2. Proje Hazırlama
3. Proje Analizi ve Seçimi
4. Proje Uygulaması ve İzleme / Değerlendirme
5. İşletmeye Geçiş ve Tamamlama
Sonrası Değerlendirme
Türkiye'nin gümrük birliği anlaşması
yaptığı ve tam üye olmayı amaçladığı "Avrupa Topluluğu" bünyesinde yer
alan finansman kurumlarından (çeşitli fonlar, Avrupa Yatırım Bankası, EBRD
vb.) kredi (hibe ya da borç) talebinde bulunulan projeler için "Avrupa
Toplulukları Komisyonu" tarafından geliştirilen ve uyulması istenen "Proje
Çevrimi Yönetimi" anlayışı, bazı ayrıntılar dışında yukarıda sözedilen
proje çevrimi ile aynıdır. Bütünsel Yaklaşım ve Mantıksal Çerçeve
olarak isimlendirilen bu yönteme göre; projelerin "bütünsel yaklaşım"
anlayışıyla ele alınması, ilk fikirden, projenin tamamlanmasını izleyen
birkaç yıl içinde yapılan son değerlendirmeye kadar geçen tüm proje çevrimi
aşamalarında vazgeçilmez olan faktörlerin göz önünde bulundurulması ve
karar vericiler, uygulayıcılar ve projeden yararlananların etkin katılımının
sağlanmasıyla proje başarısının ve sürdürülebilirliğinin güvenceye alınması
istenmektedir. Bütünsel yaklaşım anlayışına göre; proje çevriminin
altı aşamadan oluştuğu kabul edilmiştir (EC, 1993). Bu aşamalar şunlardır:
1970'lerde geliştirilen ve Komisyon
tarafından benimsenmiş olan bu formatın oturduğu "mantıksal çerçeve"
çeşitli teknik yardım ve kalkınma işbirliği kuruluşları ( GTZ vb.) tarafından
da kullanılmaktadır. Yöntem, bir analitik süreç ile bu sürecin sonuçlarının
nasıl sunulacağından oluşur. Mantıksal çerçeve, bir eylemin (proje) en
önemli yönlerinin matriks biçiminde özetlendiği ve uygulamaya dönük olarak
tanımlandığı, birbiriyle bağlantılı bir dizi kavramdan oluşur. Çerçeve
projenin iyi planlanıp planlanmadığının kontrol edilmesini sağladığı gibi
izleme ve değerlendirmede yapılan düzeltmeleri de kolaylaştırır. Bu çerçevenin
genel amacı, proje hedefleri ile projenin sonuçları arasındaki nedensellik
ilişkisini açık olarak görmek ve projeyi daha rahat bir şekilde analiz
etmektir. Mantıksal çerçeve, projeleri hazırlayanların ve uygulayanların
fikirlerini daha iyi bir biçimde düzenlemelerine, formüle etmelerine ve
bunları belirgin ve standartlaşmış bir biçimde ortaya koymalarına yardım
eder.
Mantıksal çerçeve, proje ya da
programın hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sırasında uygulanır.
Bir mantıksal çerçeve çizilmeden önce yeterli miktarda güvenilir veri toplanmış
ve bir durum analizinin yapılmış olması gerekir. Proje çevriminin her aşamasında
bilgiyi toplar ve çözümlerken mantıksal çerçevenin uygun bir biçimde uygulanmasına
özel bir özen gösterilmelidir.
Mantıksal Çerçeve Matriksi ve temel
kavramların açıklaması aşağıda verilmiştir.
Genel Amaçlar : Projenin
doğrudan hedefini aşan daha geniş kapsamlı amaçlardır. Örneğin; geri kalmış
bir yörede kurulacak bir demir-çelik tesisi ile belirli bir miktarda çelik
üretimi hedeflenirken genel amaç bölgesel kalkınma olabilir. Diğer projeler
ve faaliyetler de bu genel amaçlara erişilmesinde yardımcı olur.
Projenin Hedefi : Projenin
gerçekleştirilmesiyle erişilecek olan ve hedef kitle üzerindeki faydalı
etkileri proje bittikten sonra da sürmesi beklenen hedeflerdir.
Mantıksal Çerçeve Matriksi :
|
|
|
|
|
|
| Genel Amaçlar | ||||
| Projenin
Hedefi
|
||||
| Sonuçlar
|
||||
| Faaliyetler
|
|
|
||
|
|
Sonuçlar : Bir araya geldiklerinde
projenin hedefinin gerçekleştirilmesini sağlayan faaliyetlerin “ürünleri”dir.
Faaliyetler : Sonuçları
elde etmek için yapılması gereken işlerdir.
Müdahale Mantığı : Genel amaçlara katkıda bulunulması için proje çerçevesinde atılması gereken bütün adımları kapsayan ve projenin temelinde yatan stratejidir.
Nesnel Olarak Doğrulanabilir
Göstergeler : Genel hedefler, proje ve projenin sonuçları ayrı ayrı zaman
ve yer belirtilerek hedef kitlenin miktar ve nitelik olarak elde edeceği
faydaları ifade eder. Bu sütunun en alt satırında ise planlanan faaliyetleri
yürütmek için gerekli fiziksel ve fiziksel olmayan araçlar (girdiler) gösterilir.
Göstergelerin Doğrulanacağı
Kaynaklar : Nesnel olarak doğrulanabilir göstergelerin kontrol edilme ve
doğrulanma kaynaklarını belirtir. Bu sütunun son satırına da girdiler için
öngörülen maliyetler ve finansman kaynakları yazılır.
Varsayımlar : Projenin doğrudan
denetimi dışında bulunan, ancak projenin başarısını önemli ölçüde etkileyecek
hususlardır. Varsayımlar, yapılacak faaliyetler, sonuçlar, projeninin amacı
ve Hükümet tarafından ön koşulların yerine getirilmesi ve destekleyici
önlemlerin alınması ile ilgilidir.
2. YATIRIM KAVRAMI VE PROJELERİN
SINIFLANDIRILMASI
2.1 YATIRIM KAVRAMI VE HARCAMALARIN
KAPSAMI
Genel anlamda yatırım, bir dönem
içinde üretilen ya da ithal edilen mallardan tüketilmeyerek ya da ihraç
edilmeyerek gelecek döneme aktarılan kısım, olarak tanımlanabilir. Diğer
bir deyişle yatırım; ekonomide mevcut olan sermaye stokunun, yani mal ve
hizmet üretiminde kullanılan üretim tesislerinin, belli bir dönemde korunması
ve artırılması için kullanılan kaynaklar ve stoklardaki değişmelerdir.
