Proje ya da yaygın kullanımı ile
yapılabilirlik (fizibilite) etüdünün hazırlanması, projecilikte yaşamsal
bir öneme sahiptir. İyi hazırlanmış ve sağlıklı verilere dayanmayan bir
proje, proje planlaması, yani yatırım kararının alınması aşamasında, en
gelişkin yöntemler ile analiz edilse bile sonuç anlamlı olmayacaktır. Esasen,
yatırım kararının verilmesinden önce proje hazırlanırken de proje analize
tabi tutulmaktadır. Hazırlık sürecinin bütün önemli aşamalarında projenin
yapılabilirliği konusunda yeni analizler yapma şansı vardır.
Projenin (yapılabilirlik etüdü)
başarılı bir biçimde hazırlanması, yalnızca analiz aşamasında önemli olmakla
kalmayıp aynı zamanda projenin uygulama aşamasında da kilit bir rol oynamaktadır.
Proje uygulamasını yönlendirecek olan ana çizgiler proje yapılabilirlik
etüdü hazırlama aşamasında belirginleşir. Bu çerçevede, proje hazırlama
sürecine özel bir önem verilmeli ve sonradan giderilmesi mümkün olmayacak
veya son derece pahalıya mal olacak hataları ortadan kaldıracak şekilde
bir hazırlık yapılmalıdır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler bu aşamaya
yeterince kaynak ve zaman ayırmamakta, bunun ortaya çıkardığı sıkıntıları
ise uygulama sürecinde yaşamaktadırlar.
Bu bölümde proje hazırlama süreci
ile ilgili olarak verilen bilgiler, bu konuda herşeyi kapsayıcı olmak iddiası
taşımamaktadır. Amaç, temel bazı noktalara ışık tutmak ve konunun genel
bir çerçevesini çizmektir. Bu genel çerçevenin anlamlı olabilmesi için
değişik sektörlerin ve projelerin özgül koşulları ile birlikte dikkate
alınması gereklidir.
Genel hatları itibariyle benzer
olan, ancak ayrıntı düzeyinde farklılaşan ön-yapılabilirlik ve yapılabilirlik
etüdlerinin kapsamı özet olarak EK-C1'de
verilmektedir. Yapılabilirlik etüdlerinin bu kapsama uygun olarak hazırlanmasında
dikkat edilecek konular bölümler halinde aşağıda açıklanmaktadır.
1. GENEL BİLGİLER
Bu bölüm, proje ile ilgili temel
bazı bilgilerin ilk bakışta edinilebilmesine yönelik olarak hazırlanır.
Bu temel bilgilere ilişkin olarak EK-C2’de
yeterince ayrıntılı bir format verildiği için bu konuda daha fazla yoruma
ihtiyaç duyulmamaktadır. Yapılabilirlik çalışmasının özet göstergeleri,
proje sorumlusu kuruluş, proje hazırlayıcıları, vb. genel bilgiler bu tabloda
yer almaktadır.
2. PROJENİN TANIMI VE KAPSAMI
Bu bölümde projenin hedefleri ortaya konur. Hangi mal ve/veya hizmetlerin üretileceği, bunların cinsleri ve miktarı, hangi kuruluş tarafından gerçekleştirileceği, projenin ne zaman hizmete gireceği ayrıntılı olarak açıklanır. Birçok proje iyi tanımlanmadığı için veya hedefleri başlangıçta iyi saptanmadığı için başarısız olmuştur. Özellikle kamu kesiminde projelerin iyi tanımlanmasına önem verilmelidir. Yapılacak fizibilite çalışmaları neticesinde projenin kapsamında çeşitli değişiklikler söz konusu olabilir.
Bu bölümde yer alacak bilgiler
şu şekilde özetlenebilir:
3. PİYASA ARAŞTIRMASI
Piyasa araştırması temel olarak
iç ve dış piyasalarda bir ürüne (hizmete) olan talebi, bu talebin bileşimini
ve projenin ekonomik ömrü boyunca bu konudaki muhtemel değişimi belirleme
çabasıdır. Her proje bir ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak tasarımlanır.
Projecilikte bu ihtiyacın ifadesi taleptir. Talep, projenin temel dayanak
noktası, gerekçesinin ve hedefinin somut göstergesidir. Bu nedenle, talebin
oluştuğu piyasanın ileriye yönelik olarak sağlıklı analiz edilmesi, talebin
büyüklüğü, bileşimi, etkilendiği faktörler,vb. hususların doğru ölçülmesi
şarttır. Bu yapılmadığı zaman projeden beklenen faydanın sağlıklı bir şekilde
tahmin edilmesi mümkün değildir. Piyasa araştırmasıyla ulaşılan sonuçlar
projenin gelecekteki nakit akımlarını etkilemenin yanısıra, proje ölçeğinin
veya kapasitesinin seçiminde ve üretilecek ürün setinin belirlenmesinde
de önem taşır. Özellikle yeni bir ürünü veya farklılaştırılmış bir ürünü
piyasaya sunarken piyasa araştırması büyük önem kazanır.
Ekonomi biliminde talep, temel
olarak aşağıdaki değişkenlerin fonksiyonu olarak kabul edilir:
* Malın kendi fiyatı
* Tamamlayıcı malların ve ikame malların fiyatları
* Gelir
* Nüfus
* Zevkler
Bütün bu değişkenler göz önünde
bulundurularak çeşitli yöntemler ile (regresyon analizi, anket çalışması,
vb.) talep ve satış öngörüleri yapılır. Sözkonusu ürünün fiyat ve gelir
esneklikleri yapılacak araştırmada önemli bir rol oynar.
Piyasa araştırmalarında nüfus, milli gelir, kişi başına gelir, gelirin dağılımı gibi birçok sosyo-ekonomik göstergenin yanısıra, üretilecek ürünün veya ikame ürünlerin dış ticareti, ana girdilere ilişkin bilgiler ile tüketici davranışları konularında veriler derlenerek kullanılır. Projenin özelliklerine ve veri teminindeki kolaylıklara bağlı olarak her proje için gerekli veri seti farklılaşabilir.
Genel olarak bir piyasa araştırmasının
başlıca aşağıdaki unsurları içermesi beklenir;
Pazar araştırması yapılırken,
kurulacak olan tesisin üretimde ve satışlarda aşamalı bir artış olacak
şekilde birkaç yıl sonra tam kapasiteye ulaşacağını öngörmek daha gerçekçi
olacaktır.
Belirsizlik nedeni ile yapılabilecek
hataları en aza indirebilmek için duyarlılık analizlerine başvurulmalıdır.
