C. PROJE HAZIRLAMA : Yapılabilirlik Etüdü
 

Proje ya da yaygın kullanımı ile yapılabilirlik (fizibilite) etüdünün hazırlanması, projecilikte yaşamsal bir öneme sahiptir. İyi hazırlanmış ve sağlıklı verilere dayanmayan bir proje, proje planlaması, yani yatırım kararının alınması aşamasında, en gelişkin yöntemler ile analiz edilse bile sonuç anlamlı olmayacaktır. Esasen, yatırım kararının verilmesinden önce proje hazırlanırken de proje analize tabi tutulmaktadır. Hazırlık sürecinin bütün önemli aşamalarında projenin yapılabilirliği konusunda yeni analizler yapma şansı vardır.
 

Projenin (yapılabilirlik etüdü) başarılı bir biçimde hazırlanması, yalnızca analiz aşamasında önemli olmakla kalmayıp aynı zamanda projenin uygulama aşamasında da kilit bir rol oynamaktadır. Proje uygulamasını yönlendirecek olan ana çizgiler proje yapılabilirlik etüdü hazırlama aşamasında belirginleşir. Bu çerçevede, proje hazırlama sürecine özel bir önem verilmeli ve sonradan giderilmesi mümkün olmayacak veya son derece pahalıya mal olacak hataları ortadan kaldıracak şekilde bir hazırlık yapılmalıdır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler bu aşamaya yeterince kaynak ve zaman ayırmamakta, bunun ortaya çıkardığı sıkıntıları ise uygulama sürecinde yaşamaktadırlar.
 

Bu bölümde proje hazırlama süreci ile ilgili olarak verilen bilgiler, bu konuda herşeyi kapsayıcı olmak iddiası taşımamaktadır. Amaç, temel bazı noktalara ışık tutmak ve konunun genel bir çerçevesini çizmektir. Bu genel çerçevenin anlamlı olabilmesi için değişik sektörlerin ve projelerin özgül koşulları ile birlikte dikkate alınması gereklidir.
 

Genel hatları itibariyle benzer olan, ancak ayrıntı düzeyinde farklılaşan ön-yapılabilirlik ve yapılabilirlik etüdlerinin kapsamı özet olarak EK-C1'de verilmektedir. Yapılabilirlik etüdlerinin bu kapsama uygun olarak hazırlanmasında dikkat edilecek konular bölümler halinde aşağıda açıklanmaktadır.
 
 

1. GENEL BİLGİLER
 

Bu bölüm, proje ile ilgili temel bazı bilgilerin ilk bakışta edinilebilmesine yönelik olarak hazırlanır. Bu temel bilgilere ilişkin olarak EK-C2’de yeterince ayrıntılı bir format verildiği için bu konuda daha fazla yoruma ihtiyaç duyulmamaktadır. Yapılabilirlik çalışmasının özet göstergeleri, proje sorumlusu kuruluş, proje hazırlayıcıları, vb. genel bilgiler bu tabloda yer almaktadır.
 
 

2. PROJENİN TANIMI VE KAPSAMI
 

Bu bölümde projenin hedefleri ortaya konur. Hangi mal ve/veya hizmetlerin üretileceği, bunların cinsleri ve miktarı, hangi kuruluş tarafından gerçekleştirileceği, projenin ne zaman hizmete gireceği ayrıntılı olarak açıklanır. Birçok proje iyi tanımlanmadığı için veya hedefleri başlangıçta iyi saptanmadığı için başarısız olmuştur. Özellikle kamu kesiminde projelerin iyi tanımlanmasına önem verilmelidir. Yapılacak fizibilite çalışmaları neticesinde projenin kapsamında çeşitli değişiklikler söz konusu olabilir.