Yatırım kavramının tanımı ve kapsamı,
değişik bakış açılarına göre önemli farklılıklar gösterir. Söz konusu bakış
açıları şunlardır:
Makro ekonomik çerçevede yapılan
bir başka sınıflandırmaya göre yatırımlar; Bağımsız (otonom) yatırımlar
ve Uyarılmış yatırımlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bağımsız yatırımlar
tüketim ve satış miktarına bağlı olmaksızın yapılan yatırımlardır. Uyarılmış
yatırımlar ise, ulusal gelirde oluşan değişmelerin (artışların) tüketim
harcamaları ile satış miktarlarına yansımasından, yani talep artışından
etkilenerek yapılan yatırımlardır.
Birleşmiş Milletler'ce benimsenen
Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA) çerçevesinde sabit sermaye yatırımı; mal
ve hizmet üretmek amacıyla üretici birimlerce üretim sürecinde bir yılı
aşkın bir süre boyunca sürekli olarak ya da tekrarlanan bir şekilde kullanılan
ve ayrıca kendileri de üretilmiş olan her türlü dayanıklı mallar için yapılan
harcamalardır. Uygulama açısından bakıldığında sabit sermaye yatırımları;
mali mevzuat hükümlerine göre duran varlık sayılan ve bu nedenle girişimin
duran varlıkları hesabına alınan, toplam harcaması (arsa bedeli ve işletme
sermayesi hariç toplam proje maliyeti) kullanıma göre yıllara bölünerek
amortisman adı altında üretim maliyetlerine dahil edilen ve bu nedenle
dönem karından düşülen dayanıklı mal harcamalarıdır.
Hangi harcamaların yatırım olduğunun, hangi harcamaların yatırım sayılamayacağının ya da üretilen mal ve hizmetlerin kullanım amacına göre yatırım sayılıp sayılmayacağının iyi anlaşılması gerekmektedir. Çünkü, kişi ve kuruluşlar açısından yatırım olarak kabul edilen çeşitli işlemler, makro ekonomi açısından yatırım kapsamına girmemektedir. Örneğin; yurt içinde kurulmuş ve kullanılmakta olan üretim tesislerinin el değiştirmesi makro açıdan yatırım sayılmadığı halde, onu satın alan özel girişimci açısından yatırım kabul edilmektedir.
Diğer taraftan, şirketler ve diğer
üretici birimlerce satın alındığında yatırım kabul edilen bazı mallar (motorlu
taşıtlar, buzdolabı, çamaşır makinası, mobilya ve benzeri dayanıklı tüketim
malları) hanehalkı tarafından satın alındığında gerek ulusal ekonomi, gerekse
ulusal muhasebe işlemleri açısından yatırım kabul edilmemektedir. Bu mallar,
ticaret amacıyla mal ve hizmet üretmek için kullanılmadıklarından tüketim
malı olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık, hanehalkının ya da kişilerin
konut yapımı için yaptıkları harcamalar makro ekonomi ve ulusal hesaplar
sistemi açısından yatırım kabul edilmektedir.
Genel olarak, kamunun askeri amaçlar
için aldığı dayanıklı mallar için yapılan harcamalar tüketim harcaması
olarak kabul edilmektedir. Ancak, Birleşmiş Milletlerin 1968 Milli Muhasebe
Sistemine (SNA) göre askeri amaçla gerçekleştirilen inşaat (lojman yapımı
ve bu lojmanların onarımı hariç) ve makina-donanım yatırım harcamaları
gayri safi sabit sermaye oluşumuna dahil edilmeyip nihai tüketim harcaması
olarak değerlendirilirken, 1993 SNA’da kapsam genişletilerek silah ve bunların
destekleme sistemleri dışında kalan ve sivil amaçlı kullanıma elverişli
bütün askeri yapılar ve malzemeler yatırım olarak kabul edilmiştir. Bu
harcamalara örnek olarak hava alanları, rıhtımlar, yollar, hastaneler ve
diğer yapılar sayılabilir.
Arsa ve arazi alımı, üretilmiş
bir mal ya da sermaye stokuna eklenmiş yeni bir varlık olmadığından makro
ekonomi açısından bir yatırım değil, el değiştirme (transfer) sayılır.
Bu nedenle kamunun arsa ve arazi alımları için yapmış olduğu harcamalar
bütçede yatırım harcamaları içinde değil, transfer harcamaları içinde yer
alır. Buna karşılık, arsa ve arazi düzenlemesi için yapılan harcamalar
ile yeni bir değer yaratıldığından, bu tür harcamalar yatırım sayılır.
Kalkınma planlarında ve yatırım
programlarında yer alan projelerin arsa bedelleri, bütçe tekniği ve makro
ekonomi açışından yapılan hesaplamalarda yatırım sayılmazken projenin finansman
(kaynak) ihtiyacını belirlemek ve projeyi ticari açıdan analiz edebilmek
için “proje toplam tutarı” içine dahil edilir. Diğer taraftan projenin
ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirildiği fayda-maliyet analizi sırasında
proje maliyetini oluşturan diğer kalemlerle birlikte arsa bedeli de nominal
değer üzerinden değil, fırsat maliyetiyle eklenir.
Herhangi bir projenin toplam yatırım
tutarı, sabit sermaye yatırımları ( üretim öncesi harcamalar, arsa bedeli
ve beklenmeyen giderler dahil) ile net işletme sermayesinin toplamı olarak
tanımlanır. Sabit sermaye, bir mal ve hizmet üretimi amacı ile gerçekleştirilen
tesise ait yatırımın inşaat dönemi için gereken kaynaklardan oluşur. UNIDO’nun
1991 yılında yayınladığı genişletilmiş ve revize edilmiş olan “Manual For
The Preparation Of Industrial Feasibility Studies” adlı eserde, daha önce
sabit sermaye yatırımları içinde yer alan bazı harcama kalemleri “üretim
öncesi harcamalar” başlığı altında toplanmakta ve toplam yatırım harcamaları
üç ana başlık altında verilmektedir. Buna göre toplam yatırımlar;
1. Sabit SermayeYatırımları,
2. Üretim Öncesi Harcamalar,
olarak gruplandırılmaktadır.
Yatırım dönemi faizleri hariç
üretim öncesi harcamalar, “yatırım öncesi hazırlık çalışmaları”, “mühendislik
ve proje uygulaması giderleri” ve “teknoloji ödemeleri” olarak üç ayrı
gruptan oluşur.
"Etüd İşleri" ya da "Etüd-Proje
İşleri" olarak da adlandırılabilecek olan yatırım öncesi hazırlık çalışmaları
ile ilgili giderler; olanak etüdleri, ön-yapılabilirlik etüdü, yapılabilirlik
etüdü, ana plan ve benzeri destek çalışmaları, proje hazırlanması ve planlanması
ile ilgili danışmanlık hizmetleri, arazi etüdleri, zemin etüdleri, rezerv
tahminleri, hammadde ve yardımcı madde etüdleri, laboratuvar ve kalite
testleri, pilot testleri ve benzeri diğer yatırım öncesi hazırlık incelemeleriyle
ilgili harcamalardan oluşur. Kesin yatırım kararının verilmesinden
sonra başlatılması gereken "uygulama projelerinin hazırlanması" işlerinin,
bu kararın verilmesine temel oluşturan etüd işleri kapsamında yer almaması
gerekir.
