceğimiz çok aşamalı süreçde planlama işlemi, üç aşamada tamamlanır.
Bunlar;
(i) Makro Planlama
(ii) Sektörel Planlama
(iii) Proje Planlama
aşamalarıdır. Aşamalı plan genel olarak yukarıdan aşağıya doğru; yani makro planlama, sektörel planlama ( sektör analizi ), proje planlama ( proje seçimi ) yönünde yapılmaktadır (Şekil-A2). Daha az sıklıkta rastlanmakla birlikte aşamalı planlama ters yönde, yani aşağıdan yukarıya doğru da işletilmektedir. Yukarıdan aşağı doğru işleyen yöntemde projeleri plan belirlemektedir (Theophanides, 1981). Projeler, planla saptanan politikaları uygulamanın ve önceden belirlenen amaçlara ulaşmanın araçları olarak görülmektedir. Diğer bir deyişle projeler, belirsizlikleri azaltarak planın “yapı taşları”nı oluşturur. Bu yöntemde projeler, plan amaçlarına uygun olarak hazırlanır, analiz edilir ve seçilir. Projelerin analiz edilip uygun olanlarının seçilmesi, yani yatırım kararının doğru bir şekilde alınması, projelerin iyi hazırlanmasına bağlıdır. Ancak gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda bilgi birikiminin azlığı nedeniyle proje hazırlama kapasitesi yetersiz kalmakta ve plan hazırlamak proje hazırlamaktan daha kolay olmaktadır. Doğal olarak, iyi hazırlanmadan seçilen projelerle oluşturulan planın hedef ve amaçlarının gerçekleşme şansı da zayıflamaktadır.
Öncelikli sektör ve yatırım alanlarınının
belirlenmesinde daha doğru karar verebilmek için, genel olarak yukarıdan
aşağıya doğru işletilen aşamalı planlama süreci, aşağıdan yukarıya doğru,
yani tersine de çalıştırılmalıdır. Bu durumda proje planlama aşamasının
önemi daha da artar. Doğası gereği karmaşık olan ve birçok faktörün aynı
anda gözönüne alınmasını gerektiren projeler, çok dikkatli bir şekilde
hazırlanmalıdır.
Aşağıdan yukarıya doğru yapılan
planlamada plan, teknik, ticari ve ekonomik yönden analiz edilerek seçilen
projelerden türetilir. Bu yöntemde ilk önce bölgesel ve sektörel sorunları
yakından bilen yerel teşkilatlar ya da diğer uygulayıcı kuruluşların geliştireceği
proje teklifleri merkezi planlama teşkilatına gönderilir. Daha sonra bu
projelerin analiz edilip seçilmesiyle oluşturulan proje stokundan hareketle
gerekli yatırım miktarı ve değişik sektörlerle ilgili üretim hedefleri
saptanır, projeler sektörel, bölgesel ve ulusal bazda sınıflandırılır ve
plan dönemi boyunca sağlanabilen kaynaklar bu sınıflandırmaya uygun olarak
tahsis edilir.
Bu iki yöntem de plan ile projelerin
bütünleşmesini, diğer bir deyişle sentezini tek başlarına sağlayamazlar.
Bu nedenle Şekil-A3’de görüldüğü gibi her iki yöntem aynı anda çalıştırılarak
tutarlı, gerçekçi ve uygulanabilir bir plan hazırlamak mümkündür. Dahası,
yukarıdan aşağı doğru başlatılan makro ve sektörel planlama süreci, aşağıdan
yukarıya doğru başlatılan proje planlama sürecinin sonuçlarıyla uyumlu
olana kadar birkaç kez yinelenerek sürdürülmelidir (Noorbakhsh, 1994).
Aşamalı planlama sürecinin aşamalarının birbirinden tamamen bağımsız ve
biri tamamlanmadan diğerine başlanamaz oldukları da düşünülmemelidir. Her
üç aşama ile ilgili çalışmalar aynı anda sürdürülebileceği gibi herhangi
bir aşamanın ortaya çıkardığı sonuçlara bağlı olarak bir önceki ya da bir
sonraki aşama sonuçlar uyumlu olana kadar tekrarlanabilir. Örneğin; sektörel
planlama aşamasında belirlenen sektörel üretim düzeylerinin gerektirdiği
sektörel yatırımların toplamı, makro aşamada ekonominin tümü için öngörülen
toplam yatırımlardan farklı çıkabilir. Bu durumda geriye dönülerek makro
aşamada elde edilen yatırım büyüklüğü ve bununla ilişkili diğer sonuçlar,
tekrar gözden geçirilmeli ve gerekli düzeltmeler yapılarak makro aşama
tekrarlanmalıdır.