 
Bu bölümde yer alacak bilgiler şu şekilde özetlenebilir:
 

 

3. PİYASA ARAŞTIRMASI
 

Piyasa araştırması temel olarak iç ve dış piyasalarda bir ürüne (hizmete) olan talebi, bu talebin bileşimini ve projenin ekonomik ömrü boyunca bu konudaki muhtemel değişimi belirleme çabasıdır. Her proje bir ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak tasarımlanır. Projecilikte bu ihtiyacın ifadesi taleptir. Talep, projenin temel dayanak noktası, gerekçesinin ve hedefinin somut göstergesidir. Bu nedenle, talebin oluştuğu piyasanın ileriye yönelik olarak sağlıklı analiz edilmesi, talebin büyüklüğü, bileşimi, etkilendiği faktörler,vb. hususların doğru ölçülmesi şarttır. Bu yapılmadığı zaman projeden beklenen faydanın sağlıklı bir şekilde tahmin edilmesi mümkün değildir. Piyasa araştırmasıyla ulaşılan sonuçlar projenin gelecekteki nakit akımlarını etkilemenin yanısıra, proje ölçeğinin veya kapasitesinin seçiminde ve üretilecek ürün setinin belirlenmesinde de önem taşır. Özellikle yeni bir ürünü veya farklılaştırılmış bir ürünü piyasaya sunarken piyasa araştırması büyük önem kazanır.
 

Ekonomi biliminde talep, temel olarak aşağıdaki değişkenlerin fonksiyonu olarak kabul edilir:
 

* Malın kendi fiyatı

* Tamamlayıcı malların ve ikame malların fiyatları

* Gelir

* Nüfus

* Zevkler
 

Bütün bu değişkenler göz önünde bulundurularak çeşitli yöntemler ile (regresyon analizi, anket çalışması, vb.) talep ve satış öngörüleri yapılır. Sözkonusu ürünün fiyat ve gelir esneklikleri yapılacak araştırmada önemli bir rol oynar.
 

Piyasa araştırmalarında nüfus, milli gelir, kişi başına gelir, gelirin dağılımı gibi birçok sosyo-ekonomik göstergenin yanısıra, üretilecek ürünün veya ikame ürünlerin dış ticareti, ana girdilere ilişkin bilgiler ile tüketici davranışları konularında veriler derlenerek kullanılır. Projenin özelliklerine ve veri teminindeki kolaylıklara bağlı olarak her proje için gerekli veri seti farklılaşabilir.

 
Genel olarak bir piyasa araştırmasının başlıca aşağıdaki unsurları içermesi beklenir;

 
Gelişmekte olan ülkelerde talep modelinin ve pazar payının yetersiz veya hatalı olarak incelenmesi; kapasitelerin ya aşırı derecede büyük kurularak verimsiz kapasite kullanımının ortaya çıkmasına veya pazar gereksinimlerini karşılamayacak ve ölçek ekonomilerinden yararlanamayacak küçük tesisler oluşturulmasına yol açmaktadır.

 
Pazar araştırması yapılırken, kurulacak olan tesisin üretimde ve satışlarda aşamalı bir artış olacak şekilde birkaç yıl sonra tam kapasiteye ulaşacağını öngörmek daha gerçekçi olacaktır.

 
Belirsizlik nedeni ile yapılabilecek hataları en aza indirebilmek için duyarlılık analizlerine başvurulmalıdır. Özellikle esnek ve kolayca değişebilir bir talep yapısına sahip alanlarda üretim teknolojileri ve üretim sürecinin organizasyonu bu durum dikkate alınarak seçilmelidir.
 
 

4. HAMMADDE ETÜDÜ
 

Bu bölümde, tesisin kullanacağı hammadde ve yardımcı girdiler irdelenir. Hammadde ve yardımcı girdilerin seçiminin başlıca dayanakları talep analizi, teknoloji seçimi, üretim programı ve bunlardan türetilen tesis kapasitesidir. Hammaddeler kendi içinde işlenmiş veya yarı işlenmiş, işlenmiş endüstriyel malzemeler ve bileşenleri gibi gruplara ayrılmaktadır.

 
Yardımcı maddeler genel tanımı ile ifade edilen girdiler; kimyasal maddeler, katkı maddeleri, paketleme malzemeleri, boyalar gibi kalemlerdir. Yardımcı kullanım kaynakları ise elektrik, su, buhar, yakıt, hava, vb.dir.