İnşaat ve montaj işlerini kapsamayan
mühendislik ve proje uygulaması giderleri ana hatlar itibariyle aşağıdaki
hizmetlerin karşılığı olarak yapılan harcamalardan oluşur:
İşletme sermayesini oluşturan
varlıklar üretim döneminin sonunda tükenirler, biçim değiştirirler ya da
pazara sunulurlar. İşletme sermayesi hem “döner nitelikteki üretim araçlarını”
hem de bunların sağlanmasında kullanılan kaynakları içermektedir. İşletme
sermayesi mevcut ve faaliyette bulunan işletmelerin bilançolarının aktif
bölümünde döner değerler ya da cari aktifler adı altında bulunan ve nakit
(kasa ve banka), menkul değerler, alacaklar, stoklar (hammadde, yarı mamul
ve mamul madde) ve peşin ödenmiş gider kalemlerinden oluşur. Proje sözkonusu
olduğu zaman menkul değerler ve peşin ödenmiş giderler işletme sermayesi
içinde bulunmayacaktır. O halde, proje için işletme sermayesi, kasa ve
bankadaki paralar ile stoklardan oluşur.
Toplam proje yatırım tutarının,
yani bağlı tutulacak kaynak miktarının belirlenmesinde ve projenin analizinde
son derece önemli olan işletme sermayesi, makro ekonomi açısından sabit
sermaye yatırımı olarak kabul edilmez. Bu nedenle, yatırım programına alınan
projelere tahsis edilen yıllık yatırım ödenekleri içinde işletme sermayesi
yer almaz. Ancak, bitme aşamasındaki projeler için, proje sahibi kuruluş
bütçesinin hazırlanması sırasında işletme sermayesi amacıyla yeterli ödenek
ayrılmalıdır. Projelerin ticari açıdan analizi sırasında işletme sermayesinin
tamamı maliyet olarak göz önüne alınır. Buna karşılık, fayda-maliyet analizi
sırasında yalnızca fiziksel mallara (stoklara) bağlanan (yatırılan) kısım
maliyetlere dahil edilir. Nakit olarak kuruluş kasasında ya da bankada
tutulan ya da menkul değer satın almada kullanılan paranın ekonomik açıdan
maliyeti yok varsayılır.
2.2 PROJE KAVRAMI VE PROJELERİN
ÖZELLİKLERİ
Proje kavramını çok değişik biçimlerde
tanımlamak mümkündür. Ancak bu çalışmada baştan beri kullanılan “proje”
kavramı ile “yatırım projesi” kasdedilmektedir.
En geniş anlamda proje, belli mal
ve hizmetlerin üretiminin gerçekleştirileceği tesisler oluşturmak amacıyla
kaynak tahsis edilmesini öngören yatırım önerisidir.
Bir başka tanıma göre proje; insan
ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetlerin (faydaların) üretimini sağlayacak
yeni birimlerin oluşturulması amacıyla kaynakların (proje maliyeti) belli
bir sistematik çerçevesinde harcanmasıdır.
Birleşmiş Milletlerin tanımına göre yatırım projesi; toplumda belirli bir zaman dilimi içinde mal ve hizmetlerin üretimini artırmak için bazı olanakları yaratma, genişletme ve/veya geliştirmeye dönük bir öneridir.
Projelerin çok çeşitli özellikleri
vardır. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir :
1. Proje, gelecekte daha fazla
kaynak elde etmek amacıyla mevcut kaynakların bir kısmının bugünden bağlanmasını
gerektirir.
2. Gelecekte elde edilecek faydalar için başlanan projelerin gerçekleştirilmesi uzun zaman alabilir. Projelerin hazırlanması, analizi, seçimi ve uygulanması için geçen bu süreye "olgunlaşma süresi" denilmektedir. Kaynakların uzun bir dönem için bağlanmasına neden olan bazı projelerin yaratacağı faydalı etkilerin görülmesi ve hissedilmesi de çok uzun yıllar alabilir.
3. Projelerin ekonomik ömürleri 15 yıl ile 50 yıl arasında değişmektedir. Eğer yeterli bakım sağlanırsa bazı projeler sürekli olarak da hizmet edebilir.
4. Kaynak kullanarak fayda elde etmek üzere gerçekleştirilen ve karmaşık bir yapıya sahip etkinliklerden oluşan projelerin oldukça önemli dışsal etkileri de olabilmektedir.
5. Bir değişim aracı olan proje, bir ülkenin kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlamak üzere politik karar almadan başlayarak kaynak bileşimini ve düzeyini değiştirmeye kadar sürdürülen eşgüdümlü eylemlerin tamamıdır.
6. Projeler, faydalı mal ya da hizmet üretiminde kullanmak amacıyla arazi düzenleme, binalar ve diğer yapılar, makina-donanım vb. içeren yeni ya da ek üretim kapasiteleri yaratırlar.
7. Projeler, kısıtlı kaynakların vazgeçilmez bir biçimde belli bir alana bağlanmasına neden olurken bu kaynakların başka alanlarda kullanılmasını da engellemiş olurlar.
8. Çok büyük miktarlarda kaynak ihtiyacı olan bazı büyük projelerin ( Güney Doğu Anadolu Projesi vb.) planlanması, değerlendirilmesi ve uygulamasının izlenip koordine edilmesi için özel düzenlemeler gerekir.
9. Projelerin tamamı, konsolide devlet bütçesinden finanse edilemez ve sık sık farklı finansman yollarından yararlanılır. Bunlar; kamu iktisadi teşebbüslerince yaratılan kaynakların kendi yatırımlarının finansmanında kullanılması, bütçe dışı fonlardan ya da yerli kalkınma bankalarından yararlanılması, dış ülkelerden ve uluslararası kalkınma bankalarından kredi sağlanması, projenin tam olarak ya da ortaklık şeklinde yabancı sermayeye açılması, yap-işlet-devret modelinin uygulanması ve finansal kiralama olarak özetlenebilir.
2.3 PROJELERİN SINIFLANDIRILMASI
Genel olarak projeler; büyüklüklerine,
yürütücülerine, amaçlarına, üretime yaptıkları katkı biçimlerine, ürettikleri
mal ve hizmetin yer aldığı sektöre ve niteliklerine göre sınıflandırılırlar.
Projeler, büyüklükleri bakımından
üçe ayrılmaktadır: büyük, orta ve küçük ölçekli projeler.
Projeler, yürütücü kuruluşları
bakımından kamu projeleri ve özel sektör projeleri olmak üzere ikiye ayrılır.
Ayrıca kamu ve özel sektörün birlikte yürüttüğü karma karakterli projeler
de olabilir.
