B. PROJE PLANLAMASI
 
1. GİRİŞ
 
Planlama sürecinin; planın hazırlanması, uygulanması ve uygulamanın izlenmesi ve değerlendirilmesi şeklinde üç aşamadan oluştuğu belirtilmişti. Benzer şekilde “proje planlama süreci” dendiğinde de, projenin fikir olarak doğmasından uygulamanın değerlendirilmesine kadar geçen bütün aşamaları anlamak gerekir. Yatırım projeleri birbirini izleyen bu aşamalardan geçerek olgunlaşır (Şekil-B1). Bir yatırım projesinin fikir olarak doğuşundan hazırlanmasına, analizine, elenmesi ve/veya seçimine, uygulanmasına, işletmeye alınmasına ve sonunda uygulamasının değerlendirilmesine kadar geçen aşamaların bütününe “proje çevrimi” (project cycle) denir (Baum; Tolbert, 1985). Sürecin bütününe proje çevrimi denilmesinin nedeni, mantıksal bir dizi izlemekte olan aşamaların zaman zaman geriye dönüşlü olarak da çalıştırılıyor olmasıdır. Birbiriyle sıkı bir şekilde ilişkili olan ve bütünsel olarak ele alınması gereken bu aşamalardan herhangi birinin gözden uzak tutulması, tutarlı ve doğru kararlar alınmasını güçleştirir. Bu aşamaların birinden ötekine geçiş kesin ve açık bir karara dayanmalıdır. Proje çevrimini oluşturan aşamalar beş ana başlık altında toplanabilir:
  1. Proje Oluşturma

2. Proje Hazırlama

3. Proje Analizi ve Seçimi

4. Proje Uygulaması ve İzleme / Değerlendirme

5. İşletmeye Geçiş ve Tamamlama Sonrası Değerlendirme
 

Yukarıda ana başlıklar itibariyle verilen proje planlama aşamaları, daha ilerideki bölümlerde ara aşamaları ile birlikte ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
 

Şekil-b1
 

Türkiye'nin gümrük birliği anlaşması yaptığı ve tam üye olmayı amaçladığı "Avrupa Topluluğu" bünyesinde yer alan finansman kurumlarından (çeşitli fonlar, Avrupa Yatırım Bankası, EBRD vb.) kredi (hibe ya da borç) talebinde bulunulan projeler için "Avrupa Toplulukları Komisyonu" tarafından geliştirilen ve uyulması istenen "Proje Çevrimi Yönetimi" anlayışı, bazı ayrıntılar dışında yukarıda sözedilen proje çevrimi ile aynıdır. Bütünsel Yaklaşım ve Mantıksal Çerçeve olarak isimlendirilen bu yönteme göre; projelerin "bütünsel yaklaşım" anlayışıyla ele alınması, ilk fikirden, projenin tamamlanmasını izleyen birkaç yıl içinde yapılan son değerlendirmeye kadar geçen tüm proje çevrimi aşamalarında vazgeçilmez olan faktörlerin göz önünde bulundurulması ve karar vericiler, uygulayıcılar ve projeden yararlananların etkin katılımının sağlanmasıyla proje başarısının ve sürdürülebilirliğinin güvenceye alınması istenmektedir. Bütünsel yaklaşım anlayışına göre; proje çevriminin altı aşamadan oluştuğu kabul edilmiştir (EC, 1993). Bu aşamalar şunlardır:
 

      1. Yol Gösterici Programlama
      2. Proje Oluşturma
      3. Proje Hazırlama ve Analiz
      4. Projenin Finansmanı
      5. Uygulama
      6. Son Değerlendirme
Her aşamada üretilecek olan ve gerekli kararların temelini oluşturan belgelerin standartlaşmış bir biçimde ve aynı temel formata göre hazırlanması istenmektedir. Kullanılan format esas olarak proje hazırlama aşamasında var olan görevleri yansıtmakla birlikte uygulama ve değerlendirme aşamalarında önemli bir değişikliğe uğramaz.
 

1970'lerde geliştirilen ve Komisyon tarafından benimsenmiş olan bu formatın oturduğu "mantıksal çerçeve" çeşitli teknik yardım ve kalkınma işbirliği kuruluşları ( GTZ vb.) tarafından da kullanılmaktadır. Yöntem, bir analitik süreç ile bu sürecin sonuçlarının nasıl sunulacağından oluşur. Mantıksal çerçeve, bir eylemin (proje) en önemli yönlerinin matriks biçiminde özetlendiği ve uygulamaya dönük olarak tanımlandığı, birbiriyle bağlantılı bir dizi kavramdan oluşur. Çerçeve projenin iyi planlanıp planlanmadığının kontrol edilmesini sağladığı gibi izleme ve değerlendirmede yapılan düzeltmeleri de kolaylaştırır. Bu çerçevenin genel amacı, proje hedefleri ile projenin sonuçları arasındaki nedensellik ilişkisini açık olarak görmek ve projeyi daha rahat bir şekilde analiz etmektir. Mantıksal çerçeve, projeleri hazırlayanların ve uygulayanların fikirlerini daha iyi bir biçimde düzenlemelerine, formüle etmelerine ve bunları belirgin ve standartlaşmış bir biçimde ortaya koymalarına yardım eder.
 

Mantıksal çerçeve, proje ya da programın hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sırasında uygulanır. Bir mantıksal çerçeve çizilmeden önce yeterli miktarda güvenilir veri toplanmış ve bir durum analizinin yapılmış olması gerekir. Proje çevriminin her aşamasında bilgiyi toplar ve çözümlerken mantıksal çerçevenin uygun bir biçimde uygulanmasına özel bir özen gösterilmelidir.
 

Mantıksal Çerçeve Matriksi ve temel kavramların açıklaması aşağıda verilmiştir.
 

Genel Amaçlar : Projenin doğrudan hedefini aşan daha geniş kapsamlı amaçlardır. Örneğin; geri kalmış bir yörede kurulacak bir demir-çelik tesisi ile belirli bir miktarda çelik üretimi hedeflenirken genel amaç bölgesel kalkınma olabilir. Diğer projeler ve faaliyetler de bu genel amaçlara erişilmesinde yardımcı olur.
 

Projenin Hedefi : Projenin gerçekleştirilmesiyle erişilecek olan ve hedef kitle üzerindeki faydalı etkileri proje bittikten sonra da sürmesi beklenen hedeflerdir.
 

Mantıksal Çerçeve Matriksi :

 
 
 
Müdahale Mantığı
Nesnel Olarak Doğrulanabilir Göstergeler
Göstergelerin Doğrulanacağı Kaynaklar
Varsayımlar 
Genel Amaçlar
Projenin Hedefi   

 

Sonuçlar   

 

Faaliyetler   

 

Araçlar
Maliyetler
Ön Koşullar
 
 

Sonuçlar : Bir araya geldiklerinde projenin hedefinin gerçekleştirilmesini sağlayan faaliyetlerin “ürünleri”dir.
 

Faaliyetler : Sonuçları elde etmek için yapılması gereken işlerdir.
 

Müdahale Mantığı : Genel amaçlara katkıda bulunulması için proje çerçevesinde atılması gereken bütün adımları kapsayan ve projenin temelinde yatan stratejidir.

 
Nesnel Olarak Doğrulanabilir Göstergeler : Genel hedefler, proje ve projenin sonuçları ayrı ayrı zaman ve yer belirtilerek hedef kitlenin miktar ve nitelik olarak elde edeceği faydaları ifade eder. Bu sütunun en alt satırında ise planlanan faaliyetleri yürütmek için gerekli fiziksel ve fiziksel olmayan araçlar (girdiler) gösterilir.