 
Bu kalemlerin getireceği maliyetlerin ve darboğazların hesaplanması fizibilite çalışmasının önemli bir bölümünü oluşturur. Burada yapılacak hatalar projenin toplam maliyetinin ve işletme dönemi giderlerinin yanlış hesaplanmasına yol açar. Yapılacak bir girdi etüdü ile tesisin ihtiyaç duyacağı girdiler ve bu konuda ortaya çıkabilecek darboğazlar belirlenmelidir. Bu etüdün sonucuna göre bazı girdilerin tesisin kendisi tarafından üretilmesi kararına varılabilir (enerji üretimi, buhar üretimi, vb.). Bu bölümde hesaplanan maliyetler toplam üretim maliyeti tablosuna (işletme giderleri tablosu) aktarılır.

 
Girdi etüdü yapılırken fiyatlar ve taşıma maliyetleri gibi unsurlar dikkatle irdelenmelidir. İthal girdilerde gümrük koşulları ele alınmalıdır. Ayrıca alternatif girdiler arasında değerlendirme yapılarak tesis için maliyet ve sağlanabilirlik açılarından en uygun girdi seti oluşturulmalıdır.
 

 
5. YER SEÇİMİ
 

Kuruluş bölgesi ve yeri seçimi bir projenin en stratejik kararlarından biridir. Kuruluş yeri seçimi sadece ticari açıdan önemli olmakla kalmamakta; gelir dağılımı, bölgesel gelişmişlik farklarını etkileme, birbirleri ile ilişkili firmaların aynı mekanda toplanması sonucunda oluşacak dışsallıklar, çevresel faktörler ile teşvik tedbirlerinden faydalanabilme gibi boyutları içermektedir. Bütün bu yönleri dikkate alındığında yer seçimi; firma bazında olduğu kadar ulusal planlama ve siyasi karar alma süreçleri açısından da merkezi bir öneme sahiptir. Ülkemizde Kalkınmada Öncelikli Yöreler ve Organize Sanayi Bölgeleri ile Küçük Sanayi Siteleri teşviklerinden yararlanılmasında bu faktörler etkili olmaktadır.

 
Ürünlerin maliyetleri, işletmenin girdi ve çıktıları, taşıma giderleri, yatırımları özendirme politikaları, inşaat ve enerji giderleri gibi birçok konu işletmenin kuruluş yerine bağlı olarak değişirler.

 
Yer seçiminde gözönüne alınan temel etkenler (faktörler) sınıflandırılacak olursa başlıca üç grup ortaya çıkmaktadır.

 
1) Ekonomik ve nicel etkenler : Hammadde ve yardımcı madde temin durumu ile taşıma maliyetleri, pazara yakınlık ve mamul madde dağıtım giderleri, işgücü piyasası ve ücret düzeyi ile bunlara bağlı maliyetler.

 
2) Nitel etkenler : İşgücü niteliği, projenin çevreyle uyumu, çevre halkının kuruluşa karşı olası tutumu, eğitim olanakları, altyapı durumu (ulaşım imkanları, su, elektrik vb.) gibi etkenler.
 

3) Ekonomi dışı etkenler : Askeri, siyasi veya firmanın kendi stratejik hedefleri ile ilgili etkenler.

 
Bölge seçimi olabildiğince geniş bir coğrafi alan gözönünde bulundurularak yapılmalı ve seçenekler arasında en uygunu belirlenmelidir. Bölge belirlendikten sonra yapılacak olan yer seçiminde ise arazi ve çevre koşulları (altyapı, sosyo-ekonomik ve kültürel çevre) ve arazi maliyeti (arazi hazırlama ve geliştirme dahil) dikkate alınmalıdır. Bütün bu çalışmalar gerçekleştirilirken yapılacak yatırımın özellikleri gözönünde bulundurulmalıdır. Örneğin hammadde yoğun ve birim taşıma maliyetinin yüksek olduğu alanlarda (çimento fabrikası gibi) tesis temel hammadde kaynağına yakın bir yerde kurulmalı; büyük ölçüde ithal girdi kullanımına dayalı veya ihracata yönelik projeler ise limanlara veya demiryoluna yakın olmalıdır. Çeşitli seçenekler arasından optimum yer seçilirken doğrusal programlama tekniklerine başvurmak mümkündür.
 