Projeler, amaçları bakımından üçe
ayrılabilir: kar amacı güden projeler, kar amacı gütmeyen projeler (kamu
sektörü tarafından yürütülen sosyal amaçlı altyapı projeleri vb.) ve faydaları
çoğu kez ölçülemeyen araştırma projeleri.
Projeler, üretime yaptıkları katkı
biçimi bakımından ikiye ayrılabilir: altyapı projeleri ve doğrudan üretken
projeler. Altyapı projeleri de kendi içinde ekonomik altyapı projeleri
(karayolları, demiryolları, havaalanları, limanlar, enerji vb.) ve sosyal
altyapı projeleri (eğitim, sağlık, konut, içme suyu, kanalizasyon vb.)
şeklinde ikiye ayrılmaktadır.
Projeler üretilecek mal ve hizmetin yer aldığı sektöre göre; tarımsal projeler, madencilik projeleri, imalat sanayi projeleri, enerji projeleri, ulaştırma-haberleşme projeleri, eğitim projeleri, sağlık projeleri, turizm projeleri gibi isimler alırlar. Sektörler bazında sınıflandırılan projeler daha da ileri gidilerek alt sektör bazında da sınıflandırılabilir. Buna örnek olarak gıda, tekstil, demir-çelik, karayolu, havayolu, demiryolu ve benzeri alt sektör projelerini verebiliriz.
Yatırım projeleri nitelikleri
açısından yediye ayrılabilır:
1. Etüd Projeleri
Yatırım programında bağımsız olarak
yer alan etüd projeleri ile, bazı istisnalar dışında, esas olarak yapılabilirlik
raporları hazırlanır. Projeler hakkında yatırım kararı vermek ve uygulamayı
başlatmak amacıyla hazırlanan yapılabilirlik etüdleri, gerçekte tek başlarına
bağımsız projeler olmayıp henüz uygulaması başlamamış olan projelerin ilk
aşamasını oluştururlar.
Yeni yatırım projeleri, üretilmekte olan ya da henüz üretimi bulunmayan bir malın ya da hizmetin üretilmesine dönük olarak gerçekleştirilen bağımsız projelerdir.
Tevsi projeleri, kurulu bir tesisin
mal ve hizmet üretim kapasitesini artırmak amacıyla yapılan yatırımlardır.
İdame ve yenileme projeleri, dönem
içinde aşınan, eskiyen, yıpranan ya da hasar gören tesislerin (altyapı,
makina-donanım vb. üretim araçlarının) korunması ve yenileri ile değiştirilmesi
için üretim kapasitesi ya da özellikleri değiştirilmeden bir yıl içinde
başlanıp bitirilen yatırımlardır. Ancak, olağan bakım-onarım harcamalarının
bu tür yatırım projeleri ile karıştırılmaması gerekir.
Tamamlama ve darboğaz giderme projeleri,
mevcut tesislerin darboğazlarının giderilmesi ve eksik kalmış kısımlarının
tamamlanması amacıyla yapılan, ancak kapasite artırmaya dönük olmayan yatırımlardır.
Modernizasyon ve iyileştirme projeleri, gelişen ve değişen teknolojik olanakların kullanılması yoluyla mal ve hizmet üretiminin artırılması, kalitesinin yükseltilmesi ya da verimliliğin artırılması için yapılan yatırımlardır.
Araştırma-Geliştirme projeleri,
bilimsel araştırma yapmak ve yeni teknolojiler geliştirmek üzere araştırma
kurumlarınca ve özellikle üniversitelerce yürütülen projelerdir. Ancak
Birleşmiş Milletlerin geliştirdiği SNA’ya göre; bilimsel araştırma amacıyla
yapılan faaliyetlerin tümü için yapılan harcamalar yatırım olarak kabul
edilmez. Yalnızca proje kapsamında satınalınan ve yatırım malı niteliğinde
olan makina-donanım, bina, diğer yapılar ve benzeri konularda yapılan harcamalar
yatırım harcaması olarak kabul edilir.
3. PROJE PLANLAMA AŞAMALARI
3.1 PROJE OLUŞTURMA : Proje
Olanaklarının Etüdü ve Proje Fikrinin Doğuşu
Proje çevrimi ( proje çalışmaları), yatırım olanaklarının araştırılıp proje fikirlerinin derlendiği, değerlendirildiği ve ön elemeye tabi tutulduğu “proje oluşturma” aşaması ile başlar. Bu aşamada ileride tekrar değerlendirmeye tabi tutulacak projeler seçilerek listelenir. Proje listelerinin ve kabaca tahmin edilmiş maliyetlerinin yer aldığı çalışmaya “proje olanakları etüdü” denir (UNIDO, 1978). Olanak etüdleri taslak niteliğinde olup ayrıntılı analizlerden çok, tahminlere dayanırlar. Maliyetler, donanım satıcısı kuruluşlardan değil, karşılaştırılabilir ve halen uygulanmakta olan ya da geçmişte gerçekleştirilmiş projelerden alınarak ve çeşitli indeksler kullanarak tahmin edilir. Bunun nedeni, bir yatırım olanağının göze çarpan gerçeklerinin çabuk ve maliyeti yüksek olmayacak biçimde saptanmasıdır.
Olanak etüdü, “genel olanak etüdü”
ya da “spesifik proje etüdü” şeklinde olabilir. Genel olanak etüdü ise
bölgesel, sektör ya da alt sektör ve kaynak bazında olmak üzere üç değişik
şekilde hazırlanabilir.
Proje fikirlerini belirlemek,
maliyetlerini kabaca tahmin etmek ve ön elemeye tabi tutmak proje oluşturma
aşamasının en önemli bölümünü oluşturur. Bu aşamada oluşturulan seçenekler
ve alınan kararlarla başlayan süreç, projelerin son çıktıları üzerinde
kaçınılmaz etkiler yaparlar.
Kalkınma planlaması yapan ülkelerde,
planlama mekanizması, oldukça ayrıntılı göstergelerin yanısıra, iyi tanımlanmış
kıstaslara dayalı sektörel öncelikleri sağladığından, ilk proje belirleme
işlemi daha kolaydır. Ancak kalkınma plan ve programlarında yer alan amaçlara
ulaşabilmek için gereken yatırım kararlarının doğru alınabilmesi, bu aşamada
oluşturulan seçeneklerin olabildiğince geniş tutulmasına bağlıdır. Fakat
genelde, aynı amaçlara daha ucuz ve etkili bir yoldan ulaşabilmek mümkün
olduğu halde, geliştirilen seçeneklerin kısıtlı olması nedeniyle daha pahalı
ya da amaca ulaşmayı engelleyen çözümlere razı olunmaktadır. Proje planlama
sürecinin çalışmaya başlamasıyla birlikte bu aşamada kaçırılan fırsatları
bir daha yakalamak zordur.