Özellikle esnek ve kolayca değişebilir bir talep yapısına sahip alanlarda
üretim teknolojileri ve üretim sürecinin organizasyonu bu durum dikkate
alınarak seçilmelidir.
4. HAMMADDE ETÜDÜ
Bu bölümde, tesisin kullanacağı hammadde ve yardımcı girdiler irdelenir. Hammadde ve yardımcı girdilerin seçiminin başlıca dayanakları talep analizi, teknoloji seçimi, üretim programı ve bunlardan türetilen tesis kapasitesidir. Hammaddeler kendi içinde işlenmiş veya yarı işlenmiş, işlenmiş endüstriyel malzemeler ve bileşenleri gibi gruplara ayrılmaktadır.
Yardımcı maddeler genel tanımı
ile ifade edilen girdiler; kimyasal maddeler, katkı maddeleri, paketleme
malzemeleri, boyalar gibi kalemlerdir. Yardımcı kullanım kaynakları ise
elektrik, su, buhar, yakıt, hava, vb.dir.
Bu kalemlerin getireceği maliyetlerin
ve darboğazların hesaplanması fizibilite çalışmasının önemli bir bölümünü
oluşturur. Burada yapılacak hatalar projenin toplam maliyetinin ve işletme
dönemi giderlerinin yanlış hesaplanmasına yol açar. Yapılacak bir girdi
etüdü ile tesisin ihtiyaç duyacağı girdiler ve bu konuda ortaya çıkabilecek
darboğazlar belirlenmelidir. Bu etüdün sonucuna göre bazı girdilerin tesisin
kendisi tarafından üretilmesi kararına varılabilir (enerji üretimi, buhar
üretimi, vb.). Bu bölümde hesaplanan maliyetler toplam üretim maliyeti
tablosuna (işletme giderleri tablosu) aktarılır.
Girdi etüdü yapılırken fiyatlar
ve taşıma maliyetleri gibi unsurlar dikkatle irdelenmelidir. İthal girdilerde
gümrük koşulları ele alınmalıdır. Ayrıca alternatif girdiler arasında değerlendirme
yapılarak tesis için maliyet ve sağlanabilirlik açılarından en uygun girdi
seti oluşturulmalıdır.
5. YER SEÇİMİ
Kuruluş bölgesi ve yeri seçimi bir projenin en stratejik kararlarından biridir. Kuruluş yeri seçimi sadece ticari açıdan önemli olmakla kalmamakta; gelir dağılımı, bölgesel gelişmişlik farklarını etkileme, birbirleri ile ilişkili firmaların aynı mekanda toplanması sonucunda oluşacak dışsallıklar, çevresel faktörler ile teşvik tedbirlerinden faydalanabilme gibi boyutları içermektedir. Bütün bu yönleri dikkate alındığında yer seçimi; firma bazında olduğu kadar ulusal planlama ve siyasi karar alma süreçleri açısından da merkezi bir öneme sahiptir. Ülkemizde Kalkınmada Öncelikli Yöreler ve Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Siteleri teşviklerinden yararlanılmasında bu faktörler etkili olmaktadır.
Ürünlerin maliyetleri, işletmenin
girdi ve çıktıları, taşıma giderleri, yatırımları özendirme politikaları,
inşaat ve enerji giderleri gibi birçok konu işletmenin kuruluş yerine bağlı
olarak değişirler.
Yer seçiminde gözönüne alınan
temel etkenler (faktörler) sınıflandırılacak olursa başlıca üç grup ortaya
çıkmaktadır.
1) Ekonomik ve nicel etkenler
: Hammadde ve yardımcı madde temin durumu ile taşıma maliyetleri, pazara
yakınlık ve mamul madde dağıtım giderleri, işgücü piyasası ve ücret düzeyi
ile bunlara bağlı maliyetler.
2) Nitel etkenler : İşgücü niteliği,
projenin çevreyle uyumu, çevre halkının kuruluşa karşı olası tutumu, eğitim
olanakları, altyapı durumu (ulaşım imkanları, su, elektrik vb.) gibi etkenler.
3) Ekonomi dışı etkenler : Askeri, siyasi veya firmanın kendi stratejik hedefleri ile ilgili etkenler.
Bölge seçimi olabildiğince geniş
bir coğrafi alan gözönünde bulundurularak yapılmalı ve seçenekler arasında
en uygunu belirlenmelidir. Bölge belirlendikten sonra yapılacak olan yer
seçiminde ise arazi ve çevre koşulları (altyapı, sosyo-ekonomik ve kültürel
çevre) ve arazi maliyeti (arazi hazırlama ve geliştirme dahil) dikkate
alınmalıdır. Bütün bu çalışmalar gerçekleştirilirken yapılacak yatırımın
özellikleri gözönünde bulundurulmalıdır. Örneğin hammadde yoğun ve birim
taşıma maliyetinin yüksek olduğu alanlarda (çimento fabrikası gibi) tesis
temel hammadde kaynağına yakın bir yerde kurulmalı; büyük ölçüde ithal
girdi kullanımına dayalı veya ihracata yönelik projeler ise limanlara veya
demiryoluna yakın olmalıdır. Çeşitli seçenekler arasından optimum yer seçilirken
doğrusal programlama tekniklerine başvurmak mümkündür.
6. KAPASİTE SEÇİMİ
Kapasite seçimi gerek firma gerekse
ulusal ekonomi açısından önem taşıyan bir konu olup, özellikle optimum
kapasitenin belirlenmesi ve ölçek ekonomilerinden yararlanacak şekilde
bir proje hazırlanması projecilik literatüründe öteden beri tartışılan
konular olmuştur.
Kapasite genel olarak, bir işletmenin
elindeki üretim faktörlerini en akılcı biçimde kullanarak, belirli bir
zaman dilimi içinde yapabileceği üretim miktarı olarak tanımlanır.
Kapasite konusunda değişik amaçlara hizmet etmek üzere kullanılan birçok tanım bulunmaktadır. Bunlardan önemli görülen bazıları aşağıda verilmiştir.
* Maksimum Teorik Kapasite (Tasarım
Kapasitesi): Yetişmiş işçi ve yöneticiler elinde tesisin hiç durmadan işletilmesi
sonucunda gerçekleştireceği yıllık üretim hacmidir. Bu kapasiteye nominal
maksimum kapasite adı da verilmekte olup, tesisin kurucusu tarafından garanti
edilen kurulu kapasiye denk gelir.