 

6. KAPASİTE SEÇİMİ

 
Kapasite seçimi gerek firma gerekse ulusal ekonomi açısından önem taşıyan bir konu olup, özellikle optimum kapasitenin belirlenmesi ve ölçek ekonomilerinden yararlanacak şekilde bir proje hazırlanması projecilik literatüründe öteden beri tartışılan konular olmuştur.
 

Kapasite genel olarak, bir işletmenin elindeki üretim faktörlerini en akılcı biçimde kullanarak, belirli bir zaman dilimi içinde yapabileceği üretim miktarı olarak tanımlanır.
 

Kapasite konusunda değişik amaçlara hizmet etmek üzere kullanılan birçok tanım bulunmaktadır. Bunlardan önemli görülen bazıları aşağıda verilmiştir.

 
* Maksimum Teorik Kapasite (Tasarım Kapasitesi): Yetişmiş işçi ve yöneticiler elinde tesisin hiç durmadan işletilmesi sonucunda gerçekleştireceği yıllık üretim hacmidir. Bu kapasiteye nominal maksimum kapasite adı da verilmekte olup, tesisin kurucusu tarafından garanti edilen kurulu kapasiye denk gelir.

 
* Gerçekleştirilebilir Normal Kapasite : Uygulamada ortaya çıkacak ihtiyaçlar (bakım-onarım vb.) ve eksiklikler (işçi kalitesinde veya organizasyonda yetersizlik vb.) çerçevesinde gerçekleştirilebilir üretim hacmidir. Bu kapasite fizibilite raporunun değişik unsurlarının (piyasa araştırması, yatırım ve üretim giderleri, teknoloji giderleri, teknoloji ve donanım, vb.) etkileşimi sonucunda saptanır.
 

* Fiili Kapasite : Talep yetersizliği, hammadde temininde güçlükler, iş akımı düzenindeki eksiklikler gibi çeşitli nedenlerle gerçekte ulaşılan üretim hacmidir. (Fiili kapasite/gerçekleştirilebilir normal kapasite=kapasite kullanım oranı) 
 

* Optimum Kapasite : Belirli bir amacı (maksimum karlılık, minimum birim maliyet, vb.) gerçekleştirmede gerekli üretim miktarıdır.

 
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hatalı ölçeklerde kurulan tesisler ekonomilerin dışa açılma sürecinde temel sorun oluşturmuştur. İthal ikameci dönemde sadece iç pazar koşulları dikkate alınarak kurulan kapasiteler, ölçek ekonomilerinden yararlanacak şekilde oluşturulmamış, bunun sonucunda maliyetler yükselirken uluslararası rekabet gücü zayıflamıştır.
 

Proje açısından en doğru kapasitenin seçilmesi için değerlendirilmesi gereken temel bazı konular aşağıda sıralanmıştır.
 

*Talep ve Teknoloji : Cari talep hacmi küçük olmasına karşılık yıllık talep artış hızları yüksek ise kapasiteyi büyük seçmek daha anlamlı olacaktır.
 

* Finansman Olanakları : Özkaynak veya kredi bulma bakımından güçlü olan yatırımcılar için alternatif kapasiteler daha fazladır.
 

* Hammadde ve Nitelikli İşgücü : Özellikle gelişmekte olan ülkelerde büyük ölçekli tesislerin ihtiyaç duyacağı nitelikli yönetici eksikliği küçük ölçekli tesisler lehine bir durum oluşturabilir. Değişik bölgelere dağılmış bulunan hammadde kaynaklarını tek bir yere kurulacak büyük bir tesise taşımanın maliyeti çok yüksek olabilir. Bu durumda büyük bir tesis yerine taşıma maliyetlerini minimum düzeye indirecek şekilde birden fazla tesis kurulabilir.
 

* Altyapı, Yan Sanayiler ve Sektörel Denge : Bütün bu hususlarda ülke koşulları dikkate alınmadan saptanacak bir proje kapasitesi çok yüksek veya çok düşük olabilecektir.
 