 
Göstergelerin Doğrulanacağı Kaynaklar : Nesnel olarak doğrulanabilir göstergelerin kontrol edilme ve doğrulanma kaynaklarını belirtir. Bu sütunun son satırına da girdiler için öngörülen maliyetler ve finansman kaynakları yazılır.

 
Varsayımlar : Projenin doğrudan denetimi dışında bulunan, ancak projenin başarısını önemli ölçüde etkileyecek hususlardır. Varsayımlar, yapılacak faaliyetler, sonuçlar, projeninin amacı ve Hükümet tarafından ön koşulların yerine getirilmesi ve destekleyici önlemlerin alınması ile ilgilidir.

 

2. YATIRIM KAVRAMI VE PROJELERİN SINIFLANDIRILMASI
 

2.1 YATIRIM KAVRAMI VE HARCAMALARIN KAPSAMI
 

Genel anlamda yatırım, bir dönem içinde üretilen ya da ithal edilen mallardan tüketilmeyerek ya da ihraç edilmeyerek gelecek döneme aktarılan kısım, olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle yatırım; ekonomide mevcut olan sermaye stokunun, yani mal ve hizmet üretiminde kullanılan üretim tesislerinin, belli bir dönemde korunması ve artırılması için kullanılan kaynaklar ve stoklardaki değişmelerdir.
 

Yatırım kavramının tanımı ve kapsamı, değişik bakış açılarına göre önemli farklılıklar gösterir. Söz konusu bakış açıları şunlardır:
 

 
Makro ekonomi açısından “Brüt Yatırım” ya da “Gayri Safi Yatırım” olarak da tanımlanan “Toplam Yatırım” tutarından “Aşınma ve Yıpranma” payının (amortismanlar) çıkarılmasıyla elde edilen miktara, “Net Yatırım” denir. Kısaca “Sabit Sermaye Yatırımı” denilen “Gayri Safi Sabit Sermaye Yatırımı” ise, “Stok Değişimi”nin toplam yatırımdan, yani gayri safi yatırımdan çıkarılmasıyla elde edilir. Sabit sermaye yatırımları iki temel kategoride incelenir: “Konut Dışı Sabit Yatırımlar” ve “Konut Yatırımları”. Konut dışı sabit yatırımlar, makina-donanım yatırımları ve konut dışı inşaat yatırımlarından oluşur. Bir başka sınıflandırmaya göre sabit sermaye yatırımları; “Makina-Donanım Yatırımları” ve “İnşaat Yatırımları” olmak üzere iki ana başlık altında incelenebilir. Bu sınıflandırmada inşaat yatırımları konut ve konut dışı inşaat yatırımlarından oluşur.

 
Makro ekonomik çerçevede yapılan bir başka sınıflandırmaya göre yatırımlar; Bağımsız (otonom) yatırımlar ve Uyarılmış yatırımlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bağımsız yatırımlar tüketim ve satış miktarına bağlı olmaksızın yapılan yatırımlardır. Uyarılmış yatırımlar ise, ulusal gelirde oluşan değişmelerin (artışların) tüketim harcamaları ile satış miktarlarına yansımasından, yani talep artışından etkilenerek yapılan yatırımlardır.

 
Birleşmiş Milletler'ce benimsenen Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA) çerçevesinde sabit sermaye yatırımı; mal ve hizmet üretmek amacıyla üretici birimlerce üretim sürecinde bir yılı aşkın bir süre boyunca sürekli olarak ya da tekrarlanan bir şekilde kullanılan ve ayrıca kendileri de üretilmiş olan her türlü dayanıklı mallar için yapılan harcamalardır. Uygulama açısından bakıldığında sabit sermaye yatırımları; mali mevzuat hükümlerine göre duran varlık sayılan ve bu nedenle girişimin duran varlıkları hesabına alınan, toplam harcaması (arsa bedeli ve işletme sermayesi hariç toplam proje maliyeti) kullanıma göre yıllara bölünerek amortisman adı altında üretim maliyetlerine dahil edilen ve bu nedenle dönem karından düşülen dayanıklı mal harcamalarıdır.
 

Hangi harcamaların yatırım olduğunun, hangi harcamaların yatırım sayılamayacağının ya da üretilen mal ve hizmetlerin kullanım amacına göre yatırım sayılıp sayılmayacağının iyi anlaşılması gerekmektedir. Çünkü, kişi ve kuruluşlar açısından yatırım olarak kabul edilen çeşitli işlemler, makro ekonomi açısından yatırım kapsamına girmemektedir. Örneğin; yurt içinde kurulmuş ve kullanılmakta olan üretim tesislerinin el değiştirmesi makro açıdan yatırım sayılmadığı halde, onu satın alan özel girişimci açısından yatırım kabul edilmektedir.

 
Diğer taraftan, şirketler ve diğer üretici birimlerce satın alındığında yatırım kabul edilen bazı mallar (motorlu taşıtlar, buzdolabı, çamaşır makinası, mobilya ve benzeri dayanıklı tüketim malları) hanehalkı tarafından satın alındığında gerek ulusal ekonomi, gerekse ulusal muhasebe işlemleri açısından yatırım kabul edilmemektedir. Bu mallar, ticaret amacıyla mal ve hizmet üretmek için kullanılmadıklarından tüketim malı olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık, hanehalkının ya da kişilerin konut yapımı için yaptıkları harcamalar makro ekonomi ve ulusal hesaplar sistemi açısından yatırım kabul edilmektedir.

 
Genel olarak, kamunun askeri amaçlar için aldığı dayanıklı mallar için yapılan harcamalar tüketim harcaması olarak kabul edilmektedir. Ancak, Birleşmiş Milletlerin 1968 Milli Muhasebe Sistemine (SNA) göre askeri amaçla gerçekleştirilen inşaat (lojman yapımı ve bu lojmanların onarımı hariç) ve makina-donanım yatırım harcamaları gayri safi sabit sermaye oluşumuna dahil edilmeyip nihai tüketim harcaması olarak değerlendirilirken, 1993 SNA’da kapsam genişletilerek silah ve bunların destekleme sistemleri dışında kalan ve sivil amaçlı kullanıma elverişli bütün askeri yapılar ve malzemeler yatırım olarak kabul edilmiştir. Bu harcamalara örnek olarak hava alanları, rıhtımlar, yollar, hastaneler ve diğer yapılar sayılabilir.

 
Arsa ve arazi alımı, üretilmiş bir mal ya da sermaye stokuna eklenmiş yeni bir varlık olmadığından makro ekonomi açısından bir yatırım değil, el değiştirme (transfer) sayılır. Bu nedenle kamunun arsa ve arazi alımları için yapmış olduğu harcamalar bütçede yatırım harcamaları içinde değil, transfer harcamaları içinde yer alır. Buna karşılık, arsa ve arazi düzenlemesi için yapılan harcamalar ile yeni bir değer yaratıldığından, bu tür harcamalar yatırım sayılır.

 
Kalkınma planlarında ve yatırım programlarında yer alan projelerin arsa bedelleri, bütçe tekniği ve makro ekonomi açışından yapılan hesaplamalarda yatırım sayılmazken projenin finansman (kaynak) ihtiyacını belirlemek ve projeyi ticari açıdan analiz edebilmek için “proje toplam tutarı” içine dahil edilir. Diğer taraftan projenin ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirildiği fayda-maliyet analizi sırasında proje maliyetini oluşturan diğer kalemlerle birlikte arsa bedeli de nominal değer üzerinden değil, fırsat maliyetiyle eklenir.