Planlama işlemi, makro planlamayla
başlatılıp sektör analizleri ile sürdürülebileceği gibi önce sektör analizi
ve daha sonra elde edilen sonuçlara göre makro aşamaya geçilmesi şeklinde
de yürütülebilir.
Hangi aşamadan başlanırsa başlansın,
önemli olan tutarlı ve bütüncül bir kalkınma planı hazırlamaktır. Farklı
aşamaların sonuçlarının birbiri ile tutarlı hale getirilmesiyle hazırlanan
bütüncül kalkınma planı şunlardan oluşur (Theophanides, 1981):
1. Makro ekonomik plan.
2. Sektörel planlar: Mal dengeleri (üretim, tüketim, ithalat ve ihracat), ilkeler ve politikalar.
3. Yatırım planı.
4. Sektörel planlama aşamasında uzmanlar ve özel ihtisas komisyonlarınca geliştirilen ya da
uzman kuruluşlara hazırlattırılan plan ve programlar:
a. İstihdam ve işgücü planlaması.
b. Enerji planı.
c. Toprak ve su kaynaklarının kullanım planı.
d. Dış para ihtiyacı ve döviz dengesi.
e. Bölgesel kalkınma planı.
f. Fiziksel ana planlar (madencilik,ulaştırma,turizm vb.).
g. Yapısal ve kurumsal düzenleme programları.
g. Sektör araştırmaları (Ö.İ.K. Raporları vb.) ve diğer planlar.
h. Yatırım olanakları etüdü ve kamu proje stoku.
4.1 MAKRO PLANLAMA
Siyasi amaç ve direktifler doğrultusunda
belirlenen kamu gelir ve harcamaları ile özel kesim gelir ve harcamaları
veri alınarak başlatılan “Makro Planlama” çalışmalarında, Harrod-Domar
benzeri ya da daha gelişmiş bir ekonomik model kurularak hedeflenen ekonomik
büyümeyle tutarlı tüketim, yatırım, tasarruf, ihracat, ithalat gibi makro
ekonomik büyüklükler hesaplanır; nüfus, istihdam ve benzeri sosyo-ekonomik
yapılarla ilgili tahminler yapılır, elde edilen sonuçlar hem kendi içinde
hem de diğer aşamaların sonuçlarıyla karşılaştırılarak tutarlılık testleri
yapılır ve belirlenen hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için izlenecek
politikaların makro-ekonomik çerçevesi çizilir.
Kamu ve özel kesimin bir arada
bulunduğu ülkelerde, ekonomi politikaları konusunda devletin alacağı kararları
analiz edebilmek için makroekonomik modellere ihtiyaç vardır. Makroekonomik
model ekonominin işleyişini açıklayan, amaçlanan ekonomik yapıya ula?abilmek
için birbiriyle ilişkili temel ekonomik büyüklüklerin nasıl gelişeceğini
ve hangi alanlarda darboğazlarla karşılaşılacağını gösteren bir araçtır.
Diğer bir deyişle; makroekonomik model ilgili olduğu ülkenin üretim, tüketim,
sermaye birikimi ve benzeri değişkenleri arasındaki ilişkiyi mümkün olduğunca
gerçekçi olarak açıklamaya çalışan bir soyutlamadır. Ancak hiçbir model
bunu tam olarak başaramaz. Bunun birçok nedeni vardır. Birincisi, ekonomik
ilişkilerin çoğu kez deneysel olarak test edilmesi ve modellenmesi son
derece güçtür. İkincisi; birçok ayrıntı, veri eksikliği nedeniyle gerçekte
modele dahil edilmeleri gerektiği halde dikkate alınmayarak model dışında
kalmaktadır. Üçüncüsü, modeller ekonomik sürecin işleyişi ile ilgili olarak
tartışmalı ve test edilmesi gereken değişik “ekonomik kuram ve varsayımlar”dan
yararlanırlar. Bunlar modelde kapsanan ekonomik olaylarla ilgili değişkenlerin
seçiminde ve aralarındaki ilişkiyi tanımlamakta en can alıcı rolü üstlenirler.