Yatırım projesi fikrinin oluşturulmasında
ve “proje olanakları etüdü” nün hazırlanmasında yararlanılabilecek kaynaklar
şu şekilde özetlenebilir:
Ön eleme, genelde kişi ya da kuruluşların
ortaya koyduğu fikirleri biraz daha gözden geçirme ve netleştirme amacını
taşıyan ve ön bilgilere dayanan öznel bir değerlendirme olup olası fikirler
içinden umut verenleri ön plana çıkarmayı hedeflemektedir. Bu nedenle ön
eleme, başarılı olma umudu verebilen fikirleri bir proje çalışması aşamasına
indirgeme faaliyeti olarak tanımlanabilir.
3.2 PROJE HAZIRLAMA
: Ön-Yapılabilirlik ve Yapılabilirlik Etüdleri
Proje fikirlerinin belirlenmesi,
ön elemeye tabi tutulup benimsenmesinden sonra kapsamlı ve ayrıntılı bir
proje çalışması (yapılabilirlik etüdü) başlatılır. Ancak ayrıntılı yapılabilirlik
etüdünün hazırlanmasına geçmeden önce bir ön yapılabilirlik çalışması yapmak
gerekir.
Ön yapılabilirlik etüdü ile yatırım
konusunun uygun olup olmadığı araştırılır. Ön yapılabilirlik etüdünden
olumlu sonuç alınırsa, yapılabilirlik etüdü başlatılır. Ön yapılabilirlik
etüdü, proje olanakları etüdü ile ayrıntılı yapılabilirlik etüdü arasında
bir geçiş aşaması olarak düşünülmelidir. Ön yapılabilirlik etüdünün yapısı,
ayrıntılı yapılabilirlik etüdü ile aynı olmalıdır. İkisi arasındaki fark
toplanan bilginin ayrıntı düzeyidir.
Proje olanağı etüdü gözönüne alınarak
bir yapılabilirlik etüdü yapılmışsa, ön yapılabilirlik aşamasından vazgeçilebilir.
Sektör ya da kaynak olanakları etüdü, yapılabilirlik aşamasına geçilmesini
ya da projeden vazgeçilmesini sağlayacak yeterlilikte bilgi içerdiğinde
de, bazen ön yapılabilirlik aşaması atlanabilir.
Yapılabilirlik etüdü yatırımcının
ne üreteceğini, nereye satacağını, nasıl üreteceğini, ne kadarlık bir yatırım
yapacağını, yatırımı nereye yapacağını ve ne kazanacağını gösteren bir
rapordur. Yapılabilirlik etüdleri, kesin yatırım kararının verilmesinden
ve uygulama (kesin) projelerinin hazırlanmasından önce yapılan ve projelerin
teknik, ticari, finansal, ekonomik, sosyal ve kurumsal yapılabilirliklerini
analiz eden kapsamlı bir çalışmadır.
Yapılabilirlik etüdü ya da diğer
bir deyişle proje hazırlaması, ticari, finansal ve ekonomik analiz gereksinimlerine
uyacak biçimde olmalıdır. Çoğu kez yapılabilirlik etüdü aşamasında proje
finansmanının olduğu varsayılır, finansal etkiler böylece hesaplanır ve
toplam üretim maliyetine katılır. Ancak, projede kredi kullanımı ve benzeri
dış finansman kaynaklarından da yararlanılacaksa, bunun getireceği ek maliyetler
de hesaplanıp proje giderlerine dahil edilmelidir.
Projeden kaynaklanan ticari ve
ekonomik fayda ve maliyetlerin nihai tahminlerine dayalı olarak hazırlanan
etüdler, hem yatırımcı kuruluş açısından hem de ulusal ekonomi açısından
karlılık hesaplarını da kapsar. Yatırım ve üretim maliyetlerinin nihai
tahminleri ve bunu izleyen ticari ve ekonomik karlılık hesaplarının anlamlı
olabilmesi için, proje kapsamının, hiç bir önemli unsuru ve maliyeti dışarıda
bırakmayacak şekilde, açık olarak tanımlanmış olması gerekmektedir.
Kapsamı bundan sonraki “Proje Hazırlama”
bölümünde açıklanan “yapılabilirlik etüdü” genel olarak dört temel amaç
ile hazırlanır.
Birincisi, kendi kaynaklarını etkin
olarak kullanmak amacıyla gerek makro gerekse mikro bazda yatırım kararını
verecek olanlar yapılabilirlik etüdüne ihtiyaç duyarlar.
İkincisi, devlet çeşitli sektörlerde
özel kesim yatırımlarını teşvik etmek ve desteklemek amacı ile yatırım
teşvikleri ve krediler verir. Bu teşvik ve kredilerden yararlanmak isteyen
özel firmaların projeleri için devletçe yapılabilirlik etüdü istenir.
Üçüncüsü, yatırım yapacak kuruluşlar,
bunu gerçekleştirmek için eğer bir finansman kuruluşundan dış finansman
(kredi) talebinde bulunuyorlarsa, talep edilen borcun ve faizinin zamanında
ödenip ödenmeyeceğinden emin olmak için finansman kuruluşları tarafından
da yapılabilirlik etüdü istenir.
Son olarak, yapılabilirlik etüdü
projenin uygulanması aşamasında karşılaşılabilecek olası güçlükleri önceden
görmek ve gerekli önlemleri almak için gerekir.
Proje hazırlama aşamasında hazırlanan ön-yapılabilirlik etüdünün ön analizi sonucunda seçilen projeler, yapılabilirlik etüdü sırasında daha ayrıntılı olarak incelenmek üzere kalkınma planı sürecinde gerçekleştirilmesi düşünülen kamu proje stokuna alınır ve başlangıç yılları itibariyle yıllık yatırım programlarına ithal edilir. Söz konusu plan döneminde ortaya çıkabilecek acil ihtiyaçlara yönelik projeler de yıllık yatırım programlarına yapılabilirlik etüdleri hazırlanması amacıyla etüd-proje olarak dahil edilebilir.
3.3 PROJE ANALİZİ VE SEÇİMİ
3.3.1 Proje Analizi (Yatırım Öncesi)
Türkiye’de proje analizi
ile proje değerlendirme kavramları sık sık karıştırılmakta ve birbirinin
yerine kullanılmaktadır. Bu kavramlara ilişkin karışıklığı önlemek ve kavramların
yerli yerinde kullanılmasını sağlamak için bu konunun açıklığa kavuşturulması
gerekmektedir. Proje analizi (project analysis ya da project appraisal),
yabancı literatürde yatırım kararını vermeden önce (ex-ante), yani planlama
aşamasında, yapılan incelemeye karşı gelmektedir. Oysa Türkiye’de yaygın
olarak ve daha çok proje analizi anlamında kullanılmakta olan proje
değerlendirme (project evaluation), yabancı literatürde projenin uygulanıp
tamamlanmasından sonraki kazanımları, yani projenin başarımını (performansını)
incelemek ve ölçmek (ex-post evaluation) anlamında kullanılmaktadır. Bu
çalışma kapsamında, Türkiye’de yaygın olarak kullanılmakta olan “proje
değerlendirme” kavramının, yani uygulama öncesi analizin yerine yukarıdaki
anlamlara uygun olarak “proje analizi”, uygulama sonrası değerlendirme
yerine ise “proje değerlendirme” kavramı kullanılacaktır.