 
Herhangi bir projenin toplam yatırım tutarı, sabit sermaye yatırımları ( üretim öncesi harcamalar, arsa bedeli ve beklenmeyen giderler dahil) ile net işletme sermayesinin toplamı olarak tanımlanır. Sabit sermaye, bir mal ve hizmet üretimi amacı ile gerçekleştirilen tesise ait yatırımın inşaat dönemi için gereken kaynaklardan oluşur. UNIDO’nun 1991 yılında yayınladığı genişletilmiş ve revize edilmiş olan “Manual For The Preparation Of Industrial Feasibility Studies” adlı eserde, daha önce sabit sermaye yatırımları içinde yer alan bazı harcama kalemleri “üretim öncesi harcamalar” başlığı altında toplanmakta ve toplam yatırım harcamaları üç ana başlık altında verilmektedir. Buna göre toplam yatırımlar;

 
1. Sabit SermayeYatırımları,

2. Üretim Öncesi Harcamalar,

3. İşletme Sermayesi

olarak gruplandırılmaktadır.

 
Yatırım dönemi faizleri hariç üretim öncesi harcamalar, “yatırım öncesi hazırlık çalışmaları”, “mühendislik ve proje uygulaması giderleri” ve “teknoloji ödemeleri” olarak üç ayrı gruptan oluşur.

 
"Etüd İşleri" ya da "Etüd-Proje İşleri" olarak da adlandırılabilecek olan yatırım öncesi hazırlık çalışmaları ile ilgili giderler; olanak etüdleri, ön-yapılabilirlik etüdü, yapılabilirlik etüdü, ana plan ve benzeri destek çalışmaları, proje hazırlanması ve planlanması ile ilgili danışmanlık hizmetleri, arazi etüdleri, zemin etüdleri, rezerv tahminleri, hammadde ve yardımcı madde etüdleri, laboratuvar ve kalite testleri, pilot testleri ve benzeri diğer yatırım öncesi hazırlık incelemeleriyle ilgili harcamalardan oluşur. Kesin yatırım kararının verilmesinden sonra başlatılması gereken "uygulama projelerinin hazırlanması" işlerinin, bu kararın verilmesine temel oluşturan etüd işleri kapsamında yer almaması gerekir.

 
İnşaat ve montaj işlerini kapsamayan mühendislik ve proje uygulaması giderleri ana hatlar itibariyle aşağıdaki hizmetlerin karşılığı olarak yapılan harcamalardan oluşur:
 
 

 
İşletme sermayesi hariç toplam yatırımları (sabit sermaye yatırımları artı üretim öncesi harcamalar) oluşturan ana kalemler şunlardır:
   
Endüstriyel yatırımlarda sabit yatırımın gerçekleştirilerek tesisin çalışabilir duruma getirilmesi, üretime geçebilmek için yeterli değildir. Üretimde kullanılacak hammaddenin sağlanması, makina-donanımla ilgili yedek parçaların üretimin aksamaması için elde bulundurulması, gereken durumlarda hemen harcayabilmek için kasa ve bankada nakit bulundurulması ve müşterilerin isteklerini karşılayabilmek için stok bulundurulması zorunludur. Bu amaçla harcanan ve/veya bağlı tutulan kaynaklar işletme sermayesini oluşturur. Diğer bir deyişle işletme sermayesi; proje ile gerçekleştirilen tesisin tümü ya da bir kısmı ile, mal ve hizmet üretmek için başlangıçta ihtiyaç duyulan kaynaklardır. Bu nedenle proje maliyeti (toplam proje tutarı) yukarıda da açıklandığı gibi, üretim öncesi harcamalar dahil sabit sermaye yatırımları ile işletme sermayesinin toplamıdır.

 
İşletme sermayesini oluşturan varlıklar üretim döneminin sonunda tükenirler, biçim değiştirirler ya da pazara sunulurlar. İşletme sermayesi hem “döner nitelikteki üretim araçlarını” hem de bunların sağlanmasında kullanılan kaynakları içermektedir. İşletme sermayesi mevcut ve faaliyette bulunan işletmelerin bilançolarının aktif bölümünde döner değerler ya da cari aktifler adı altında bulunan ve nakit (kasa ve banka), menkul değerler, alacaklar, stoklar (hammadde, yarı mamul ve mamul madde) ve peşin ödenmiş gider kalemlerinden oluşur. Proje sözkonusu olduğu zaman menkul değerler ve peşin ödenmiş giderler işletme sermayesi içinde bulunmayacaktır. O halde, proje için işletme sermayesi, kasa ve bankadaki paralar ile stoklardan oluşur.

 
Toplam proje yatırım tutarının, yani bağlı tutulacak kaynak miktarının belirlenmesinde ve projenin analizinde son derece önemli olan işletme sermayesi, makro ekonomi açısından sabit sermaye yatırımı olarak kabul edilmez. Bu nedenle, yatırım programına alınan projelere tahsis edilen yıllık yatırım ödenekleri içinde işletme sermayesi yer almaz. Ancak, bitme aşamasındaki projeler için, proje sahibi kuruluş bütçesinin hazırlanması sırasında işletme sermayesi amacıyla yeterli ödenek ayrılmalıdır. Projelerin ticari açıdan analizi sırasında işletme sermayesinin tamamı maliyet olarak göz önüne alınır. Buna karşılık, fayda-maliyet analizi sırasında yalnızca fiziksel mallara (stoklara) bağlanan (yatırılan) kısım maliyetlere dahil edilir. Nakit olarak kuruluş kasasında ya da bankada tutulan ya da menkul değer satın almada kullanılan paranın ekonomik açıdan maliyeti yok varsayılır.

 

2.2 PROJE KAVRAMI VE PROJELERİN ÖZELLİKLERİ
 

Proje kavramını çok değişik biçimlerde tanımlamak mümkündür. Ancak bu çalışmada baştan beri kullanılan “proje” kavramı ile “yatırım projesi” kasdedilmektedir.
 

En geniş anlamda proje, belli mal ve hizmetlerin üretiminin gerçekleştirileceği tesisler oluşturmak amacıyla kaynak tahsis edilmesini öngören yatırım önerisidir.
 

Bir başka tanıma göre proje; insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetlerin (faydaların) üretimini sağlayacak yeni birimlerin oluşturulması amacıyla kaynakların (proje maliyeti) belli bir sistematik çerçevesinde harcanmasıdır.
 

Birleşmiş Milletlerin tanımına göre yatırım projesi; toplumda belirli bir zaman dilimi içinde mal ve hizmetlerin üretimini artırmak için bazı olanakları yaratma, genişletme ve/veya geliştirmeye dönük bir öneridir.

 
Projelerin çok çeşitli özellikleri vardır. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir :

 
1. Proje, gelecekte daha fazla kaynak elde etmek amacıyla mevcut kaynakların bir kısmının bugünden bağlanmasını gerektirir.

2. Gelecekte elde edilecek faydalar için başlanan projelerin gerçekleştirilmesi uzun zaman alabilir. Projelerin hazırlanması, analizi, seçimi ve uygulanması için geçen bu süreye "olgunlaşma süresi" denilmektedir. Kaynakların uzun bir dönem için bağlanmasına neden olan bazı projelerin yaratacağı faydalı etkilerin görülmesi ve hissedilmesi de çok uzun yıllar alabilir.

3. Projelerin ekonomik ömürleri 15 yıl ile 50 yıl arasında değişmektedir. Eğer yeterli bakım sağlanırsa bazı projeler sürekli olarak da hizmet edebilir.