Bu nedenle, ekonominin bütününü kapsayan bir model oluştururken bunun dayandığı
ekonomik kuram ve varsayımlar, izlenecek kalkınma stratejisine ve ülke
koşullarına bağlı olarak seçilmelidir. Çünkü ileri sanayi ülkeleri için
geçerli olan ekonomik kuram ve varsayımların birçoğu, gelişmekte olan ülkelerdeki
ekonomik ve sosyal yapıyı açıklamakta yetersiz kalmaktadır.
Ekonometrik modeller, ekonomik
değişkenler arasındaki ilişkilerin ampirik olarak doğrulanmasıyla (istatistiksel
olarak test edilerek) elde edilen ve eşanlı olarak çözülen matematiksel
denklem kümelerinden oluşur. Oluşturulma aşamasında çok sayıda veri gerektiren
bu modeller, makroekonomik ya da mikroekonomik olabilir. Makroekonometrik
modeller kapsamak durumunda oldukları ekonomik ilişkileri eşanlı denklem
kümeleri olarak sunmaları nedeniyle incelenmesi ve yorumlanması güç yapılar
oluştururlar. Zaman zaman dinamik bir yapı kazandırılmaya çalışılsa da,
bu tür modellerin çok önemli bir sakıncası; ekonomik ilişkileri statik
bir şekilde ele alıp yapısal değişimleri yakalayamıyor olmasıdır. Bu nedenle
daha çok kısa dönem analizlerde ve tahminlerde kullanılan ekonometrik modeller,
hızlı ve dinamik bir kalkınma süreci içinde olan ve buna bağlı olarak önemli
yapısal dönüşümlere uğrayan ülkelerdeki yapısal değişim ilişkilerini açıklamakta
yetersiz kalmaktadırlar.
Harrod-Domar modelinin dayandığı
kuramın temelini, “yatırımın ikili karakteri” olduğu varsayımı
oluşturur. Bunlar; yatırımların gelir artırıcı (talep oluşturan) etkisi
ve yatırımların kapasite artırıcı etkisidir (Savaş, 1986). Klasik teoride
tam istihdam varsayıldığı ve toplam talep veri kabul edildiği için yatırımların
yalnızca “kapasite artırıcı” etkisi üzerinde durulmuştur. Buna karşılık
kısa devreleri içine alan Keynesci teori ise ekonominin üretim kapasitesini
sabit varsaymış ve yatırımların yalnızca “gelir artırıcı” etkisi üzerinde
(çarpan katsayısı yardımıyla) durmuştur. Modern büyüme teorisinin özünü
ise, yatırımın kapasite yaratıcı etkisi oluşturur. Diğer bir deyişle ekonomiler
ancak üretme gücü arttıkça büyür ve gelişirler. Bunun kaynağı ise “yatırım”dır.
Üretim gücünün artması başka şey, gerçekte üretilen mal ve hizmet miktarının
artması başka şeydir. Bu nedenle önemli olan bir taraftan ekonominin üretim
gücü artırılırken diğer taraftan artan üretim gücünü gerçek mal ve hizmet
üretimini artıracak şekilde kullanmaktır. Teknik deyimiyle “ekonominin
tam istihdamda bulunması”nı sağlamaktır. Bunu sağlamak, yatırımlarla
artırılan kapasitenin yanısıra toplam talebin, üretimin ve istihdamın artırılması
ile mümkündür.
“Harrod-Domar Büyüme Teorisi”ni
temel alan modellerde, belirli bir yatırım artışının üretken kapasiteyi
ne oranda artıracağı ya da belirli bir büyüme hızını sağlayabilmek için
ne kadar yatırım yapılması gerektiği konusunda tahminler yapılır. Harrod-Domar
tipi büyüme modelinin kullanıldığı planlama tekniğinde ekonominin kalkınma
hızı, yani sabit fiyatlarla milli gelirdeki artış hızı, ekonominin bütününe
ilişkin olarak hesaplanan sermaye-hasıla oranı yardımıyla hesaplanır. Bu
yapılırken beklenen dış tasarruf miktarı da göz önünde tutulur.
Planlanan dönemde öngörülen milli
gelir artışları için gereken yatırım ve tasarruf düzeyleri bu aşamada belirlenir.