* Gerçekleştirilebilir Normal
Kapasite : Uygulamada ortaya çıkacak ihtiyaçlar (bakım-onarım vb.) ve eksiklikler
(işçi kalitesinde veya organizasyonda yetersizlik vb.) çerçevesinde gerçekleştirilebilir
üretim hacmidir. Bu kapasite fizibilite raporunun değişik unsurlarının
(piyasa araştırması, yatırım ve üretim giderleri, teknoloji giderleri,
teknoloji ve donanım, vb.) etkileşimi sonucunda saptanır.
* Fiili Kapasite : Talep yetersizliği,
hammadde temininde güçlükler, iş akımı düzenindeki eksiklikler gibi çeşitli
nedenlerle gerçekte ulaşılan üretim hacmidir. (Fiili kapasite/gerçekleştirilebilir
normal kapasite=kapasite kullanım oranı)
* Optimum Kapasite : Belirli bir amacı (maksimum karlılık, minimum birim maliyet, vb.) gerçekleştirmede gerekli üretim miktarıdır.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde
hatalı ölçeklerde kurulan tesisler ekonomilerin dışa açılma sürecinde temel
sorun oluşturmuştur. İthal ikameci dönemde sadece iç pazar koşulları dikkate
alınarak kurulan kapasiteler, ölçek ekonomilerinden yararlanacak şekilde
oluşturulmamış, bunun sonucunda maliyetler yükselirken uluslararası rekabet
gücü zayıflamıştır.
Proje açısından en doğru kapasitenin
seçilmesi için değerlendirilmesi gereken temel bazı konular aşağıda sıralanmıştır.
*Talep ve Teknoloji : Cari talep
hacmi küçük olmasına karşılık yıllık talep artış hızları yüksek ise kapasiteyi
büyük seçmek daha anlamlı olacaktır.
* Finansman Olanakları : Özkaynak
veya kredi bulma bakımından güçlü olan yatırımcılar için alternatif kapasiteler
daha fazladır.
* Hammadde ve Nitelikli İşgücü
: Özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük ölçekli tesislerin ihtiyaç
duyacağı nitelikli yönetici eksikliği küçük ölçekli tesisler lehine bir
durum oluşturabilir. Değişik bölgelere dağılmış bulunan hammadde kaynaklarını
tek bir yere kurulacak büyük bir tesise taşımanın maliyeti çok yüksek olabilir.
Bu durumda büyük bir tesis yerine taşıma maliyetlerini minimum düzeye indirecek
şekilde birden fazla tesis kurulabilir.
* Altyapı, Yan Sanayiler ve Sektörel
Denge : Bütün bu hususlarda ülke koşulları dikkate alınmadan saptanacak
bir proje kapasitesi çok yüksek veya çok düşük olabilecektir.
* Hükümetlerin Teşvik ve Koruma
Politikaları
Proje için en doğru kapasitenin
ilk kuruluş aşamasında saptanabilmesi, ilerde gider artırıcı tevsi yatırımlarına
gitmek ya da ölçek ekonomilerinden yararlanamayan verimsiz bir işletmeyi
yapay önlemlerle yaşatmaya çalışmak külfetini ortadan kaldıracaktır. Dışa
açık bir ekonomik yapıda, uluslararası piyasalarda rekabet gücü sağlayacak
kapasitelerde üretim yapmak şarttır. Proje değerlendirme konumunda bulunan
kişilerin öncelikle incelemeleri gereken hususların arasında proje için
öngörülen kapasite gelmelidir.Bu konu, bütün projenin karlılığını bazen
de bütün olarak bir sektörün rekabet gücünü belirliyecek önemdedir.
Belli bir kapasitenin altında olan
tesisler (ölçeğe göre artan getiri koşullarında) rekabet şansı elde edemezler.
Her sektör için belli bir minimum ekonomik büyüklük bulunmaktadır. Bu büyüklük
teknolojik gelişmelere ve piyasa koşullarına bağlı olarak zaman içinde
değişmektedir. Proje hazırlıkları yapılırken minimum ekonomik ölçek önemle
dikkate alınmalıdır.
7. TEKNOLOJİ SEÇİMİ VE MÜHENDİSLİK
Bu bölüm kapsamında gerçekleştirilen
çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:
Teknoloji seçimi, kapasite ve yer
seçimi gibi bir defada alınan ve projenin bütün ömrü boyunca etkili olan
kararlardan biridir. Teknoloji seçimi; değişik girdi bileşimlerini kullanarak
aynı çıktıyı üreten alternatif üretim yöntemleri arasından birini saptama
işlemi olarak düşünülebilir. Bu bölümde alternatif teknolojiler irdelenmeli,
seçilen teknoloji ve seçime temel olan gerekçeler ayrıntıları ile açıklanmalıdır.
Teknoloji seçenekleri sektörel
olarak ve sermaye gücüne göre değişmektedir. Belli alanlarda teknoloji
standart hale gelmiştir (çimento, demir-çelik, vb.) ve çok fazla alternatif
yoktur. Bu alanlarda teknoloji seçimi göreli olarak kolaydır. Ancak diğer
bazı alanlarda teknolojik seçenekler geniş ve göreli olarak daha değişkendir.
Fizibilite çalışmasında proje için alternatif teknoloji olanakları değerlendirildiği
gibi geleceğe dönük eğilimler de analiz edilmelidir.
Bu çalışmalar sırasında en önemli
konulardan biri dünyada yaşanan gelişmeler ile ülke koşulları arasında
denge kuracak bir perspektife sahip olmaktır. Örneğin, döviz darboğazı
yaşanan dönemlerde yerli girdi kullanan teknolojiler tercih edilebilir.
Gelişmiş ülkelerde üretilen sermaye yoğun teknolojilere karşılık, gelişmekte
olan ülkelerde bol olan kaynak durumundaki işgücünden dolayı emek yoğun
teknolojilere ağırlık verilmesi düşünülebilir.
Gelişmekte olan ülkelerin en önemli
açmazlarından biri teknolojik olarak geri olmaları ve geriliği ortadan
kaldıracak araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürecek kaynakları ayıramamalarıdır.
Sonuçta teknoloji transferi kaçınılmaz olmaktadır. Proje hazırlıklarında
yeni bir teknolojinin transferi sözkonusu ise bunun sağlayacağı dışsal
ekonomiler değerlendirilmelidir. Teknoloji transferi yapılırken dikkatli
bir seçim yapmak ve ekonominin rekabet gücünü azaltacak seçeneklerden kaçınmak
gerekir. Özellikle aşırı koruma sağlanan sektörlerde kısa vadeli karlılık
dürtüsü ile ülkeye sokulan geri ve ucuz teknolojiler uzun dönemde son derece
pahalıya mal olabilmektedir. Kıt kaynakları hızla tüketen ve çevresel sorunlar
doğurabilecek teknolojilerden de kaçınmak gerekmektedir.