4. Kaynak kullanarak fayda elde etmek üzere gerçekleştirilen ve karmaşık bir yapıya sahip etkinliklerden oluşan projelerin oldukça önemli dışsal etkileri de olabilmektedir.

5. Bir değişim aracı olan proje, bir ülkenin kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlamak üzere politik karar almadan başlayarak kaynak bileşimini ve düzeyini değiştirmeye kadar sürdürülen eşgüdümlü eylemlerin tamamıdır.

6. Projeler, faydalı mal ya da hizmet üretiminde kullanmak amacıyla arazi düzenleme, binalar ve diğer yapılar, makina-donanım vb. içeren yeni ya da ek üretim kapasiteleri yaratırlar.

7. Projeler, kısıtlı kaynakların vazgeçilmez bir biçimde belli bir alana bağlanmasına neden olurken bu kaynakların başka alanlarda kullanılmasını da engellemiş olurlar.

8. Çok büyük miktarlarda kaynak ihtiyacı olan bazı büyük projelerin ( Güney Doğu Anadolu Projesi vb.) planlanması, değerlendirilmesi ve uygulamasının izlenip koordine edilmesi için özel düzenlemeler gerekir.

9. Projelerin tamamı, konsolide devlet bütçesinden finanse edilemez ve sık sık farklı finansman yollarından yararlanılır. Bunlar; kamu iktisadi teşebbüslerince yaratılan kaynakların kendi yatırımlarının finansmanında kullanılması, bütçe dışı fonlardan ya da yerli kalkınma bankalarından yararlanılması, dış ülkelerden ve uluslararası kalkınma bankalarından kredi sağlanması, projenin tam olarak ya da ortaklık şeklinde yabancı sermayeye açılması, yap-işlet-devret modelinin uygulanması ve finansal kiralama olarak özetlenebilir.

 

2.3 PROJELERİN SINIFLANDIRILMASI
 

Genel olarak projeler; büyüklüklerine, yürütücülerine, amaçlarına, üretime yaptıkları katkı biçimlerine, ürettikleri mal ve hizmetin yer aldığı sektöre ve niteliklerine göre sınıflandırılırlar.
 

Projeler, büyüklükleri bakımından üçe ayrılmaktadır: büyük, orta ve küçük ölçekli projeler.
 

Projeler, yürütücü kuruluşları bakımından kamu projeleri ve özel sektör projeleri olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca kamu ve özel sektörün birlikte yürüttüğü karma karakterli projeler de olabilir.
 

Projeler, amaçları bakımından üçe ayrılabilir: kar amacı güden projeler, kar amacı gütmeyen projeler (kamu sektörü tarafından yürütülen sosyal amaçlı altyapı projeleri vb.) ve faydaları çoğu kez ölçülemeyen araştırma projeleri.
 

Projeler, üretime yaptıkları katkı biçimi bakımından ikiye ayrılabilir: altyapı projeleri ve doğrudan üretken projeler. Altyapı projeleri de kendi içinde ekonomik altyapı projeleri (karayolları, demiryolları, havaalanları, limanlar, enerji vb.) ve sosyal altyapı projeleri (eğitim, sağlık, konut, içme suyu, kanalizasyon vb.) şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
 

Projeler üretilecek mal ve hizmetin yer aldığı sektöre göre; tarımsal projeler, madencilik projeleri, imalat sanayi projeleri, enerji projeleri, ulaştırma-haberleşme projeleri, eğitim projeleri, sağlık projeleri, turizm projeleri gibi isimler alırlar. Sektörler bazında sınıflandırılan projeler daha da ileri gidilerek alt sektör bazında da sınıflandırılabilir. Buna örnek olarak gıda, tekstil, demir-çelik, karayolu, havayolu, demiryolu ve benzeri alt sektör projelerini verebiliriz.

 
Yatırım projeleri nitelikleri açısından yediye ayrılabilır:

 
1. Etüd Projeleri

2. Yeni Yatırım Projeleri,
3. Tevsi Projeleri,
4. İdame ve Yenileme Projeleri,
5. Tamamlama ve Darboğaz Giderme Projeleri,
6. Modernizasyon ve İyileştirme Projeleri,
7. Araştırma-Geliştirme Projeleri.
 

Yatırım programında bağımsız olarak yer alan etüd projeleri ile, bazı istisnalar dışında, esas olarak yapılabilirlik raporları hazırlanır. Projeler hakkında yatırım kararı vermek ve uygulamayı başlatmak amacıyla hazırlanan yapılabilirlik etüdleri, gerçekte tek başlarına bağımsız projeler olmayıp henüz uygulaması başlamamış olan projelerin ilk aşamasını oluştururlar.
 

Yeni yatırım projeleri, üretilmekte olan ya da henüz üretimi bulunmayan bir malın ya da hizmetin üretilmesine dönük olarak gerçekleştirilen bağımsız projelerdir.

 
Tevsi projeleri, kurulu bir tesisin mal ve hizmet üretim kapasitesini artırmak amacıyla yapılan yatırımlardır.

 
İdame ve yenileme projeleri, dönem içinde aşınan, eskiyen, yıpranan ya da hasar gören tesislerin (altyapı, makina-donanım vb. üretim araçlarının) korunması ve yenileri ile değiştirilmesi için üretim kapasitesi ya da özellikleri değiştirilmeden bir yıl içinde başlanıp bitirilen yatırımlardır. Ancak, olağan bakım-onarım harcamalarının bu tür yatırım projeleri ile karıştırılmaması gerekir.
 

Tamamlama ve darboğaz giderme projeleri, mevcut tesislerin darboğazlarının giderilmesi ve eksik kalmış kısımlarının tamamlanması amacıyla yapılan, ancak kapasite artırmaya dönük olmayan yatırımlardır.
 

Modernizasyon ve iyileştirme projeleri, gelişen ve değişen teknolojik olanakların kullanılması yoluyla mal ve hizmet üretiminin artırılması, kalitesinin yükseltilmesi ya da verimliliğin artırılması için yapılan yatırımlardır.

 
Araştırma-Geliştirme projeleri, bilimsel araştırma yapmak ve yeni teknolojiler geliştirmek üzere araştırma kurumlarınca ve özellikle üniversitelerce yürütülen projelerdir. Ancak Birleşmiş Milletlerin geliştirdiği SNA’ya göre; bilimsel araştırma amacıyla yapılan faaliyetlerin tümü için yapılan harcamalar yatırım olarak kabul edilmez. Yalnızca proje kapsamında satınalınan ve yatırım malı niteliğinde olan makina-donanım, bina, diğer yapılar ve benzeri konularda yapılan harcamalar yatırım harcaması olarak kabul edilir.

 

3. PROJE PLANLAMA AŞAMALARI
 

3.1 PROJE OLUŞTURMA : Proje Olanaklarının Etüdü ve Proje Fikrinin Doğuşu
 

Proje çevrimi ( proje çalışmaları), yatırım olanaklarının araştırılıp proje fikirlerinin derlendiği, değerlendirildiği ve ön elemeye tabi tutulduğu “proje oluşturma” aşaması ile başlar. Bu aşamada ileride tekrar değerlendirmeye tabi tutulacak projeler seçilerek listelenir. Proje listelerinin ve kabaca tahmin edilmiş maliyetlerinin yer aldığı çalışmaya “proje olanakları etüdü” denir (UNIDO, 1978). Olanak etüdleri taslak niteliğinde olup ayrıntılı analizlerden çok, tahminlere dayanırlar. Maliyetler, donanım satıcısı kuruluşlardan değil, karşılaştırılabilir ve halen uygulanmakta olan ya da geçmişte gerçekleştirilmiş projelerden alınarak ve çeşitli indeksler kullanarak tahmin edilir. Bunun nedeni, bir yatırım olanağının göze çarpan gerçeklerinin çabuk ve maliyeti yüksek olmayacak biçimde saptanmasıdır.