Yatırım-tasarruf dengesinin yanısıra, kaynaklar-harcamalar dengesi, kamu
kesimine ilişkin tüketim, yatırım ve finansman konularını kapsayan finansman
dengesi ve ihracat, ithalat ve görünmeyen kalemler gibi büyüklüklerden
oluşan ödemeler dengesi bu aşamada ele alınır.
Sermaye birikiminin, dolayısıyla üretken kapasite artışının kaynağını oluşturan yatırımlar, ekonomideki toplam tasarruf düzeyi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Toplam tasarruflar, yurt içi tasarruflar ve yurt dışı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılır. Yurt içi tasarruflar kişisel tasarruflar, kurum tasarrufları ve kamu tasarruflarından oluşur. Yurt dışı tasarruflar ise genel olarak yabancı özel sermaye ve dış yardımlardan oluşur. Gelir dağılımı ile ilgili bilgilere dayanarak yurt içi tasarrufların istenen kalkınma hızına ulaşabilmek için gerekli yatırımları karşılayacak biçimde nasıl artırılabileceğini analiz etmek, planlama çalışmalarının önemli bir boyutudur. Yurt içi tasarrufların gerekli yatırımları karşılayamaması durumunda ya açık finansman yolu seçilir, ya yurt dışı tasarruflar artırılmaya çalışılır, ya da kalkınma hızı hedefi düşürülür.
Matematiksel model ve teknikler
kullanılarak hazırlanan planlarda öngörülen amaç ve hedeflerin gerçekleştirilebilmesinin
en önemli ayaklarından biri, kamu sektörü yatırımlarının planlanmasıdır.
Ancak ekonominin bütününü kapsayan Kalkınma Planının gerçekle?ebilmesi
için özel sektörün de plana uygun davranması sağlanmalıdır. Kamu sektörü
yatırım planı ve yıllık yatırım programları, özel sektörün yatırım kararlarını
önemli ölçüde etkilerler. Örneğin; özel sektörün yatırım yapmayı planladığı
bir alana ya da bölgeye kamunun yatırım kararı alarak buradaki talebi karşılamayı
hedeflemesi, özel sektörü yatırım kararından caydırabilir. Buna karşılık,
yapım kararı alınan bir altyapı projesi (yol, liman, havaalanı, vb.) özel
sektörün bu projeyle ilişkili olarak yeni yatırım kararları almasına neden
olabilir. Bu tür dolaylı etkileşimlerin dışında özel sektörün planı benimseyip
uygun davranması kamu kesiminde olduğu gibi direktiflerle değil, makroekonomik
ortamda teşviklerle özendirilerek doğrudan da sağlanabilir. Maliye, para,
döviz kuru, ücret, sanayi ve dış ticaret politikalarından oluşan makroekonomik
ortam, kaynak dağılımı, sermaye birikimi ve ödemeler dengesi ile ilgili
ekonomik davranışların yanısıra büyümeyi de etkiler. Makroekonomik politikalar
belirlenirken ülkenin doğal kaynakları, gelişme düzeyi , kalkınma stratejisi
ve siyasal tercihleri dikkatli bir şekilde analiz edilmeli ve ülkenin kendine
özgü koşullarına uygun bir politika seti oluşturulmalıdır. Bu amaçla, makro
planlama aşamasında geliştirilen makro modelden de yararlanarak alternatif
politikalar ve değişik senaryolar hazırlanmalıdır.
4.2 SEKTÖREL PLANLAMA
Sektörel planlama ya da diğer
bir deyişle sektör analizleri aşaması makro ekonomik planlama ile mikro
ekonomik planlama, yani proje planlama arasında köprü görevi görür. Sektörel
planlamanın “genel planlama süreci” içindeki yeri, Şekil-A4’de
verilen “enerji sektörü planlaması” incelendiğinde açıkça görülmektedir.