8. İŞLETME ORGANİZASYONU VE İNSAN
KAYNAKLARI
Kurulacak şirketin veya işletmenin
büyüklüğüne göre değişen sayılarda organizasyon birimi ve bunların gerektirdiği
işgücü ile diğer gider kalemleri genel giderleri oluşturur. Örgüt planlaması
sonucunda genel giderlerin hesaplanması gerçekleştirilir. Genel giderler
ise proje karlılığını belirlemede temel unsurlardan biridir.
Yapılacak işgücü tahminleri sonucunda
iki temel işlev gerçekleşmiş olur; bu kapsamda işgücü maliyetleri hesaplanır
ve gereken personel ile proje bölgesinde mevcut personel karşılaştırılarak
eğitim gereksinimi saptanır. Eğitim ihtiyacı hesaplanırken dikkat edilmesi
gereken noktaların başında eğitim programları ile projenin somut ihtiyaçları
arasında sıkı bir bağlantı kurulması gelir. Amaç genel bir eğitim değil,
mevcut insan kaynağının proje ile bağlantılı eksikliklerini gidermeye dönük
sınırlı bir eğitimdir.
Gerek üretim öncesi dönem, gerekse
işletme dönemi için işgücü planlaması yapma gereği vardır. Bu planlama
esnasında yabancı uzman ihtiyacı gibi konular da değerlendirilir.
9. YATIRIM TUTARININ HESAPLANMASI
Toplam yatırım tutarı iki ana kalemden
oluşur; sabit sermaye yatırımları ve işletme sermayesi. Bu konuda önerilmekte
olan tablo EK-C3’de
verilmiştir.
Yatırımın yıllara göre dağılımını
da gösteren bu tablo her proje için yeniden düzenlenebilir. Hazırlanan
projede yukarıdaki tabloda yer alması gereken , ancak hiçbir başlığa uymayan
ek harcamalar gösterilmeli, olmayan harcama kalemleri ise boş bırakılmalıdır.
Yatırım tutarının hesaplanması
üç bakımdan son derece önemlidir:
1) Gerekli harcama miktarı belirlenerek
özkaynak ve özkaynak dışında ihtiyaç duyulacak kredi miktarı tespit edilir.
2) Toplam yatırım tutarının büyük
bölümünü oluşturan sabit sermaye yatırımları tutarının belirlenmesi yoluyla
amortisman miktarının saptanması mümkün hale gelir.
3) Ayrıca çeşitli hükümet teşviklerinden
yararlanabilmek için de bu hesaplamanın yapılması zorunluluğu vardır.
9.1 SABİT SERMAYE YATIRIMI
Sabit sermayeyi oluşturan maddi
ve maddi olmayan unsurlar başka bir şekle girmeden olduğu gibi kalan, birçok
üretim devresine katıldıktan sonra giderek tükenip üretimde kullanılamaz
hale gelen unsurlardır. Bu malların üretim sürecine girmesiyle ülkenin
sabit sermaye stokunda ve dolayısıyla üretim kapasitesinde artış oluşur.
Sabit sermaye yatırımları işin
niteliğine göre yeni, tevsi, tamamlama, modernizasyon, idame-yenileme gibi
isimler almaktadır. Fizibilite çalışmaları sadece yeni projelerde değil,
belli bir büyüklüğe sahip bütün sabit sermaye yatırımlarında uygulanan
bir yöntemdir.
Sabit sermaye yatırım tutarını
oluşturan kalemler aşağıda kısaca açıklanmıştır.
(1) Etüd Giderleri : Etüd işleri
olarak adlandırılan yatırım öncesi hazırlık çalışmaları ile ilgili giderlerdir.
Bunlar; olanak etüdleri, ön-yapılabilirlik etüdü, yapılabilirlik etüdü,
ana plan ve benzeri destek çalışmaları, proje hazırlanması ve planlanması
ile ilgili danışmanlık hizmetleri, arazi etüdleri, zemin etüdleri, rezerv
tahminleri, hammadde ve yardımcı madde etüdleri, laboratuvar ve kalite
testleri, pilot tesisler vb. konularda yapılan harcamalardan oluşur.
(2) Mühendislik ve Proje Giderleri
: Genellikle, yapıma geçilmeden önce (yatırım kararı alınıp projenin ihale
edilmesinden sonra) başlayan ve deneme işletmesi dönemine kadar süren (ayrıntılı
süreç tasarımı, makina ve donanım şartnamelerinin hazırlanması, bina keşiflerinin
yapımı, yerleşim planları ve uygulama projelerinin hazırlanması vb.) mühendislik
hizmetleri için yapılan ödemelerdir. Bu tür hizmetler kuruluşun uzman personeli
tarafından yapılabilir veya özel danışmanlık firmalarından sağlanabilir.
(3) Lisans, Patent, Know-How vb.
Teknoloji Ödemeleri : Seçilen üretim teknolojisinin gerektirdiği patent
ve know-how için lisans sözleşmeleri ile üstlenilen ödemeleri kapsar.
(4) Arazi Bedeli : İşletmenin üzerine
kurulacağı arazinin satın alma bedeli ve satın almaya ilişkin vergi, resim,
harç vb. giderler bu bölümde gösterilmelidir.
(5) Arazi Düzenlemesi : Arazide
gerekli kazı ve dolgu işleri (temel kazıları ve dolguları hariç), varsa
arazideki yapı ve temellerin yıkımı ve temizlenmesi, fabrika ya da işletme
yerini düzeltme, yüzey suyunu boşaltma, bataklık kurutma, dere yollarının
değiştirilmesi vb. işlere ilişkin "İnşaat İşleri Giderleri" kapsamında
yer almayan maliyet bedelleri tahminlerini kapsar.
(6) Hazırlık Yapıları : Şantiye
binası, şantiye elektriğinin ve suyunun bağlanması, depo, çevreleme tesisleri
(çit vb.) gibi yapılar için harcanan giderlerden oluşur.
(7) İnşaat İşleri Giderleri : Bu
bölümün doğru bir şekilde tahmini için inşaat işleri, Ana Fabrika ya da
İşletme Bina ve Tesisleri, Yardımcı İşletmeler Bina ve Tesisleri, İdare
Binaları, Sosyal Tesis ve Binalar ve Diğer İnşaat İşleri gibi bölümlere
ayrılarak incelenmelidir. Ancak, yatırım projelerinin hazırlanması aşamasında
mühendislik projelerinin çoğu kez hazırlanmamış olması ya da bunlar üzerindeki
maliyet saptamalarının çok zaman ve para isteyen işler olması nedeniyle
başlangıçta inşaat maliyetleri kestirme bir takım yöntemlerle de tahmin
edilebilmektedir.