Etüd-proje olarak yatırım programına
alınan projelerin yapılabilirlik etüdünün tamamlanması ile proje hazırlama
aşaması son bulur. Bundan sonraki aşama, bu etüdle ortaya konulan teknik,
ticari, ekonomik ve mali bilgilere dayalı olarak projenin analiz edilip
yatırım konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmesidir. Proje analizi
aşaması, projenin kabul edilerek yapılabilirliğinin onaylanması ya da reddi
ile sonuçlanır. Yapılabilir bulunmakla birlikte bazı projeler, yatırım
programı çerçevesinde daha sonra değerlendirmek üzere ertelenebilir. Bu
sırada yatırım programını hazırlayan birimlerce bazı proje etüdlerinin
değişen koşullar nedeniyle yenilenmesi ya da düzeltilmesi de istenebilir.
Mikro düzeyde bir analiz olan proje
analizine bağlı olarak yapılabilir bulunan ve öncelik sırasına göre derecelendirilen
projeler arasından bazılarının seçilerek yatırım programının oluşturulması
bir sonraki aşamadır. Finansman olanakları da dikkate alınarak makro düzeyde
analiz edilen projeler bu aşamanın sonucunda reddedilebilir, ertelenebilir
ya da belirli bir ödenek tahsis edilerek yapım projesi olarak yatırım programına
dahil edilir.
Proje analizi, aşamalı plan hazırlama
sürecinin son aşamasını oluşturur. Proje analizi planlı kalkınmayı amaçlamış
ülkeler açısından son derece önemli bir konudur. Proje analizinin amacı
kısıtlı kaynakların etkin kullanılmasını ve mal ve hizmet üretiminin akılcı
olmasını sağlamaktır. Çünkü ekonomik büyüme ve kalkınma için vazgeçilmez
niteliğe sahip olan yatırımların ya da diğer deyişle yatırım projelerinin
bilimsel temellere dayalı olarak hazırlanması ve değerlendirilmesi, “kaynakların
optimal kullanımının” ilk ve temel koşuludur. Ancak bu şekilde yatırımlardan
beklenen sonuçların makro düzeyde gerçekleşmesi mümkün olabilir. Makro
planlar ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın, iyi hazırlanıp doğru analiz
edilmeden gerçekleştirilecek projelerle makro plan hedeflerine ulaşmak
mümkün değildir.
Yatırım projelerinin hepsi kaynak
tüketip belirli getiriler sağlarlar. Bir yatırımın yapılması konusunda
karar verebilmek için proje hazırlama sırasında hesaplanan toplam getirinin
projenin inşaatı dahil tüm yaşamı süresinde tükettiği kaynaklara eşit ya
da daha fazla olması beklenir. Bunu tesbit edebilmek için projelerin iyi
bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Bir plan ne kadar çok sayıda ve iyi
analiz edilmiş projeye dayandırılırsa, sağlamlığı ve tutarlılığı o ölçüde
yüksek olur.
Kalkınma plan ve programlarının hazırlanması ve kamu yatırımlarının planlanmasında görev alan uzmanlarca genel olarak masa başında değerlendirilen yatırım teklifleri, zaman zaman yerinde de analiz edilebilir. Örneğin; projenin uygulanacağı yerin görülmesi, yer seçimi ve/veya çevresel etkiler hakkında analiz yapacak uzmanlara önemli ipuçları verebilir. Kapsamlı ve sistematik bir şekilde yürütülen proje analizi sırasında projeler fayda ve maliyetlerin değerlendirilmesini de içeren, ancak bunların dışındaki diğer bazı konuları da kapsayacak şekilde aşağıdaki teknikler kullanılarak analiz edilir:
1. Teknik Analiz,
2. Ticari Analiz : Yatırımcı Kuruluş Açısından Karlılık Analizi,
3. Finansal Analiz : Projenin Finansman Yapısının ve Kaynaklarının Analizi,
4. Ulusal Analiz
a. Ekonomik Analiz : Ulusal Ekonomi Açısından Karlılık Analizi
b. Sosyal Analiz : Sosyal Refah Açısından Karlılık Analizi
c. Maliyet-Etkinlik Analizi
d. Diğer Ulusal Analiz Ölçütleri : Katma Değer Yöntemi vb.,
5. Kurumsal Analiz
6. Çevresel Analiz.
Proje (yapılabilirlik etüdü) hazırlama
ve yatırım kararı verme aşamalarında gerçekleştirilen proje analiz çalışmaları
sırasında yukarıda verilen tekniklerin hepsinin birden uygulanması mümkün
ve gerekli olmayabilir. Çünkü, bu tekniklerin bir kısmı diğerlerine alternatif
olarak geliştirilmiştir. Örneğin; “katma değer yöntemi”, fayda-maliyet
analizinin alternatifidir. Diğer taraftan proje faydalarını ölçmenin mümkün
olmadığı durumlarda, fayda-maliyet analizini uygulamak mümkün olamadığı
için maliyet-etkinlik analizi kullanılmaktadır.
3.3.2 Proje Seçimi ve Yatırım Programının Hazırlanması
Proje analizinin son bölümünü,
diğer bir ifade ile makro analiz bölümünü oluşturan bu aşama, projelerin
kalkınma planı ile bütünleştirildiği aşamadır. Bu aşamada ilk olarak, yatırımcı
kamu kuruluşları tarafından teklif edilen yeni projelerin fayda ve maliyetlerinin
yukarıda özetlenen proje analiz yöntemlerine göre gerekli düzeltmeler yapılarak
hesaplanmasından ve projelerin değişik ölçütlere göre mikro olarak analiz
edilmesinden sonra ön elemeleri yapılır.
Ülke kaynaklarının akılcı kullanımını
sağlamak amacıyla uygulanan mikro analiz teknikleri, özellikle ekonomik
ve sosyal fayda-maliyet analizi, yalnızca kamu yatırım projelerinde değil,
teşvik belgesi almak ya da kamu yatırım bankalarından kredi temin etmek
üzere başvuran özel sektör projelerinde de uygulanmalıdır.