Genel olarak sektörlerde üretilecek mal ve hizmet miktarlarının, yani üretim
hedeflerinin ve bunları gerçekleştirmek için her sektöre ne kadar yatırım
yapılacağının belirlendiği bu aşamanın iki ana amacı vardır:
1. Sektörlerin tanımı ve kapsamlarının
belirlenmesi : Bu a?amada ilk önce ekonominin kaç sektöre ayrılacağına
karar verilir. Sektörler ve kapsamları, ayrıntılı bir biçimde, sektör,
alt sektör, dal ve ürün bazında uluslararası standartlara ya da ülke koşullarına
göre geliştirilen sınıflandırmalara uygun olarak tanımlanır. Sektörler
ve bu sektörlerin kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tanımları üretim
açısından farklı, tüketim açısından farklıdır. Örneğin; üretilen mallar
tüketilme biçimlerine bağlı olarak üçe ayrılır (OECD, 1972):
-Tüketim Malları: Nihai tüketim için tüketicilere satılan mallara denir. Bu mallar, dayanıklı (buzdolabı, çamaşır makinası, elektrikli ev aletleri, mobilya, otomobil, vb.) ve dayanıksız tüketim malları (gıda, temizlik malzemeleri, ulaşım hizmetleri, vb.) olarak ikiye ayrılır.
-Ara Mallar: Nihai tüketim malları üretmek üzere üretim tesislerinde girdi olarak kullanılan ve işlem gören mallardır ( Demir-çelik, çeşitli kimyasallar, gübreler, vb.).
-Yatırım Malları:
Nihai ürün ya da ara malı üretiminde kullanılmakla birlikte bir kere kullanılma
ile tükenmeyen mallardır. Bunlar arasında makina tezgahları, endüstriyel
binalar, enerji üretiminde kullanılan makina ve donanımlar ve benzerleri
sayılabilir.
Bazı mallar aynı sektörün ürünü olmalarına rağmen kullanılış biçimlerine bağlı olarak değişik kategorilerde gösterilir. Örneğin;
Türkiye’de ise benzer nitelikte
çalışmalara ek olarak plan hazırlık çalışmaları sırasında bir taraftan
makro ekonomik politikaların analizinde kullanılmak üzere model çalışmaları
yürütülürken, diğer taraftan aynı anda kurulan “özel ihtisas komisyonları”nın
hazırladığı raporlardan da geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Hemen hemen
her sektör için kurulan ve ilgili sektörde söz sahibi olan özel kesim ile
kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinden ve konuyla ilgili diğer uzmanlardan
oluşan “özel ihtisas komisyonları” sektördeki geçmiş plan dönemi uygulamalarını
değerlendirip gelecek plan dönemi için politika, program ve proje önerileri
içeren birer rapor hazırlarlar. Plan çalışmalarında geniş ölçüde yararlanılan
bu raporlar planlama çalışmaları ve hedeflerin belirlenmesinde bağlayıcı
değildir.
3. Sektör analizleri (hedefler,
politikalar ve tedbirlerin belirlenmesi): Bu aşamada ilk önce Ö.İ.K.
raporlarından da yararlanılarak sektörün durumu ayrıntılı bir şekilde analiz
edilir. Daha sonra sektörler, alt sektörler ve mal bazında talep ve üretim
projeksiyonları yapılarak hedefler saptanır. Ayrıca bu hedefler ışığında
her sektörle ilgili olarak yapısal değişmeleri de öngören ilke, politika
ve tedbirler belirlenir.
Sektörel analiz ve planlama çalışmalarında
enerji, ulaştırma, madencilik, turizm ve benzeri kendine özgü ayırdedici
özellikleri olan sektörler için hazırlatılan ana (master) planlardan da
geniş ölçüde yararlanılır.
Sektörel analizler sırasında mal
ve hizmetlerin üretim ve tüketim miktarları, bunların coğrafi dağılımı,
yurtiçinde ve yurt dışındaki arz-talep dengesi, fiyatlar, stoklar, üretim
kapasitesi, kapasite kullanım oranları, ithalat, ihracat, üretim teknolojilerinin
durumu, sektörde faaliyet gösteren kuruluşların durumu, sektörde yürütülen
yatırımlar, rekabet edebilirlik ve ihracat olanakları gibi konular ayrıntılı
bir biçimde incelenir.
Sektör analizleri, sektörlerarası
ve sektör içi öncelikler ile sektörlerle projeler arası ilişkilerinin belirlenebilmesi
için kaçınılmaz bir aşamadır. Ancak, makro ekonomik planlama modelleri
ya da fayda-maliyet ve benzeri proje analiz teknikleri ile kıyaslandığında,
genel olarak ihmal edildiği görülen sektör analizleri konusunda yol gösterici
nitelikte teorik ya da pratik rehber ya da el kitapları geliştirilmemiştir.