* Hükümetlerin Teşvik ve Koruma Politikaları
 

Proje için en doğru kapasitenin ilk kuruluş aşamasında saptanabilmesi, ilerde gider artırıcı tevsi yatırımlarına gitmek ya da ölçek ekonomilerinden yararlanamayan verimsiz bir işletmeyi yapay önlemlerle yaşatmaya çalışmak külfetini ortadan kaldıracaktır. Dışa açık bir ekonomik yapıda, uluslararası piyasalarda rekabet gücü sağlayacak kapasitelerde üretim yapmak şarttır. Proje değerlendirme konumunda bulunan kişilerin öncelikle incelemeleri gereken hususların arasında proje için öngörülen kapasite gelmelidir.Bu konu, bütün projenin karlılığını bazen de bütün olarak bir sektörün rekabet gücünü belirliyecek önemdedir.
 

Belli bir kapasitenin altında olan tesisler (ölçeğe göre artan getiri koşullarında) rekabet şansı elde edemezler. Her sektör için belli bir minimum ekonomik büyüklük bulunmaktadır. Bu büyüklük teknolojik gelişmelere ve piyasa koşullarına bağlı olarak zaman içinde değişmektedir. Proje hazırlıkları yapılırken minimum ekonomik ölçek önemle dikkate alınmalıdır.
 
 

7. TEKNOLOJİ SEÇİMİ VE MÜHENDİSLİK

 
Bu bölüm kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:
 
 

 

Teknoloji seçimi, kapasite ve yer seçimi gibi bir defada alınan ve projenin bütün ömrü boyunca etkili olan kararlardan biridir. Teknoloji seçimi; değişik girdi bileşimlerini kullanarak aynı çıktıyı üreten alternatif üretim yöntemleri arasından birini saptama işlemi olarak düşünülebilir. Bu bölümde alternatif teknolojiler irdelenmeli, seçilen teknoloji ve seçime temel olan gerekçeler ayrıntıları ile açıklanmalıdır.
 

Teknoloji seçenekleri sektörel olarak ve sermaye gücüne göre değişmektedir. Belli alanlarda teknoloji standart hale gelmiştir (çimento, demir-çelik, vb.) ve çok fazla alternatif yoktur. Bu alanlarda teknoloji seçimi göreli olarak kolaydır. Ancak diğer bazı alanlarda teknolojik seçenekler geniş ve göreli olarak daha değişkendir. Fizibilite çalışmasında proje için alternatif teknoloji olanakları değerlendirildiği gibi geleceğe dönük eğilimler de analiz edilmelidir.
 

Bu çalışmalar sırasında en önemli konulardan biri dünyada yaşanan gelişmeler ile ülke koşulları arasında denge kuracak bir perspektife sahip olmaktır. Örneğin, döviz darboğazı yaşanan dönemlerde yerli girdi kullanan teknolojiler tercih edilebilir. Gelişmiş ülkelerde üretilen sermaye yoğun teknolojilere karşılık, gelişmekte olan ülkelerde bol olan kaynak durumundaki işgücünden dolayı emek yoğun teknolojilere ağırlık verilmesi düşünülebilir.
 

Gelişmekte olan ülkelerin en önemli açmazlarından biri teknolojik olarak geri olmaları ve geriliği ortadan kaldıracak araştırma geliştirme faaliyetlerini sürdürecek kaynakları ayıramamalarıdır. Sonuçta teknoloji transferi kaçınılmaz olmaktadır. Proje hazırlıklarında yeni bir teknolojinin transferi sözkonusu ise bunun sağlayacağı dışsal ekonomiler değerlendirilmelidir. Teknoloji transferi yapılırken dikkatli bir seçim yapmak ve ekonominin rekabet gücünü azaltacak seçeneklerden kaçınmak gerekir. Özellikle aşırı koruma sağlanan sektörlerde kısa vadeli karlılık dürtüsü ile ülkeye sokulan geri ve ucuz teknolojiler uzun dönemde son derece pahalıya mal olabilmektedir. Kıt kaynakları hızla tüketen ve çevresel sorunlar doğurabilecek teknolojilerden de kaçınmak gerekmektedir.
 