Ön elemede, bazı projeler yapılabilir
nitelikte bulunup derecelendirilir. Diğer projeler ise elenir. Tek tek
yapılabilir bulunarak ön elemeden geçen ve derecelendirilen projelerden
bazıları seçilerek belli bir ödenek tahsisi ile “Yatırım Programı”na dahil
edilir. Diğerleri ise ertelenir ya da reddedilir. Çünkü, tek tek yapılabilir
olan projelerden bazıları, kısıtlı kaynaklar çerçevesinde hem yürüyen projelerle,
hem de kendi aralarında topluca ele alındığında yapılabilir ve tutarlı
olmayabilir.
Yatırım programının hazırlanması
makro planlamanın aksine hem yukarıdan aşağı hem de aşağıdan yukarıya doğru
işleyen bir süreçtir. Makro plan ile projelerin bütünleştirilmesi tutarlı
bir yatırım programının hazırlanmasına bağlıdır. Tutarlı bir yatırım programı,
bir taraftan makro plan ve sektörel plan hedeflerine uygun projelerin seçilmesine,
diğer taraftan seçilen bu projelerin mevcut kamu proje stokunda yer alan
ve uygulanmakta olan projeler ve bunlar tarafından kısıtlanan finansman
imkanları ile uyumlu olmasına bağlıdır. Diğer bir deyişle, daha önceki
yıllarda programa alınmış ve yürüyen projeler ile programa yeni dahil edilen
projelere ayrılan kaynakların toplamının, mevcut finansman olanakları ve
makro ekonomik dengeler gözetilerek belirlenen sektörel yatırım tavanlarını
aşmaması ve ayrılan bu kaynaklarla gerçekleştirilecek projelerin sektörel
hedeflere ulaşmayı sağlayacak nitelikte olması gerekir.
Ticari, ekonomik ve sosyal açıdan
yapılabilir bulunan projelerin belli bir ödenekle yatırım programına dahil
edilebilmesi için kalkınma plan ve programları ile de tutarlı olmaları
gerekir. Bu nedenle, projeler aşağıdaki açılardan da incelenir:
Daha önce de belirtildiği gibi,
projelerin tek tek analizinin mikro düzeyde bir değerlendirme olmasına
karşılık, proje seçimi makro düzeyde bir işleve sahiptir. Eğer projeler
yalnızca proje analizi sonucunda erişilen yapılabilirlik kıstaslarına (Net
Bügünkü Değer, İç Karlılık Oranı, Fayda-Maliyet Oranı vb.) göre seçilirlerse
makro ve mikro düzey arasındaki bağ kırılmış olur. Bunun olmaması için
makro planlamayla belirlenen direktifler doğrultusunda hazırlanan, analiz
edilen ve seçilen projelerle oluşturulan proje demeti (yatırım programı)
toplu olarak da yapılabilir ve tutarlı olmak zorundadır. Örneğin; maksimum
net fayda sağlayan bir projenin yatırım ihtiyacı çok yüksek olabilir ve
ilgili olduğu sektöre ayrılan yatırım tavanının içine sığmayabilir. Dahası,
diğer bazı projelere ayrılacak kaynakları daraltarak sektörel hedeflere
erişilmesini de engelleyebilir.
Yatırım programını oluşturacak projelerin ticari ve ekonomik olarak yapılabilir bulunup çeşitli ölçütlere göre ağırlıklandırılarak derecelendirilen projeler arasından seçilmesinde ve bu projelerin kalkınma plan ve programları ile bütünleştirilmesinde, sektörel plan ve programların hazırlanmasından sorumlu kişi ya da gruplarca göz önünde bulundurulması gereken bazı temel hususlar şunlar olabilir:
(a) Her sektöre planlanan dönem
sonunda ulaşılması istenen belirli bir katma değer hedefi verilebilir ve
yatırım programının bu hedefe ulaşılmasını sağlayacak en düşük maliyetli
proje demetinden oluşturulması istenebilir.
(b) Her sektöre belirli bir miktar
yatırım tavanı (toplam ve dış para olarak da belirlenebilir) verilebilir
ve verilen bu tavan içinde kalınarak gerçekleştirilecek projelerle elde
edilecek toplam net kazancın (fayda-maliyet farkı), yıllık bazda ya da
bugünkü değere indirgenmiş olarak maksimize edilmesi istenebilir.
Şüphesiz her sektörde yüksek öncelikli
projeler vardır. Ancak yatırım programının hazırlanması sırasında genel
olarak yapılan hata, bu tip projelerin tesbit edilip programa dahil edilmemesi
değil, aksine bu ve benzeri projelerden mevcut kaynakların imkan vereceğinden
fazlasının aynı anda programa alınıp gerçekleştirilmek istenmesidir. Programa
olması gerekenden fazla proje dahil edildiğinde, kaynak yetersizliği nedeniyle
bütün projeler yavaşlamaktadır. Bu durum projelerin zamanında bitirilmesini
ve ekonomiye kazanç sağlamasını engellediği gibi, proje maliyetlerinin
artmasına ve kıt kaynakların boşa harcanmasına da neden olmaktadır. Bu
nedenle yatırım programının hazırlanması sırasında kaynaklar çok acil ve
zorunlu konuların dışında öncelikli olarak mevcut kamu proje stokunun zamanında
ve programına uygun olarak bitirilmesi yönünde ayrılmalıdır. Yeni projeler,
yürüyen projelerin ihtiyacı karşılandıktan sonra artan kaynaklarla gerçekleştirilmelidir.
3.4 PROJE UYGULAMASI VE İZLEME / DEĞERLENDİRME
3.4.1 Proje Uygulaması
Proje uygulaması aşamasında etüd-projesi
tamamlanıp belirli bir ödenekle yapım projesi olarak yatırım programına
alınan projeler için ayrılan finansal kaynaklar, yürütücü kuruluş tarafından
somut olarak elde edilir, harcanır ve yatırım projesi fiziksel olarak gerçekleştirilir.
Birçok eylemi kapsayan bu aşamanın başarısı, projelerin daha önceki aşamalarda
doğru olarak hazırlanması, analiz edilmesi ve seçilmesine bağlıdır. Buna
rağmen proje uygulama aşamasında beklenmedik durumlarla karşılaşılabilir.
Bu aşamada yer alan eylemler ana hatlar itibariyle şöyledir:
1. Proje uygulamasından sorumlu ekibin atanması (yatırımcı kuruluş içindeki ve dışındaki koordinasyonu sağlamak, finansman sorunlarını çözmek ve diğer işlemleri yapmak üzere),
2. Proje yönetiminin oluşturulması ( proje yöneticisi, şantiye şefi ve diğer personel) ve proje uygulama (iş) programının hazırlanması,
3. Varsa şirket kuruluş işlemlerinin ve diğer yasal işlemlerin (inşaat ruhsatlarının çıkarılması vb.) tamamlanması,
4. Finansal planlamanın yapılması ve finansman sağlanması ile ilgili yasal işlemlerin (kredi başvuruları ve anlaşmalarının yapılması, ödenek sağlanması, sari ihale izni vb.)