(9) Ana Tesis Makina ve Donanım
Giderleri : Sabit sermaye yatırım tutarının genellikle en büyük kısmını
bu kalem oluşturmaktadır. Bu giderlerin belirlenmesinde kullanılan yöntemler
şunlardır:
(10) Yardımcı İşletmeler Makina
ve Donanımı : Ana tesis (fabrika, işletme vb.) makina ve donatımının çalışabilmesi
için gerekli elektrik, su, yakıt, buhar, hava, atık giderme, yükleme ve
boşaltma tesisleri, bakım ve onarım atölyeleri, laboratuar ve ambar gibi
yardımcı işletmelerin makina ve donanım bedelleri yatırım maliyetine eklenir.
Ayrı bir kalem olarak verilmiyorsa, yedek parçalar ve bakım onarım araç
ve gereçlerinin satın alınması için yapılan harcamalar da bu kapsamda ele
alınmalıdır. Ana tesis makina ve donanım bedellerinin bulunmasında kullanılan
yöntemler yardımcı tesis makina ve donanım giderlerinin bulunmasında da
kullanılabilir.
(11) Taşıma ve Sigorta Giderleri
: Yurt içinden sağlanacak ve ithal edilecek makina ve donanımın navlun,
sigorta ve tesise kadar taşıma ücretleri bu bölümde yer alır.
(12) İthalat ve Gümrükleme Giderleri
: Yurt dışından sağlanan makina ve donanım için ödenmesi gereken vergi,
resim ve harçlardan oluşur.
(13) Montaj Giderleri : Makina
ve donanımın tesisin yerleşme planına uygun olarak monte edilmeleri için
yapılan harcamalar bu bölümde gösterilir.
(14) Taşıt Araçları : Hammadde
ve malzemenin işletmeye, mamullerin pazara taşınması, personel servis arabaları
vb. amaçlarla kullanılacak taşıt araçlarının satın alınması için yapılacak
harcamalardan oluşur.
(15) Genel Giderler : PTT giderleri,
fotokopi, kırtasiye, iç ve dış seyahat giderleri, emlak alım giderleri,
taşıt giderleri, damga vergisi, büro kiraları, şantiye bakımı ve proje
uygulaması ile ilgili genel giderler (kuruluş giderleri, inşaat ruhsatı
çıkarılması, keşif ve şartname hazırlanması, ihale yapılması ile ilgili
giderler, şantiye personeline ve danışmanlara ödenen ücret ve yolluklar,
vb.) gibi kalemleri içerir. Şantiye sahasında bulunan pahalı ve hassas
malzeme ile montajı yapılmış makina-donanımın çalınma, hasar ve sabotaja
karşı sigortalanması için yapılan harcamalar da genel giderler içinde yer
almalıdır.
(16) İşletmeye Alma Giderleri :
Deneme işletmesi dönemindeki enerji, yakıt, hammadde, yardımcı madde, malzeme
ve ücret giderleri toplamı olarak tahmin edilir.
(17) Beklenmeyen Giderler : Bazı
önemli giderlerin unutulması, fiziksel harcamaların tahmininde yapılan
hatalar ve beklenmeyen fiyat artışları (genel enflasyon dışında) gibi nedenlerle
proje maliyetinde ortaya çıkabilecek, önceden kestirilemeyen artışları
karşılamak için yatırım dönemi faizleri dışındaki sabit sermaye tutarının
belli bir oranı olarak öngörülür. Beklenen fiyat artışları, enflasyon ve
devaluasyon (kur farkları) gibi nedenlerle oluşan nominal maliyet artışları
“enflasyon ortamında proje analizi” kapsamında ele alınmalıdır.
(18) Yatırım Dönemi Faizleri :
Kuruluş döneminde kullanılacak kredilerin faizleri de proje maliyetine
eklenmektedir.
9.2 İŞLETME SERMAYESİ
Sabit sermaye, bir yatırım projesinin
inşaat ve donanımı için gereken kaynaklardan oluşur. Buna karşılık işletme
sermayesi projeyi tümüyle ya da kısmen işletmek için gereken kaynaklardan
oluşur. Proje maliyetinden söz edilirken genel olarak sabit sermaye yatırımları
anlaşılmakta, projenin aktif hale getirilmesinde vazgeçilmez rolü bulunan
işletme sermayesi konusu ise ihmal edilmektedir. Bu ihmal sonucunda projenin
işletimi aşamasında önemli sorunlar doğabilmektedir.
İşletme sermayesi, işletme bilançolarının
aktif bölümünde döner değerler ya da cari aktifler adı altında bulunan
nakit (kasa ve banka), menkul değerler, alacaklar, stoklar (hammadde, yarı
mamul ve mamul madde) ve peşin ödenmiş gider kalemlerinden oluşur. Proje
sözkonusu olduğu zaman menkul değerler ve peşin ödenmiş giderler işletme
sermayesi içinde yer almaz. Bu nedenle işletme sermayesi, esas itibariyle
kasa ve bankadaki paralar ile stoklardan oluşur.
İşletme sermayesi brüt ya da net
olarak tanımlanır. Brüt işletme sermayesi döner değerler toplamını ifade
eder. Net işletme sermayesi ise döner değerler ile kısa vadeli yabancı
kaynaklar (ödenecek borçlar) arasındaki farktır. Net işletme sermayesi,
projeyi üretim programına göre işletmeye koymak için gereken mali olanakları
belirtir. İşletme sermayesi kavramı, bir niteleme sıfatı kullanılmadığında
genel olarak net işletme sermayesini ifade etmektedir.
Brüt işletme sermayesini oluşturan temel kalemler şunlardır:
1. Toplam stoklar
3. Nakit (kasa-banka)
4. Ödenmesi gereken borçlar
Net işletme sermayesi dönen varlıklardan
(stoklar, satılabilir kıymetli kağıtlar, avanslar, alacaklar ve kasa-banka
hesabı) dönen yükümlülüklerin (ödenecek borçlar) çıkarılması ile hesaplanır.
İşletme dönemi için zorunlu olan
işletme sermayesi, toplam proje maliyetinin önemli bir unsurudur. Yukarıdaki
tanımdan da anlaşılacağı gibi, dönen varlıklarda veya yükümlülüklerde meydana
gelecek değişmeler, net işletme sermayesini doğrudan etkiler. Örneğin,
üretim hacminde veya çeşitli stoklarda (hammadde, yarı mamul, mamul) zaman
içinde oluşan değişikliklerle bağlantılı olarak işletme sermayesi ihtiyacı
artar veya eksilir.