Sektör analizinin hizmet ettiği amaçlar şu şekilde sıralanabilir:
Ö.İ.K. raporlarındaki üretim ve talep tahminleri ile sektörel planlarda yer alan üretim ve talep hedefleri birbirinden farklı olabilir. Çünkü, bu aşamada elde edilen projeksiyonlar mevcut durumun analizinin yanısıra planlama çalışmalarının ve siyasal tercihlerin ortaya koyacağı öncelikler çerçevesinde izlenecek politikaların etkisini de yansıtmaktadır.
Herhangi bir mal ve hizmete ilişkin
talep projeksiyonları yapılırken kullanılan değişik yöntemlerden bazıları
şunlardır (OECD, 1972):
- Eğilim projeksiyonları ya da
zaman serisi kullanılması,
- Teknik katsayıların kullanılması,
- Input-output analizi,
- Uluslararası karşılaştırmalar,
- İhracat ya da ithal ikamesi imkanlarının araştırılması,
- Ekonometrik modeller (esnekliklerin kullanılması, vb.)
- Anket ve örnekleme çalışmaları (hanehalkı anketleri, vb.),
- Uzmanlığa dayanılarak yapılan tahminler.
Nihai talep tahmininden sonra
iç ve dış talep miktarları belirlenir. Üretim düzeylerinin ve bu üretimleri
gerçekleştirebilmek için gereken yerli ve ithal ara malı miktarlarının
tahmin edilmesinde sektörel büyüme potansiyelleri de dikkate alınarak sektörler
arası ilişkileri gösteren girdi-çıktı tablolarından yararlanılır. Girdi-çıktı
tabloları, sektörler arası ve sektörler ile makro büyüklükler arasındaki
tutarlılığın sağlanması ve kalkınmayı sürükleyen kilit sektörler ile yatırım
önceliklerinin belirlenmesinde de kullanılır.
4. Önceliklerin belirlenmesi
ve yatırımların sektörel olarak dağıtılması: Sektörel yatırım tutarlarının
hesaplanabilmesi için sektörel sermaye-hasıla katsayılarından ya da yatırım
matriksinden yararlanılır. Ayrıca her sektör için Ö.İ.K. raporlarından
da yararlanılarak hazırlanan ve potansiyel yatırım olanaklarını gösteren
“yatırım olanakları genel etüdü” ile mevcut “kamu proje stoku”ndan
yararlanılarak hazırlanan “proje listeleri”nden yararlanılır. Birçoğu fikir
aşamasında olan bu projeler, proje planlama aşamasında geliştirilerek ödenek
tahsisi yapmak üzere değerlendirmeye alınır.
Sektörel planlama aşamasında,
sektörel ve bölgesel yatırım olanaklarının araştırılması ve proje fikirlerinin
oluşturulabilmesi için sektör analizlerinde de kullanılabilecek birçok
istatistiksel veri toplanır. Değişik sektörler için toplanan ve değerlendirilen
bu bilgiler yardımıyla sektörlere has bazı parametreler geliştirilebilir
ve sektörel politikaları oluşturma, sektörel ve bölgesel yatırım olanaklarını
araştırma, proje geliştirme, proje analizi ve seçimi sırasında kullanılabilir.
4.3 PROJE PLANLAMA
Yatırım projelerinin planlandığı
bu aşama, kalkınma planlarından beklenen yararların sağlanmasındaki en
önemli aşamadır. Makro planlama ve sektörel analizlerle ortaya çıkan planın
temel çerçevesi, bu aşamada seçilen projelerle tamamlanır. Projeler, planın
en önemli kısmını oluşturur. Çünkü planların bütünlüğü, tutarlılığı ve
uygulama alanındaki başarısı, belirli ölçütlere göre doğru olarak seçilmiş
projelerin aksatılmadan uygulanmasına bağlıdır.
Proje planlama aşamasında, plan
ya da programda hangi projelerin yer alacağı, her sektör içinde hangi projelere
öncelik verileceği ve sektörel planlama aşamasında belirlenen sektörel
yatırım tutarlarının projeler arasında nasıl bölüştürüleceği kararlaştırılır.