 
Olanak etüdü, “genel olanak etüdü” ya da “spesifik proje etüdü” şeklinde olabilir. Genel olanak etüdü ise bölgesel, sektör ya da alt sektör ve kaynak bazında olmak üzere üç değişik şekilde hazırlanabilir.

 
Proje fikirlerini belirlemek, maliyetlerini kabaca tahmin etmek ve ön elemeye tabi tutmak proje oluşturma aşamasının en önemli bölümünü oluşturur. Bu aşamada oluşturulan seçenekler ve alınan kararlarla başlayan süreç, projelerin son çıktıları üzerinde kaçınılmaz etkiler yaparlar.
 

Kalkınma planlaması yapan ülkelerde, planlama mekanizması, oldukça ayrıntılı göstergelerin yanısıra, iyi tanımlanmış kıstaslara dayalı sektörel öncelikleri sağladığından, ilk proje belirleme işlemi daha kolaydır. Ancak kalkınma plan ve programlarında yer alan amaçlara ulaşabilmek için gereken yatırım kararlarının doğru alınabilmesi, bu aşamada oluşturulan seçeneklerin olabildiğince geniş tutulmasına bağlıdır. Fakat genelde, aynı amaçlara daha ucuz ve etkili bir yoldan ulaşabilmek mümkün olduğu halde, geliştirilen seçeneklerin kısıtlı olması nedeniyle daha pahalı ya da amaca ulaşmayı engelleyen çözümlere razı olunmaktadır. Proje planlama sürecinin çalışmaya başlamasıyla birlikte bu aşamada kaçırılan fırsatları bir daha yakalamak zordur.
 

Yatırım projesi fikrinin oluşturulmasında ve “proje olanakları etüdü” nün hazırlanmasında yararlanılabilecek kaynaklar şu şekilde özetlenebilir:
 

Proje fikrinin çıkış noktası, bir yatırımcı olabileceği gibi, merkezi planlama birimi, bir hükümet üyesi, bir sivil toplum örgütü veya bir birey de olabilir. Karşılıklı fikir alışverişi sonrasında oluşan proje fikrinin ön incelemesi, yatırımcı kuruluşun proje hazırlama birimi tarafından yapılır.
 

Ön eleme, genelde kişi ya da kuruluşların ortaya koyduğu fikirleri biraz daha gözden geçirme ve netleştirme amacını taşıyan ve ön bilgilere dayanan öznel bir değerlendirme olup olası fikirler içinden umut verenleri ön plana çıkarmayı hedeflemektedir. Bu nedenle ön eleme, başarılı olma umudu verebilen fikirleri bir proje çalışması aşamasına indirgeme faaliyeti olarak tanımlanabilir.
 

 
3.2   PROJE HAZIRLAMA : Ön-Yapılabilirlik ve Yapılabilirlik Etüdleri
 

Proje fikirlerinin belirlenmesi, ön elemeye tabi tutulup benimsenmesinden sonra kapsamlı ve ayrıntılı bir proje çalışması (yapılabilirlik etüdü) başlatılır. Ancak ayrıntılı yapılabilirlik etüdünün hazırlanmasına geçmeden önce bir ön yapılabilirlik çalışması yapmak gerekir.
 

Ön yapılabilirlik etüdü ile yatırım konusunun uygun olup olmadığı araştırılır. Ön yapılabilirlik etüdünden olumlu sonuç alınırsa, yapılabilirlik etüdü başlatılır. Ön yapılabilirlik etüdü, proje olanakları etüdü ile ayrıntılı yapılabilirlik etüdü arasında bir geçiş aşaması olarak düşünülmelidir. Ön yapılabilirlik etüdünün yapısı, ayrıntılı yapılabilirlik etüdü ile aynı olmalıdır. İkisi arasındaki fark toplanan bilginin ayrıntı düzeyidir.
 

Proje olanağı etüdü gözönüne alınarak bir yapılabilirlik etüdü yapılmışsa, ön yapılabilirlik aşamasından vazgeçilebilir. Sektör ya da kaynak olanakları etüdü, yapılabilirlik aşamasına geçilmesini ya da projeden vazgeçilmesini sağlayacak yeterlilikte bilgi içerdiğinde de, bazen ön yapılabilirlik aşaması atlanabilir.
 

Yapılabilirlik etüdü yatırımcının ne üreteceğini, nereye satacağını, nasıl üreteceğini, ne kadarlık bir yatırım yapacağını, yatırımı nereye yapacağını ve ne kazanacağını gösteren bir rapordur. Yapılabilirlik etüdleri, kesin yatırım kararının verilmesinden ve uygulama (kesin) projelerinin hazırlanmasından önce yapılan ve projelerin teknik, ticari, finansal, ekonomik, sosyal ve kurumsal yapılabilirliklerini analiz eden kapsamlı bir çalışmadır.
 

Yapılabilirlik etüdü ya da diğer bir deyişle proje hazırlaması, ticari, finansal ve ekonomik analiz gereksinimlerine uyacak biçimde olmalıdır. Çoğu kez yapılabilirlik etüdü aşamasında proje finansmanının olduğu varsayılır, finansal etkiler böylece hesaplanır ve toplam üretim maliyetine katılır. Ancak, projede kredi kullanımı ve benzeri dış finansman kaynaklarından da yararlanılacaksa, bunun getireceği ek maliyetler de hesaplanıp proje giderlerine dahil edilmelidir.
 

Projeden kaynaklanan ticari ve ekonomik fayda ve maliyetlerin nihai tahminlerine dayalı olarak hazırlanan etüdler, hem yatırımcı kuruluş açısından hem de ulusal ekonomi açısından karlılık hesaplarını da kapsar. Yatırım ve üretim maliyetlerinin nihai tahminleri ve bunu izleyen ticari ve ekonomik karlılık hesaplarının anlamlı olabilmesi için, proje kapsamının, hiç bir önemli unsuru ve maliyeti dışarıda bırakmayacak şekilde, açık olarak tanımlanmış olması gerekmektedir.
 

Kapsamı bundan sonraki “Proje Hazırlama” bölümünde açıklanan “yapılabilirlik etüdü” genel olarak dört temel amaç ile hazırlanır.
 

Birincisi, kendi kaynaklarını etkin olarak kullanmak amacıyla gerek makro gerekse mikro bazda yatırım kararını verecek olanlar yapılabilirlik etüdüne ihtiyaç duyarlar.
 

İkincisi, devlet çeşitli sektörlerde özel kesim yatırımlarını teşvik etmek ve desteklemek amacı ile yatırım teşvikleri ve krediler verir. Bu teşvik ve kredilerden yararlanmak isteyen özel firmaların projeleri için devletçe yapılabilirlik etüdü istenir.
 

Üçüncüsü, yatırım yapacak kuruluşlar, bunu gerçekleştirmek için eğer bir finansman kuruluşundan dış finansman (kredi) talebinde bulunuyorlarsa, talep edilen borcun ve faizinin zamanında ödenip ödenmeyeceğinden emin olmak için finansman kuruluşları tarafından da yapılabilirlik etüdü istenir.
 

Son olarak, yapılabilirlik etüdü projenin uygulanması aşamasında karşılaşılabilecek olası güçlükleri önceden görmek ve gerekli önlemleri almak için gerekir.
 