İşletme sermayesi ihtiyacı kendi
içinde sürekli ve geçici olmak üzere ikiye ayrılabilir. Sürekli işletme
sermayesi ihtiyacı ürün talebinin minimum düzeyi esas alınarak hesaplanan
bir değerdir. Bu şekilde hesaplanan işletme sermayesinin sürekli olarak
işletmede tutulması gerekir. Geçici işletme sermayesi ise mevsimsel ve
dönemsel talep/satış dalgalanmalarının ortaya çıkardığı ilave işletme sermayesi
ihtiyacını ifade etmektedir. Bu ayrım yapılabilirlik çalışmaları çerçevesinde
belirlenemiyor ise, tahmini olarak hesaplanmış ortalama işletme sermayesi
baz alınabilir.
Projecilik açısından en önemli
husus işletme sermayesi ihtiyacının optimum düzeyde belirlenmesidir. Yani,
belirlenen işletme sermayesi bir yandan beklenmeyen bir finansman ihtiyacı
ortaya çıkarmayacak kadar yüksek tutulurken, diğer yandan ihtiyacın ötesinde
önemli miktarda fonu atıl durumda bırakmayacak şekilde düşük belirlenmelidir.
İşletme sermayesi önceden belirlenen
ve sürekli ihtiyaç duyulan bir fon olduğu için, bu fonun özsermaye veya
uzun vadeli borçlanma ile karşılanması daha doğru olacaktır. Ancak, mevsimsel
veya dönemsel dalgalanmalar sonucu ortaya çıkabilecek geçici işletme sermayesi
ihtiyacı kısa vadeli krediler yoluyla karşılanabilir.
Yatırım analizi yapılırken ilk
işletme sermayesi ve tesisin ekonomik ömrü boyunca ihtiyaç duyacağı işletme
sermayesindeki değişimlerin hesaba katılıp katılmadığı dikkatle incelenmelidir.
Böylece, tesisi işletmeye alma aşamasında beklenmeyen bir finansman ihtiyacı
ortaya çıkmamış olacağı gibi, yapılabilirlik projesinin analizi de daha
sağlıklı verilere dayalı olarak yapılabilecektir.
İşletme sermayesi ihtiyacının hesaplanması
için değişik yöntemler bulunmakla birlikte en sık kullanılan yöntem “üretim
devir katsayısı yöntemi”dir. Bu yönteme göre işletme sermayesinin hesaplanması
için sözkonusu işletmede, üretim devresinin ve buna dayalı olarak normal
yıllık çalışma süresi içinde “üretim devir katsayısı”nın bilinmesi gerekir.
Üretim devresi (minimum gereklilik süresi) üretimde kullanılacak girdilerin
sağlanmasından ya da alışından başlayarak ürünün üretimi ve satışı sonucu
sağlanan gelirin işletmeye dönüşüne kadar geçen zaman dönemini kapsar.
İşletme sermayesi ihtiyacı hesaplanırken
öncelikle dönen varlıklar ve yükümlülükler için minimum gereklilik süresi
hesaplanır. Fabrika yardımcı giderleri, üretim maliyetleri ve ürün maliyetleri
gibi kalemler bünyelerinde işletme sermayesine konu olan unsurlar taşıdığından,
bu maliyetlerin de bilinmesi lazımdır. İşletme sermayesi ihtiyacı üretim
düzeyi ile bağlantılı olduğu için, tesisin üretime alındığı dönemden tam
kapasiteye ulaştığı döneme kadar geçen sürede değişik işletme sermayesi
ihtiyaçları hesaplanmalıdır.
İşletme sermayesi ihtiyacının belirlenmesinde
ikinci adım üretim devir katsayılarının hesaplanmasıdır. Bu katsayılar
360 günlük sürenin dönen varlıklar ve yükümlülükler için minimum gereklilik
süresine bölünmesi sonucunda hesaplanır. Daha sonra, dönen varlıkların
ve yükümlülüklerin yıllık maliyetleri ilgili harcama kaleminin (ya da diğer
deyişle yıllık işletme giderleri) üretim devir katsayısına bölünmesiyle
işletme sermayesi ihtiyacı belirlenir. Son olarak ise dönen varlıklardan
dönen yükümlülükler düşülmek suretiyle net işletme sermayesi ihtiyacı tespit
edilir.
10. İŞLETME DÖNEMİ GİDER VE GELİRLERİ
Bu bölümde, proje gerçekleştirilip
tesis mal ya da hizmet üretmeye başladıktan sonra işletme dönemi boyunca
kullanılan girdiler ve üretilen çıktılar, birim maliyetler, satış fiyatları,
kar marjları, yıllık gelirler ve kar-zarar üzerinde durulmaktadır.
Üretilecek mal ya da hizmetler
için yapılacak harcamalar ile bunların satışlarından sağlanacak gelirlerin
karşılaştırılması sonunda olumlu bir kalıntıyı elde etmek, yani kar sağlamak,
yatırım kararının hemen hemen tek amacıdır. Onun için, işletme dönemi giderlerinin
proje aşamasında çok titiz bir şekilde incelenmesi, tahmin edilmesi ve
hesaplanması gerekmektedir.
İşletme döneminden kasıt, işletme
için gerekli girdilerin sağlanması ve fiili üretim ile başlayan projenin
faydalı ömrüdür. Faydalı ömür ise teknik ve ekonomik faydalı ömür olarak
ikiye ayrılır. Projecilikte önemli olan ekonomik ömürdür. Ekonomik ömür
projenin karlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürdüğü dönemdir.
Tesis işletmeye alındıktan sonra
yaratacağı fonların hesaplanması için işletme dönemi giderlerinin belirlenmiş
olması gerekmektedir. Projecilik açısından işletme dönemi giderleri, proje
ya da yatırım konusu tesiste üretimi planlanan mal ya da hizmetlerin maliyetini
oluşturan harcamalardır. Nakit akım tabloları hazırlanırken işletme dönemi
gelir ve giderleri yıllık dilimler halinde gösterilir. EK-C4’de verilen
işletme dönemi giderleri belli bir dönemde proje konusu mal ve hizmetin
üretilmesi, stoklanması, satılması ve işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi
için yapılan harcamalardan sabit kıymet alımı için kullanılanlar çıkarıldığında
kalan toplam olarak tanımlanabilir.