 

8. İŞLETME ORGANİZASYONU VE İNSAN KAYNAKLARI
 

Kurulacak şirketin veya işletmenin büyüklüğüne göre değişen sayılarda organizasyon birimi ve bunların gerektirdiği işgücü ile diğer gider kalemleri genel giderleri oluşturur. Örgüt planlaması sonucunda genel giderlerin hesaplanması gerçekleştirilir. Genel giderler ise proje karlılığını belirlemede temel unsurlardan biridir.
 

Yapılacak işgücü tahminleri sonucunda iki temel işlev gerçekleşmiş olur; bu kapsamda işgücü maliyetleri hesaplanır ve gereken personel ile proje bölgesinde mevcut personel karşılaştırılarak eğitim gereksinimi saptanır. Eğitim ihtiyacı hesaplanırken dikkat edilmesi gereken noktaların başında eğitim programları ile projenin somut ihtiyaçları arasında sıkı bir bağlantı kurulması gelir. Amaç genel bir eğitim değil, mevcut insan kaynağının proje ile bağlantılı eksikliklerini gidermeye dönük sınırlı bir eğitimdir.
 

Gerek üretim öncesi dönem, gerekse işletme dönemi için işgücü planlaması yapma gereği vardır. Bu planlama esnasında yabancı uzman ihtiyacı gibi konular da değerlendirilir.
 
 

9. YATIRIM TUTARININ HESAPLANMASI
 

Toplam yatırım tutarı iki ana kalemden oluşur; sabit sermaye yatırımları ve işletme sermayesi. Bu konuda önerilmekte olan tablo EK-C3’de verilmiştir.
 

Yatırımın yıllara göre dağılımını da gösteren bu tablo her proje için yeniden düzenlenebilir. Hazırlanan projede yukarıdaki tabloda yer alması gereken , ancak hiçbir başlığa uymayan ek harcamalar gösterilmeli, olmayan harcama kalemleri ise boş bırakılmalıdır.
 

Yatırım tutarının hesaplanması üç bakımdan son derece önemlidir:
 

1) Gerekli harcama miktarı belirlenerek özkaynak ve özkaynak dışında ihtiyaç duyulacak kredi miktarı tespit edilir.
 

2) Toplam yatırım tutarının büyük bölümünü oluşturan sabit sermaye yatırımları tutarının belirlenmesi yoluyla amortisman miktarının saptanması mümkün hale gelir.
 

3) Ayrıca çeşitli hükümet teşviklerinden yararlanabilmek için de bu hesaplamanın yapılması zorunluluğu vardır.
 
 

9.1 SABİT SERMAYE YATIRIMI
 

Sabit sermayeyi oluşturan maddi ve maddi olmayan unsurlar başka bir şekle girmeden olduğu gibi kalan, birçok üretim devresine katıldıktan sonra giderek tükenip üretimde kullanılamaz hale gelen unsurlardır. Bu malların üretim sürecine girmesiyle ülkenin sabit sermaye stokunda ve dolayısıyla üretim kapasitesinde artış oluşur.
 

Sabit sermaye yatırımları işin niteliğine göre yeni, tevsi, tamamlama, modernizasyon, idame-yenileme gibi isimler almaktadır. Fizibilite çalışmaları sadece yeni projelerde değil, belli bir büyüklüğe sahip bütün sabit sermaye yatırımlarında uygulanan bir yöntemdir.
 

Sabit sermaye yatırım tutarını oluşturan kalemler aşağıda kısaca açıklanmıştır.
 

(1) Etüd Giderleri : Etüd işleri olarak adlandırılan yatırım öncesi hazırlık çalışmaları ile ilgili giderlerdir. Bunlar; olanak etüdleri, ön-yapılabilirlik etüdü, yapılabilirlik etüdü, ana plan ve benzeri destek çalışmaları, proje hazırlanması ve planlanması ile ilgili danışmanlık hizmetleri, arazi etüdleri, zemin etüdleri, rezerv tahminleri, hammadde ve yardımcı madde etüdleri, laboratuvar ve kalite testleri, pilot tesisler vb. konularda yapılan harcamalardan oluşur.
 