Proje hazırlama aşamasında hazırlanan ön-yapılabilirlik etüdünün ön analizi sonucunda seçilen projeler, yapılabilirlik etüdü sırasında daha ayrıntılı olarak incelenmek üzere kalkınma planı sürecinde gerçekleştirilmesi düşünülen kamu proje stokuna alınır ve başlangıç yılları itibariyle yıllık yatırım programlarına ithal edilir. Söz konusu plan döneminde ortaya çıkabilecek acil ihtiyaçlara yönelik projeler de yıllık yatırım programlarına yapılabilirlik etüdleri hazırlanması amacıyla etüd-proje olarak dahil edilebilir.

 

3.3 PROJE ANALİZİ VE SEÇİMİ
 

3.3.1 Proje Analizi (Yatırım Öncesi)
 

Türkiye’de proje analizi ile proje değerlendirme kavramları sık sık karıştırılmakta ve birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bu kavramlara ilişkin karışıklığı önlemek ve kavramların yerli yerinde kullanılmasını sağlamak için bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Proje analizi (project analysis ya da project appraisal), yabancı literatürde yatırım kararını vermeden önce (ex-ante), yani planlama aşamasında, yapılan incelemeye karşı gelmektedir. Oysa Türkiye’de yaygın olarak ve daha çok proje analizi anlamında kullanılmakta olan proje değerlendirme (project evaluation), yabancı literatürde projenin uygulanıp tamamlanmasından sonraki kazanımları, yani projenin başarımını (performansını) incelemek ve ölçmek (ex-post evaluation) anlamında kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında, Türkiye’de yaygın olarak kullanılmakta olan “proje değerlendirme” kavramının, yani uygulama öncesi analizin yerine yukarıdaki anlamlara uygun olarak “proje analizi”, uygulama sonrası değerlendirme yerine ise “proje değerlendirme” kavramı kullanılacaktır.
 

Etüd-proje olarak yatırım programına alınan projelerin yapılabilirlik etüdünün tamamlanması ile proje hazırlama aşaması son bulur. Bundan sonraki aşama, bu etüdle ortaya konulan teknik, ticari, ekonomik ve mali bilgilere dayalı olarak projenin analiz edilip yatırım konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmesidir. Proje analizi aşaması, projenin kabul edilerek yapılabilirliğinin onaylanması ya da reddi ile sonuçlanır. Yapılabilir bulunmakla birlikte bazı projeler, yatırım programı çerçevesinde daha sonra değerlendirmek üzere ertelenebilir. Bu sırada yatırım programını hazırlayan birimlerce bazı proje etüdlerinin değişen koşullar nedeniyle yenilenmesi ya da düzeltilmesi de istenebilir.
 

Mikro düzeyde bir analiz olan proje analizine bağlı olarak yapılabilir bulunan ve öncelik sırasına göre derecelendirilen projeler arasından bazılarının seçilerek yatırım programının oluşturulması bir sonraki aşamadır. Finansman olanakları da dikkate alınarak makro düzeyde analiz edilen projeler bu aşamanın sonucunda reddedilebilir, ertelenebilir ya da belirli bir ödenek tahsis edilerek yapım projesi olarak yatırım programına dahil edilir.
 

Proje analizi, aşamalı plan hazırlama sürecinin son aşamasını oluşturur. Proje analizi planlı kalkınmayı amaçlamış ülkeler açısından son derece önemli bir konudur. Proje analizinin amacı kısıtlı kaynakların etkin kullanılmasını ve mal ve hizmet üretiminin akılcı olmasını sağlamaktır. Çünkü ekonomik büyüme ve kalkınma için vazgeçilmez niteliğe sahip olan yatırımların ya da diğer deyişle yatırım projelerinin bilimsel temellere dayalı olarak hazırlanması ve değerlendirilmesi, “kaynakların optimal kullanımının” ilk ve temel koşuludur. Ancak bu şekilde yatırımlardan beklenen sonuçların makro düzeyde gerçekleşmesi mümkün olabilir. Makro planlar ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın, iyi hazırlanıp doğru analiz edilmeden gerçekleştirilecek projelerle makro plan hedeflerine ulaşmak mümkün değildir.
 

Yatırım projelerinin hepsi kaynak tüketip belirli getiriler sağlarlar. Bir yatırımın yapılması konusunda karar verebilmek için proje hazırlama sırasında hesaplanan toplam getirinin projenin inşaatı dahil tüm yaşamı süresinde tükettiği kaynaklara eşit ya da daha fazla olması beklenir. Bunu tesbit edebilmek için projelerin iyi bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Bir plan ne kadar çok sayıda ve iyi analiz edilmiş projeye dayandırılırsa, sağlamlığı ve tutarlılığı o ölçüde yüksek olur.
 

Kalkınma plan ve programlarının hazırlanması ve kamu yatırımlarının planlanmasında görev alan uzmanlarca genel olarak masa başında değerlendirilen yatırım teklifleri, zaman zaman yerinde de analiz edilebilir. Örneğin; projenin uygulanacağı yerin görülmesi, yer seçimi ve/veya çevresel etkiler hakkında analiz yapacak uzmanlara önemli ipuçları verebilir. Kapsamlı ve sistematik bir şekilde yürütülen proje analizi sırasında projeler fayda ve maliyetlerin değerlendirilmesini de içeren, ancak bunların dışındaki diğer bazı konuları da kapsayacak şekilde aşağıdaki teknikler kullanılarak analiz edilir:

 
1. Teknik Analiz,

2. Ticari Analiz : Yatırımcı Kuruluş Açısından Karlılık Analizi,

3. Finansal Analiz : Projenin Finansman Yapısının ve Kaynaklarının Analizi,

4. Ulusal Analiz

    a. Ekonomik Analiz : Ulusal Ekonomi Açısından Karlılık Analizi

    b. Sosyal Analiz : Sosyal Refah Açısından Karlılık Analizi

    c. Maliyet-Etkinlik Analizi

    d. Diğer Ulusal Analiz Ölçütleri : Katma Değer Yöntemi vb.,

5. Kurumsal Analiz

6. Çevresel Analiz.

 
Proje (yapılabilirlik etüdü) hazırlama ve yatırım kararı verme aşamalarında gerçekleştirilen proje analiz çalışmaları sırasında yukarıda verilen tekniklerin hepsinin birden uygulanması mümkün ve gerekli olmayabilir. Çünkü, bu tekniklerin bir kısmı diğerlerine alternatif olarak geliştirilmiştir. Örneğin; “katma değer yöntemi”, fayda-maliyet analizinin alternatifidir. Diğer taraftan proje faydalarını ölçmenin mümkün olmadığı durumlarda, fayda-maliyet analizini uygulamak mümkün olamadığı için maliyet-etkinlik analizi kullanılmaktadır.
 

3.3.2 Proje Seçimi ve Yatırım Programının Hazırlanması

 
Proje analizinin son bölümünü, diğer bir ifade ile makro analiz bölümünü oluşturan bu aşama, projelerin kalkınma planı ile bütünleştirildiği aşamadır. Bu aşamada ilk olarak, yatırımcı kamu kuruluşları tarafından teklif edilen yeni projelerin fayda ve maliyetlerinin yukarıda özetlenen proje analiz yöntemlerine göre gerekli düzeltmeler yapılarak hesaplanmasından ve projelerin değişik ölçütlere göre mikro olarak analiz edilmesinden sonra ön elemeleri yapılır.