İşletme dönemi giderlerinin hesaplanması
sonucunda proje konusu olan mal veya hizmetin tesis (fabrika), işletme,
üretim ve ticari (satış) maliyeti bulunur. İşletme dönemi giderleri ve
gelirleri karşılaştırılarak işletmenin brüt karını hesaplamak mümkün hale
gelmektedir. Brüt kar, işletme gelirlerinden (satış hasılatı) işletme giderleri,
amortisman, faizler ile paketleme, pazarlama ve satış giderlerinin çıkarılması
ile bulunur. Ayrıca, projede devletçe sağlanan bir destek varsa, bu da
brüt kardan çıkarılır ve vergi matrahı hesaplanır. Daha sonra brüt kardan
hesaplanan kurumlar vergisi, stopaj ve diğer kesintiler düşülerek “vergi
sonrası kar (kullanılabilir net kar)” elde edilir.
İşletme dönemi giderleri için amortismana
konu olmazlar. Buna karşılık sabit varlıklar zaman içinde aşınırlar. Bu
aşınmalar amortismana tabi tutularak sabit varlığın değeri zaman içinde
azaltılır. Projenin üretim maliyetini oluşturan kalemler içinde yer alan
amortisman, finansal nakit akımı tablolarında pozitif bir değer (proje
fonu) olarak görülür. Karlılık hesaplamaları sırasında vergi öncesi kardan
düşülen amortisman şirketlerin ödeyeceği vergi miktarını etkiler. Amortisman
hesaplanmasında uygulanan yöntemler ödenecek vergileri etkileyerek projenin
ticari karlılığını değiştirebilirler.
Amortisman hesaplanmasında kullanılan yöntemlerden bazıları şunlardır:
1. Sabit olarak yıllara dağıtma : Bu yöntemde toplam sabit sermaye projenin ekonomik ömrüne bölünerek her yıl için ayrılacak amortisman değeri hesaplanır.
2. Sabit olarak yıllara dağıtma ve hurda değer : Bu yöntemde yukarıdaki yöntemden farklı olarak projenin ekonomik ömrü sonundaki hurda değeri hesaplanarak sabit sermaye yatırımından düşülür. Kalan değer sabit olarak yıllara dağıtılır.
3.Hızlandırılmış amortisman : Bu
yöntemde amortismanlar projenin ilk yıllarında fazla olarak hesaplanır
ve son yıllara doğru gidildikçe düşer.
Arazi bedeli ve işletme sermayesi
amortismana dahil edilmeyen kalemler olup projenin son yılında artık değer
olarak göz önüne alınırlar.
İşletme giderleri, üretim kapasitesi
ile bağıntıları açısından “Sabit”, “Değişken”, “Yarı Değişken” olmak üzere
üç grupta toplanır.
Üretim hacmi ile bağlantılı olmaksızın
kısa dönemde sabit kalan giderlere “Sabit” ya da “Değişmeyen”; üretim kapasitesi
ile aynı yönde ve oranda azalan ya da çoğalan giderlere “Değişken”; üretim
hacmi ile aynı yönde değişmekle birlikte, değişme oranı üretim miktarındaki
değişmeden farklı olan giderlere ise “Yarı Değişken” giderler denilmektedir.
Yarı değişken giderlerin bu özelliği, giderin bir kısmının değişmeyen nitelik
taşımasından ileri gelmektedir; sabit kalan kısmın büyüklüğü projeden projeye
geniş ölçüde değişmektedir.
Yukarıdaki gruplandırma projeden
projeye değişebileceği için kesin değildir. Proje hazırlamada kolaylık
bakımından, özelliği olan projeler dışında; hammadde, yardımcı madde, işletme
malzemesi, yakıt, enerji, su, lisans ve satış giderleri değişken giderler
olarak alınabilirken, bunların dışında kalan gider kalemleri (işçilik ve
personel giderleri, genel giderler ve dönemsel bakım-onarım giderleri vb.)
sabit giderler olarak alınabilir.
İşletme giderleri sabit, değişken
ve yarı değişken nitelikleri göz önünde bulundurularak tesisin tam kapasiteye
ulaşmadan önceki yılları ve tam kapasitede çalışacağı yıllar için hesaplanır.
İşletme dönemi gelirlerinin (üretilecek
mal ya da hizmetin satılması ile elde edilecek hasılat) belirlenmesinde
en önemli iki faktör satış miktarı ve satış fiyatıdır. Bu iki unsur arasında
bir etkileşim bulunmaktadır. İktisat teorisi bir mala olan talep miktarı
ile o malın fiyatı arasında ilişki kurar. Bir malın fiyatı arttıkça o mala
olan talep azalır. Firmanın faaliyet gösterdiği piyasanın yapısına (tam
rekabet, oligopol, tekel, tekelci rekabet) bağlı olarak projenin gelecekte
ne miktarda mal veya hizmet arz edeceği ve bu mal veya hizmetin nasıl fiyatlandırılacağı
tahmin edilmelidir. Bu çalışmalar esnasında talebin fiyat esnekliği önemli
bir yere sahiptir. Örneğin, fiyat esnekliği yüksek olan bir ürünün fiyatı
bir birim düşürülürse, bu ürüne olan talep bir birimden fazla yükselecek,
bunun sonucunda ise toplam gelirler (fiyat´ satış miktarı) artacaktır.
Bir piyasanın yapısını belirleyen
en önemli unsur o piyasada fiyatın nasıl ve kim tarafından oluşturulduğudur.
Tam rekabet piyasasında fiyatı ne belli üreticiler ne de belli tüketiciler
belirliyebilmektedir. Bu tür piyasalarda fiyat veri alınır ve yapılacak
ürün veya hizmet arzının fiyatı etkilemeyeceği varsayılır. Oysa, tekelci
piyasalarda firma ürün arzını kontrol ederek fiyatı belirleme konumundadır.
Projenin nasıl bir piyasa yapısı içinde faaliyet göstereceği ve proje büyüklüğü
bu bakımdan önem taşımaktadır.
Fiyatı ve satış miktarını etkileyen
bütün unsurlar (pazarlama organizasyonu ve becerisi dahil) analiz edilerek
geleceğe dönük gerçekçi tahminler yapılmalı ve satış gelirleri bu tahminlere
dayalı olarak üretilmelidir. Daha önce sözü edilen piyasa araştırmasının
sonuçları bu çerçevede büyük önem kazanır. Fiyatlandırma stratejisi, fiyat
farklılaştırma imkanları, v.b konular bu çerçevede ele alınır.