Mikro planlama olarak da tanımlanan
“proje planlama”, plan hazırlama süreci açısından bakıldığında, aşağıdan-yukarıya
doğru işleyen bir süreçtir. Bu nedenle, genel olarak yukarıdan-aşağıya
doğru işleyen makro planlama ve sektörel planlama süreci ile aşağıdan-yukarıya
doğru işleyen proje planlama süreci arasında tutarsızlıklar doğabilir.
Bunlar, süreçlerin zaman zaman tersine çalıştırılmasıyla düzeltilebilir.
Ulusal ve sektörel hedeflerin
somutlaştırıldığı bir aşama olan proje planlama aşaması, politikacılar,
planlamacılar, uygulayıcı kamu kurum ve kuruluşlarının yönetici ve temsilcilerinin
ekonominin pratik sorunlarıyla yüz yüze geldikleri ve birlikte çözüm aradıkları
tek aşamadır. Bu aşamada hangi projenin, nerede ve ne boyutta uygulanacağı,
hangi ihtiyacı karşılayacağı, nasıl finanse edileceği, ne kadar insana
iş olanağı sağlayacağı, ne kadar mal ve/veya hizmet üreteceği ve bunların
nasıl pazarlanacağı gibi birçok konuya karar verilir.
İster ülke isterse kuruluş düzeyinde olsun, kaynakların en etkin bir şekilde kullanılması ve seçeneklerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi, değişik alanlarda kusursuz olarak hazırlanmış yatırım projeleriyle yakından ilgilidir. Kusurlu ve eksik yanları bulunan projelerin seçiminden doğacak zararları önceden görüp önleyebilmek için, bir çok konuda ayrıntılı incelemeler ve analizler yapılması gerekir.
EK-A1
: DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI ORGANİZASYON ŞEMASI
EK-A2 : TÜRKİYE'DE KAMU YATIRIM PROGRAMININ HAZIRLANMASI SÜRECİ
EK-
A3 : TÜRKİYE’ DE UYGULANAN BÜTÇE HAZIRLAMA SÜRECİ
a. Bütçe hazırlanmasındaki
yasal dayanaklar
- Anayasanın 161 inci maddesi; Devletin ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılır. Mali yıl başlangıcı ile genel ve katma bütçelerin nasıl hazırlanacağı ve uygulanacağı kanunlarla belirlenir. Kanun, kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetler için özel süre ve usuller koyabilir. Bütçe kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.
- 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye
Kanununun 34 üncü maddesi; "Bakanlıklardan herbiri kendi bütçesini hazırlayarak
Temmuz ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına gönderir. Maliye Bakanı da kendi
Bakanlığının gider bütçesi ile gelir bütçesini hazırlayıp ötekilerle birleştirerek
Devletin bir yıllık genel bütçe tasarısını meydana getirir. Bu tasarı Bakanlar
Kurulunca incelenip onandıktan sonra mali yılın başından en az 75 gün önce
(bu hüküm Anayasanın 162 inci maddesinde de yer almaktadır), Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulur."
b. Bütçe Hazırlama Süreci ve
Yöntemi
1- Bütçe hazırlıkları Haziran
ayında Başbakanın bütçe çağrısı ile başlar. Bütçe çağrısı genel ekonomik
hedefler ve tedbirler ile bütçe hazırlama esaslarını düzenler.
Bakanlık veya idare, yeni yılda
yapacağı işleri belirlemek üzere taşra ve merkez teşkilatına duyuru yaparak
ihtiyaçlarını bildirmelerini ister. Hükümet programına göre ve bakanlığın
veya idarenin öncelikle yapacağı bir iş var ise gerektirdiği kaynak ihtiyacını
da hesaplayarak bütçe teklifini hazırlar.
2- Maliye Bakanlığı bütçe tekliflerinde
uyulması gereken temel ilkeler ile, tesbit edilen standartları belirleyen
bütçe hazırlama rehberini yayınlar. Başbakanlık genelgesi ekinde yatırım
programı hazırlama esasları, DPT tarafından yayınlanır.
3- Kurumlar, cari ve transfer
nitelikli (vizeli kamulaştırma hariç) bütçe tekliflerini bu esaslar çerçevesinde
aşağıda belirtilen tablo ve bilgilerin yardımıyla hazırlayarak süresinde
Maliye Bakanlığına gönderirler. Yatırım teklifleri DPT’ye gider.