 
Ülke kaynaklarının akılcı kullanımını sağlamak amacıyla uygulanan mikro analiz teknikleri, özellikle ekonomik ve sosyal fayda-maliyet analizi, yalnızca kamu yatırım projelerinde değil, teşvik belgesi almak ya da kamu yatırım bankalarından kredi temin etmek üzere başvuran özel sektör projelerinde de uygulanmalıdır.

 
Ön elemede, bazı projeler yapılabilir nitelikte bulunup derecelendirilir. Diğer projeler ise elenir. Tek tek yapılabilir bulunarak ön elemeden geçen ve derecelendirilen projelerden bazıları seçilerek belli bir ödenek tahsisi ile “Yatırım Programı”na dahil edilir. Diğerleri ise ertelenir ya da reddedilir. Çünkü, tek tek yapılabilir olan projelerden bazıları, kısıtlı kaynaklar çerçevesinde hem yürüyen projelerle, hem de kendi aralarında topluca ele alındığında yapılabilir ve tutarlı olmayabilir.

 
Yatırım programının hazırlanması makro planlamanın aksine hem yukarıdan aşağı hem de aşağıdan yukarıya doğru işleyen bir süreçtir. Makro plan ile projelerin bütünleştirilmesi tutarlı bir yatırım programının hazırlanmasına bağlıdır. Tutarlı bir yatırım programı, bir taraftan makro plan ve sektörel plan hedeflerine uygun projelerin seçilmesine, diğer taraftan seçilen bu projelerin mevcut kamu proje stokunda yer alan ve uygulanmakta olan projeler ve bunlar tarafından kısıtlanan finansman imkanları ile uyumlu olmasına bağlıdır. Diğer bir deyişle, daha önceki yıllarda programa alınmış ve yürüyen projeler ile programa yeni dahil edilen projelere ayrılan kaynakların toplamının, mevcut finansman olanakları ve makro ekonomik dengeler gözetilerek belirlenen sektörel yatırım tavanlarını aşmaması ve ayrılan bu kaynaklarla gerçekleştirilecek projelerin sektörel hedeflere ulaşmayı sağlayacak nitelikte olması gerekir.
 

Ticari, ekonomik ve sosyal açıdan yapılabilir bulunan projelerin belli bir ödenekle yatırım programına dahil edilebilmesi için kalkınma plan ve programları ile de tutarlı olmaları gerekir. Bu nedenle, projeler aşağıdaki açılardan da incelenir:
 

 
Sektörlerarası kamu yatırım önceliklerinin belirlenmesi oldukça zor bir işlemdir. Bunun yapılabilmesi için çok sayıda ve yeterli verinin yanısıra, sektörel yatırımlar ile üretimler arasındaki ilişkinin çok iyi bir biçimde anlaşılması gerekir. Bununla birlikte, sektörel önceliklerin ayrıntılı ve karmaşık tahmin ya da analiz yöntemleriyle belirlenmesi yanıltıcı sonuçlar da doğurabilir. Bu nedenle pek çok ülkede sektörel önceliklerin belirlenmesinde politik tercihler önemli rol oynamaktadır. Ancak önceliklerin belirlemesinden önce, politik karar alıcılara, alternatif polikaların maliyeti konusunda ciddi teknik analizlerle desteklenmiş uyarıcı bilgi verilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda; fayda-maliyet analizi, sektör içi önceliklerin belirlenmesinde de çok yararlıdır.
 

Daha önce de belirtildiği gibi, projelerin tek tek analizinin mikro düzeyde bir değerlendirme olmasına karşılık, proje seçimi makro düzeyde bir işleve sahiptir. Eğer projeler yalnızca proje analizi sonucunda erişilen yapılabilirlik kıstaslarına (Net Bügünkü Değer, İç Karlılık Oranı, Fayda-Maliyet Oranı vb.) göre seçilirlerse makro ve mikro düzey arasındaki bağ kırılmış olur. Bunun olmaması için makro planlamayla belirlenen direktifler doğrultusunda hazırlanan, analiz edilen ve seçilen projelerle oluşturulan proje demeti (yatırım programı) toplu olarak da yapılabilir ve tutarlı olmak zorundadır. Örneğin; maksimum net fayda sağlayan bir projenin yatırım ihtiyacı çok yüksek olabilir ve ilgili olduğu sektöre ayrılan yatırım tavanının içine sığmayabilir. Dahası, diğer bazı projelere ayrılacak kaynakları daraltarak sektörel hedeflere erişilmesini de engelleyebilir.
 

Yatırım programını oluşturacak projelerin ticari ve ekonomik olarak yapılabilir bulunup çeşitli ölçütlere göre ağırlıklandırılarak derecelendirilen projeler arasından seçilmesinde ve bu projelerin kalkınma plan ve programları ile bütünleştirilmesinde, sektörel plan ve programların hazırlanmasından sorumlu kişi ya da gruplarca göz önünde bulundurulması gereken bazı temel hususlar şunlar olabilir:

 
(a) Her sektöre planlanan dönem sonunda ulaşılması istenen belirli bir katma değer hedefi verilebilir ve yatırım programının bu hedefe ulaşılmasını sağlayacak en düşük maliyetli proje demetinden oluşturulması istenebilir.

 
(b) Her sektöre belirli bir miktar yatırım tavanı (toplam ve dış para olarak da belirlenebilir) verilebilir ve verilen bu tavan içinde kalınarak gerçekleştirilecek projelerle elde edilecek toplam net kazancın (fayda-maliyet farkı), yıllık bazda ya da bugünkü değere indirgenmiş olarak maksimize edilmesi istenebilir.

 
Şüphesiz her sektörde yüksek öncelikli projeler vardır. Ancak yatırım programının hazırlanması sırasında genel olarak yapılan hata, bu tip projelerin tesbit edilip programa dahil edilmemesi değil, aksine bu ve benzeri projelerden mevcut kaynakların imkan vereceğinden fazlasının aynı anda programa alınıp gerçekleştirilmek istenmesidir. Programa olması gerekenden fazla proje dahil edildiğinde, kaynak yetersizliği nedeniyle bütün projeler yavaşlamaktadır. Bu durum projelerin zamanında bitirilmesini ve ekonomiye kazanç sağlamasını engellediği gibi, proje maliyetlerinin artmasına ve kıt kaynakların boşa harcanmasına da neden olmaktadır. Bu nedenle yatırım programının hazırlanması sırasında kaynaklar çok acil ve zorunlu konuların dışında öncelikli olarak mevcut kamu proje stokunun zamanında ve programına uygun olarak bitirilmesi yönünde ayrılmalıdır. Yeni projeler, yürüyen projelerin ihtiyacı karşılandıktan sonra artan kaynaklarla gerçekleştirilmelidir.

 

3.4 PROJE UYGULAMASI VE İZLEME / DEĞERLENDİRME

 
3.4.1 Proje Uygulaması
 

Proje uygulaması aşamasında etüd-projesi tamamlanıp belirli bir ödenekle yapım projesi olarak yatırım programına alınan projeler için ayrılan finansal kaynaklar, yürütücü kuruluş tarafından somut olarak elde edilir, harcanır ve yatırım projesi fiziksel olarak gerçekleştirilir. Birçok eylemi kapsayan bu aşamanın başarısı, projelerin daha önceki aşamalarda doğru olarak hazırlanması, analiz edilmesi ve seçilmesine bağlıdır. Buna rağmen proje uygulama aşamasında beklenmedik durumlarla karşılaşılabilir. Bu aşamada yer alan eylemler ana hatlar itibariyle şöyledir:
 

 1. Proje uygulamasından sorumlu ekibin atanması (yatırımcı kuruluş içindeki ve dışındaki koordinasyonu sağlamak, finansman sorunlarını çözmek ve diğer işlemleri yapmak üzere),

 2. Proje yönetiminin oluşturulması ( proje yöneticisi, şantiye şefi ve diğer personel) ve proje uygulama (iş) programının hazırlanması,

 3. Varsa şirket kuruluş işlemlerinin ve diğer yasal işlemlerin (inşaat ruhsatlarının çıkarılması vb.) tamamlanması,

 4. Finansal planlamanın yapılması ve finansman sağlanması ile ilgili yasal işlemlerin (kredi başvuruları ve anlaşmalarının yapılması, ödenek sağlanması, sari ihale izni vb.)