Özet olarak işletme gelirleri hesaplanırken ürün ve varsa yan ürünler için göz önüne alınması ve incelenmesi gereken hususlar şunlardır:
11. PROJE UYGULAMA PROGRAMI : Termin
Planı
Proje uygulamasında yatırım döneminin
çeşitli evreleri için gerçekçi programlar hazırlanmalıdır. Her projede
uygulama bir zaman ölçeğine bağlı olduğundan bu yapılabilirlik etüdünün
vazgeçilmez bir bölümüdür.
Projeler belirli amaçlara ulaşmak
için belirli bir zaman diliminde planlanırlar. Zamanlama faktörünün planlanması
proje başarısında yaşamsal bir öneme sahiptir. Projenin bütünü içinde yapılması
gereken birçok işin belli bir zaman diliminde birbiriyle uyumlu bir şekilde
yürütülmesi gereklidir. Proje kapsamında bulunan değişik işleri bir zincirin
değişik halkaları gibi düşünürsek bütün halkaların bileşimi toplam proje
süresini vermektedir. Amaç, bütünlüğü bozmadan mümkün olan en uygun şekilde
yapılacak işlerin zamanlamasını programlamaktır.
Proje uygulama programı (termin
planı) genel olarak mühendislik, satınalma, sevkiyat, inşaat, montaj ve
deneme işletmelerini kapsar. Yatırım kararı ile inşaatın başlaması arasında
uzun zaman geçebileceği olasılığı unutulmamalıdır. Bu dönem teklif toplama,
teklifleri değerlendirme, teknoloji konusunda son görüşmeler ve sözleşmelerin
yapılmasından oluşur ve projeye bağlı olarak bir yıla kadar uzayabilir.
Uygulama programının hazırlanması aşağıdaki işlemlerden oluşur;
12. PROJENİN FİNANSMANI VE FİNANSAL
ANALİZ
Çoğu kez fizibilite raporları hazırlanırken
projenin finansmanının hazır olduğu var sayılır. Oysa kaynak kısıtı projenin
kapasitesini ve teknolojik tercih gibi birçok önemli boyutunu etkileyen
bir unsurdur. Bu konuda yaşanan diğer bir sorun ise gerçekçi olmayan finansman
ihtiyacı tahminleridir. Yatırım ve üretim maliyetlerinin düşük, satış gelirlerinin
ise yüksek alınması durumunda projenin ihtiyaç duyacağı finansman miktarı
olduğundan daha az görünmekte, sonuçta ise proje finansmanında zorluklar
ile karşılaşılmakta, artan finansman gereği nedeniyle de projenin karlılığı
ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle projenin finansman ihtiyaçlarının gerçekçi
bir şekilde saptanması ve değişik finansman kaynakları arasından en uygun
olanlarının seçilmesi önem taşımaktadır.
Finansman planlamasının son şeklinin
verildiği bölüm kapsamında yapılan çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:
1. Finansman tablolarının hazırlanması
Hem finansman ihtiyacının belirlenerek
finansal planlamanın yapılabilmesi, hem de finansal analiz için hazırlanması
gereken finansman tabloları; finansal nakit akım tablosu (ya da finansman
ihtiyacı ve kaynakları tablosu), net gelir-gider tablosu ve proforma bilançodan
oluşmaktadır. Bu tablolarla ilgili ayrıntılı açıklama çalışmanın son bölümünde
yer almaktadır.
Proje finansmanı planlanırken öncelikle
ele alınması gereken konulardan biri özkaynak/borç dengesinin kurulmasıdır.
Borçlanma imkanları ise uzun vadeli ve kısa vadeli olmak üzere iki kalemde
değerlendirilmelidir. Sanayi projelerinde genellikle ilk yatırım maliyetleri
özkaynak ve uzun vadeli ticari banka kredileri kullanılmak suretiyle karşılanmaktadır.
Ancak, özkaynak ve ticari banka kredisi dışında da birçok finansman alternatifi
bulunmaktadır. Şirketin doğrudan tahvil ihraç etmesi, ulusal veya uluslararası
resmi finans kurumlarından borçlanma gibi diğer alternatifler de değerlendirilerek
en uygun koşulları sağlayan mali yapı oluşturulmaya çalışılmalıdır.
Yeni projelerde olsun tevsi projelerinde
olsun borç ödeme planı önceden saptanmalıdır. Nakit akımı tablosuna bağlı
olarak yapılacak planlamada gerçekçi davranılmaması halinde proje finansman
darboğazına girebilecektir. Özellikle kredi anapara ve faiz ödemelerinin
gerçekleşeceği yıllar projenin başarısı açısından son derece önemli olup
büyük bir dikkatle planlanmalıdır. Bu aşamada proje yeterli nakit girişi
sağlayacak konuma gelmemiş ise başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.
Projenin finansmanı için yalnızca
finansman kaynakları bulmak yeterli değildir. Fonların projeye akışının
zamanlaması, yatırım harcamaları, üretim giderleri ve diğer harcamaların
dışarıya akışı ile senkronize edilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde, boşta
kalan fonların sonucu olarak faiz gelirlerinde önemli kayıplara uğranabileceği
gibi karşılaşılabilecek mali darboğaz sonucu proje uygulamasında gecikmeler
de söz konusu olabilir. Kısacası, projenin başarısı için finansman akışının
iyi izlenmesi, düzenlenmesi ve birbirleri ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
Finansal kaynakların ve proje ya
da kuruluşun finansal yapısının analizi ile ilgili geniş teknik açıklama
bu çalışmanın son bölümünde verilmektedir. İlgili bölümde paranın zaman
değeri ve gelecekteki nakit akımlarının bugüne indirgenmesi gibi konular
çerçevesinde görüleceği üzere, nakit akımlarının zamanlanması, projenin
karlılığını belirleyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır.
13. PROJE ANALİZİ
Yapılabilirlik etüdü hazırlama süreci kendi içinde bir proje analizi boyutu taşımaktadır. Hazırlanan nakit akımı tabloları ve diğer veriler kullanılarak proje için çeşitli ticari, ekonomik ve sosyal analizler ile çevresel etki analizleri bu kısımda ele alınır. Hazırlık esnasında yapılan çeşitli anahtar varsayımlar bu bölümde duyarlılık analizleri ile test edilerek projenin başarı şansı belirlenmeye çalışılır. Bu bölümün temel amacı karar alıcıyı projenin yapılabilir olup olmadığı hususunda ikna etmektir. Proje analizi konusu bir sonraki bölümde geniş bir şekilde açıklandığı için, burada proje analizinde kullanılan tekniklerin ayrıntısına girilmeyecektir.
EK-C4 : İşletme giderleri tablosu
|
|
|
|
|
|