- Teşkilat şeması
- Hizmet gerekçesi
- Yıllar itibariyle program maliyetleri
- Ödenek türleri itibariyle ödenek ve harcamalar
- Harcama kalemleri ayrıntı kodları ve ödenek türleri itibariyle bütçe teklifi
- Ödenek cetveli
- Aylık ödenek kullanım programı
- Aylıklı personel durumu
- Memur kadroları
- Akademik kadrolar
- Personel ödenekleri
- Sözleşmeli ve işçi durumundaki personel
- Sözleşmeli personel pozisyonları dolu-boş
- Sürekli işçi kadroları dolu-boş
- Bütçe fişi
- Faaliyet Maliyetinin tesbitine ilişkin bilgi formu
- Döner sermaye
- Fon bütçe teklifi
- Fon gerekçesi
- Fon bütçe fişi
- Satın alınacak taşıtlar
- Mevcut taşıtlar
- Mevcut lojmanlar
- Mevcut sosyal tesisler
- Telefon, faks, bilgisayar abone sistemi, çağrı cihazı bilgi formu
- Uluslararası kuruluşlar bilgi formu
Kuruluşlar, yatırım ve vizeli
kamulaştırma tekliflerini de aşağıda belirtilen bilgi formları yardımı
ile hazırlarlar.
- Yatırım projeleri listesi
- Yatırım projelerinin yıllara göre dağılımı
- Yatırım projeleri özeti
- İdame ve yenileme yatırımları
- Taşıt araçları listesi
- Kamulaştırma harcamalarının proje bazında dağılımı
- Proje izleme formu
- Halen işlemde olan dış proje kredileri
- Dış kredi sağlanması istenen projeler
- Bir önceki yıl ödeneği ve harcama tahmini
- Genel-Katma bütçeli kuruluşlarda personel durumu
- Sabit sermaye yatırım deflatörleri
- Dış para için deflatör
- Proje değerlendirme özet formu
4- Maliye Bakanlığına gelen bütçe
teklifleri toplanarak ilk teklif olarak konsolide bütçe rakamı bulunur.
Genellikle makulün çok üstünde bir büyüklük ortaya çıkar.
Bu arada, uzmanlar kuruluşun bütçe
tekliflerini inceleyerek istenen rakamların hizmete yetip yetmeyeceğini
belirleyen bir rapor hazırlarlar.
5- Kurumların bütçe tekliflerinin, bütçe çağrısı, bütçe rehberi ve yatırımlarla ilgili Başbakanlık genelgesi çerçevesinde hazırlanıp hazırlanmadığı cari ve transfer ödenek teklifleri için Maliye Bakanlığınca, yatırım ödenek teklifleri için DPT tarafından incelenerek kurumlarla yapılan görüşmelerle sonuçlandırılır.
Kuruluşlarla, teknik görüşmeler
Ağustos sonu ile Eylül ayının içinde yapılır. Uzmanların ön değerlendirmelerine
netlik kazandırılır.
6- Genellikle Ağustos ayının ikinci
yarısı ile Eylül ayının ilk yarısında, konsolide bütçenin büyüklüklerinin
ne kadar olacağına ilişkin olarak Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı,
DPT ve Merkez Bankasının üst düzey temsilcilerinin katıldığı bir dizi toplantılar
yapılır.
Sonuçta, mutabakat sağlanan rakamlar
Başbakana ve ekonomiden sorumlu Bakanlara sunulur ve ön talimatları alınır.
Bu arada makro hedefler de belirlenir.
7- Bundan sonra bütçe taslağı
Yüksek Planlama Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.
8- Burada belirlenen konsolide
bütçe büyüklüklerine göre; kuruluş bütçelerine, uzmanların tespitleri de
dikkate alınarak, ödenek dağılımı yapılır.
9- Yatırım ödeneklerinin kuruluşlara
dağıtılması DPT ve vize edilmesi DPT ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılır.
10- Bu rakamlara göre hazırlanan
bütçe tasarısı Bakanlar Kurulunca Hükümet teklifi haline getirilerek mali
yılbaşından en az 75 gün önce TBMM'ne sunulur.
11- Bütçe, önce Plan Bütçe Komisyonu'nda
daha sonra Genel Kurulda görüşülerek kanunlaşır.
|
|
|
|
|
|