5. Ödeneklerin ( iç para ve/veya kredi) nakit olarak temin edilmesi ,
6. Teknoloji anlaşmaları (patent, know-how, lisans vb.),
7. Ayrıntılı mühendislik projelerinin ve yerleşim planlarının hazırlanması,
8. İhale belgelerinin (teknik şartnameler, keşif, sözleşme örneği vb.) hazırlanması, ihalenin yapılması, ihale görüşmeleri, pazarlıklar ve sözleşmenin yapılması,
9. Arazi satınalma ya da kamulaştırma işlemleri,
10. Makina-donanım ve diğer malzemelerin satın alınması ya da ithal edilmesi,
11. İnşaat, montaj ve kontrolluk işleri,
12. Üretim öncesi pazarlama,
13. Deneme ve işletmeye alma çalışmaları.
3.4.2 İzleme, Değerlendirme
ve Koordinasyon
Proje uygulamasının yatırımcı kuruluş
tarafından gerçekleştirilmesine karşılık makro düzeyde izleme, koordinasyon
ve değerlendirme etkinlikleri bu projeleri planlayan ve programa alan kamu
otoritesi tarafından gerçekleştirilir. Türkiye’de bu görev hükümet adına
Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yürütülmektedir.
Kalkınma planı, yıllık programlar
ve yatırım programının uygulanması açısından izlemenin amacı, uygulama
araçlarının, yani projelerin amaç ve hedefleri gerçekleştirecek nicelik
ve nitelikte uygulanıp uygulanmadığının araştırılması, varolan sorun ve
darboğazların belirlenmesidir. İzleme ve değerlendirme, değişik yönetim
düzeylerinde, sürekli ya da dönemler itibariyle gerçekleştirilen bir etkinlik
türüdür. Sistemli bir şekilde yürütülmesi gereken izleme ve değerlendirme
faaliyeti, kamu yatırım programının bütünü için genel düzeyde olabileceği
gibi, Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP) gibi belirli bir proje ya da projeler
grubu için özel olarak da tasarlanabilir.
Uygulama sırasında ortaya çıkan
sorun ve darboğazlar, yatırım projelerinin doğrudan kendilerinden kaynaklanabilir.
Proje hazırlanırken yapılan teknik ve maddi hatalar, finansmanın sağlam
kaynaklara dayandırılmamış olması ve proje analizi aşamasında bunların
gözden kaçırılmış olması uygulamada sorun ve darboğazlar oluşturur. Ayrıca
gerek projenin uygulandığı zemin, gerekse diğer ana ve yardımcı hizmetlerin
sağlanması açısından da sorunlarla karşılaşılabilir. Diğer taraftan, projeyi
doğrudan uygulamakla sorumlu kuruluşla, ana ve yardımcı hizmetleri sağlayacak
kuruluşların kendi yapılarından ve birbiri ile olan ilişkilerinden dolayı
da sorun ve darboğazlar oluşabilmektedir.
Gerek yatırım projelerinin, gerekse
plan ve program uygulamaların izlenmesi sırasında hangi etkinliklerin yürütüleceği,
hangi nicelik, nitelik ve ayrıntıda bilgi toplanacağı, hangi yöntemlerin
kullanılacağı ve koordinasyon ve kontrolun nasıl yapılacağı çok önemli
olmakla birlikte amacımız dışında olduğu için bu çalışma kapsamında ele
alınmamıştır.
Aynı şekilde, yürüyen projelerin değerlendirilmesi (ongoing evaluation) de kapsam dışı tutulmuştur. Projelerin uygulandığı sırada gerçekleştirilen bu değerlendirmede uygulamanın verimli ve etkili bir şekilde yürütülüyor olup olmadığının ve varsa aksamaya neden olan sorunların yanısıra projeyle ulaşılmak istenen hedeflerin geçerliliğini sürdürüp sürdürmediği de analiz edilir. Bu değerlendirmeye bağlı olarak amaçlar, politikalar, uygulama stratejileri ve projelerin diğer unsurları (yanlış yer seçimi, hatalı tasarım vb.) ile ilgili olarak yapılması gereken düzeltmeler konusunda karar organları bilgilendirilir. Örneğin; ülke ekonomisi açısından önemli görülen ve yabancı sermayeye açılan bir proje dış yatırımcılar açısından değişik nedenlerle cazip bulunmayabilir. Bu durumda hızlı bir şekilde strateji değiştirip dış ya da iç finansman kaynaklarından yararlanarak projenin yerli kuruluşlar eliyle gerçekleştirilmesi kararı alınmalıdır. Aksi halde proje uzun yıllar sürüncemede kalarak ülke ekonomisi açısından kayıplara neden olabilir.
3.5 İŞLETME DÖNEMİ VE TAMAMLAMA SONRASI DEĞERLENDİRME
İşletme dönemi, kurulan işletmenin
normal üretim faaliyetini yürüttüğü dönemdir. Bu aşamada deneme üretimi
tamamlanmış ve işletme artık normal olarak mal ya da hizmet üretim faaliyetlerine
başlamıştır.
İşletme döneminin incelenmesi, proje çevrimi içinde yer almakla birlikte bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur. Çünkü planlamacılar tarafından değil doğrudan işletmecilerce yürütülen bu etkinlik (üretim işlemi) bir planlama çalışması değildir. Ancak bu aşamada planlamacılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir başka etkinlik vardır. Bu etkinlik “tamamlama sonrası değerlendirme (ex post evaluation)” olarak tanımlanır. Tamamlama sonrası yapılan değerlendirme geriye bakarak proje, program ya da proje uygulanmasıyla gerçekte ulaşılan sonuçların planlananlar ile karşılaştırılması ve alınan kararların ve gerçekleştirilen eylemlerin makul ve faydalı olup olmadığı konusunda hükme varılmasıdır (Bowden,1988).
Bu çalışma kendi içinde ikiye
ayrılır. Birincisi projenin tamamlanmasından sonraki 6. ve 12. aylar arasında
gerçekleştirilen bitişte değerlendirme (terminal evaluation) aşaması,
ikincisi ise aradan bir kaç yıl geçip projenin bütün fayda ve etkilerinin
görülebileceği bir zamanda gerçekleştirilen tamamlama sonrası değerlendirme
(ex-post evaluation) aşamasıdır. Olgunlaşma süresi kısa olan projelerde
ortak olarak tek bir değerlendirme yapılır (UN, 1984).
Tamamlama sonrası değerlendirmenin (ex-post evaluation) iki temel amacı vardır:
1. projenin uygulanmasıyla ulaşılan sonuçların verimlilik, üretim ve diğer etkiler açısından değerlendirilmesi,
2. gelecekteki planlama
çalışmaları (plan ve projelerin hazırlanması, analizi, uygulanması, izlenmesi
ve değerlendirilmesi) için ders çıkarılması.
|
|
|
|
|
|