 5. Ödeneklerin ( iç para ve/veya kredi) nakit olarak temin edilmesi ,

 6. Teknoloji anlaşmaları (patent, know-how, lisans vb.),

 7. Ayrıntılı mühendislik projelerinin ve yerleşim planlarının hazırlanması,

 8. İhale belgelerinin (teknik şartnameler, keşif, sözleşme örneği vb.) hazırlanması, ihalenin yapılması, ihale görüşmeleri, pazarlıklar ve sözleşmenin yapılması,

 9. Arazi satınalma ya da kamulaştırma işlemleri,

10. Makina-donanım ve diğer malzemelerin satın alınması ya da ithal edilmesi,

11. İnşaat, montaj ve kontrolluk işleri,

12. Üretim öncesi pazarlama,

13. Deneme ve işletmeye alma çalışmaları.

 

3.4.2 İzleme, Değerlendirme ve Koordinasyon
 

Proje uygulamasının yatırımcı kuruluş tarafından gerçekleştirilmesine karşılık makro düzeyde izleme, koordinasyon ve değerlendirme etkinlikleri bu projeleri planlayan ve programa alan kamu otoritesi tarafından gerçekleştirilir. Türkiye’de bu görev hükümet adına Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yürütülmektedir.
 

Kalkınma planı, yıllık programlar ve yatırım programının uygulanması açısından izlemenin amacı, uygulama araçlarının, yani projelerin amaç ve hedefleri gerçekleştirecek nicelik ve nitelikte uygulanıp uygulanmadığının araştırılması, varolan sorun ve darboğazların belirlenmesidir. İzleme ve değerlendirme, değişik yönetim düzeylerinde, sürekli ya da dönemler itibariyle gerçekleştirilen bir etkinlik türüdür. Sistemli bir şekilde yürütülmesi gereken izleme ve değerlendirme faaliyeti, kamu yatırım programının bütünü için genel düzeyde olabileceği gibi, Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) gibi belirli bir proje ya da projeler grubu için özel olarak da tasarlanabilir.
 

Uygulama sırasında ortaya çıkan sorun ve darboğazlar, yatırım projelerinin doğrudan kendilerinden kaynaklanabilir. Proje hazırlanırken yapılan teknik ve maddi hatalar, finansmanın sağlam kaynaklara dayandırılmamış olması ve proje analizi aşamasında bunların gözden kaçırılmış olması uygulamada sorun ve darboğazlar oluşturur. Ayrıca gerek projenin uygulandığı zemin, gerekse diğer ana ve yardımcı hizmetlerin sağlanması açısından da sorunlarla karşılaşılabilir. Diğer taraftan, projeyi doğrudan uygulamakla sorumlu kuruluşla, ana ve yardımcı hizmetleri sağlayacak kuruluşların kendi yapılarından ve birbiri ile olan ilişkilerinden dolayı da sorun ve darboğazlar oluşabilmektedir.
 

Gerek yatırım projelerinin, gerekse plan ve program uygulamaların izlenmesi sırasında hangi etkinliklerin yürütüleceği, hangi nicelik, nitelik ve ayrıntıda bilgi toplanacağı, hangi yöntemlerin kullanılacağı ve koordinasyon ve kontrolun nasıl yapılacağı çok önemli olmakla birlikte amacımız dışında olduğu için bu çalışma kapsamında ele alınmamıştır.
 

Aynı şekilde, yürüyen projelerin değerlendirilmesi (ongoing evaluation) de kapsam dışı tutulmuştur. Projelerin uygulandığı sırada gerçekleştirilen bu değerlendirmede uygulamanın verimli ve etkili bir şekilde yürütülüyor olup olmadığının ve varsa aksamaya neden olan sorunların yanısıra projeyle ulaşılmak istenen hedeflerin geçerliliğini sürdürüp sürdürmediği de analiz edilir. Bu değerlendirmeye bağlı olarak amaçlar, politikalar, uygulama stratejileri ve projelerin diğer unsurları (yanlış yer seçimi, hatalı tasarım vb.) ile ilgili olarak yapılması gereken düzeltmeler konusunda karar organları bilgilendirilir. Örneğin; ülke ekonomisi açısından önemli görülen ve yabancı sermayeye açılan bir proje dış yatırımcılar açısından değişik nedenlerle cazip bulunmayabilir. Bu durumda hızlı bir şekilde strateji değiştirip dış ya da iç finansman kaynaklarından yararlanarak projenin yerli kuruluşlar eliyle gerçekleştirilmesi kararı alınmalıdır. Aksi halde proje uzun yıllar sürüncemede kalarak ülke ekonomisi açısından kayıplara neden olabilir.

 

3.5 İŞLETME DÖNEMİ VE TAMAMLAMA SONRASI DEĞERLENDİRME

 
İşletme dönemi, kurulan işletmenin normal üretim faaliyetini yürüttüğü dönemdir. Bu aşamada deneme üretimi tamamlanmış ve işletme artık normal olarak mal ya da hizmet üretim faaliyetlerine başlamıştır.
 

İşletme döneminin incelenmesi, proje çevrimi içinde yer almakla birlikte bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Çünkü planlamacılar tarafından değil doğrudan işletmecilerce yürütülen bu etkinlik (üretim işlemi) bir planlama çalışması değildir. Ancak bu aşamada planlamacılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir başka etkinlik vardır. Bu etkinlik “tamamlama sonrası değerlendirme (ex post evaluation)” olarak tanımlanır. Tamamlama sonrası yapılan değerlendirme geriye bakarak proje, program ya da proje uygulanmasıyla gerçekte ulaşılan sonuçların planlananlar ile karşılaştırılması ve alınan kararların ve gerçekleştirilen eylemlerin makul ve faydalı olup olmadığı konusunda hükme varılmasıdır (Bowden,1988).

 
Bu çalışma kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisi projenin tamamlanmasından sonraki 6. ve 12. aylar arasında gerçekleştirilen bitişte değerlendirme (terminal evaluation) aşaması, ikincisi ise aradan bir kaç yıl geçip projenin bütün fayda ve etkilerinin görülebileceği bir zamanda gerçekleştirilen tamamlama sonrası değerlendirme (ex-post evaluation) aşamasıdır. Olgunlaşma süresi kısa olan projelerde ortak olarak tek bir değerlendirme yapılır (UN, 1984).
 

Tamamlama sonrası değerlendirmenin (ex-post evaluation) iki temel amacı vardır:

1. projenin uygulanmasıyla ulaşılan sonuçların verimlilik, üretim ve diğer etkiler açısından değerlendirilmesi,

2. gelecekteki planlama çalışmaları (plan ve projelerin hazırlanması, analizi, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi) için ders çıkarılması.
 


önceki bölüm
sonraki bölüm
prj-oku.html
ekutup96.html
Ana mönü

©  DPT.YBM 1998