(2) Mühendislik ve Proje Giderleri : Genellikle, yapıma geçilmeden önce (yatırım kararı alınıp projenin ihale edilmesinden sonra) başlayan ve deneme işletmesi dönemine kadar süren (ayrıntılı süreç tasarımı, makina ve donanım şartnamelerinin hazırlanması, bina keşiflerinin yapımı, yerleşim planları ve uygulama projelerinin hazırlanması vb.) mühendislik hizmetleri için yapılan ödemelerdir. Bu tür hizmetler kuruluşun uzman personeli tarafından yapılabilir veya özel danışmanlık firmalarından sağlanabilir.
 

(3) Lisans, Patent, Know-How vb. Teknoloji Ödemeleri : Seçilen üretim teknolojisinin gerektirdiği patent ve know-how için lisans sözleşmeleri ile üstlenilen ödemeleri kapsar.
 

(4) Arazi Bedeli : İşletmenin üzerine kurulacağı arazinin satın alma bedeli ve satın almaya ilişkin vergi, resim, harç vb. giderler bu bölümde gösterilmelidir.
 

(5) Arazi Düzenlemesi : Arazide gerekli kazı ve dolgu işleri (temel kazıları ve dolguları hariç), varsa arazideki yapı ve temellerin yıkımı ve temizlenmesi, fabrika ya da işletme yerini düzeltme, yüzey suyunu boşaltma, bataklık kurutma, dere yollarının değiştirilmesi vb. işlere ilişkin "İnşaat İşleri Giderleri" kapsamında yer almayan maliyet bedelleri tahminlerini kapsar.
 

(6) Hazırlık Yapıları : Şantiye binası, şantiye elektriğinin ve suyunun bağlanması, depo, çevreleme tesisleri (çit vb.) gibi yapılar için harcanan giderlerden oluşur.
 

(7) İnşaat İşleri Giderleri : Bu bölümün doğru bir şekilde tahmini için inşaat işleri, Ana Fabrika ya da İşletme Bina ve Tesisleri, Yardımcı İşletmeler Bina ve Tesisleri, İdare Binaları, Sosyal Tesis ve Binalar ve Diğer İnşaat İşleri gibi bölümlere ayrılarak incelenmelidir. Ancak, yatırım projelerinin hazırlanması aşamasında mühendislik projelerinin çoğu kez hazırlanmamış olması ya da bunlar üzerindeki maliyet saptamalarının çok zaman ve para isteyen işler olması nedeniyle başlangıçta inşaat maliyetleri kestirme bir takım yöntemlerle de tahmin edilebilmektedir.
 
 

 
(8) Ulaştırma Tesislerine İlişkin Harcamalar : İşletme alanı içinde ulaşımı sağlayan iç bağlantı yolları ve işletmenin ana ulaşım yolları ile işletmenin köprü, istasyon, liman gibi ulaştırma tesislerine bağlantısını sağlayan yolların yapım giderleri yaklaşık yöntemlerle tahmin edilir.
 

(9) Ana Tesis Makina ve Donanım Giderleri : Sabit sermaye yatırım tutarının genellikle en büyük kısmını bu kalem oluşturmaktadır. Bu giderlerin belirlenmesinde kullanılan yöntemler şunlardır:
 

 

(10) Yardımcı İşletmeler Makina ve Donanımı : Ana tesis (fabrika, işletme vb.) makina ve donatımının çalışabilmesi için gerekli elektrik, su, yakıt, buhar, hava, atık giderme, yükleme ve boşaltma tesisleri, bakım ve onarım atölyeleri, laboratuar ve ambar gibi yardımcı işletmelerin makina ve donanım bedelleri yatırım maliyetine eklenir. Ayrı bir kalem olarak verilmiyorsa, yedek parçalar ve bakım onarım araç ve gereçlerinin satın alınması için yapılan harcamalar da bu kapsamda ele alınmalıdır. Ana tesis makina ve donanım bedellerinin bulunmasında kullanılan yöntemler yardımcı tesis makina ve donanım giderlerinin bulunmasında da kullanılabilir.
 

(11) Taşıma ve Sigorta Giderleri : Yurt içinden sağlanacak ve ithal edilecek makina ve donanımın navlun, sigorta ve tesise kadar taşıma ücretleri bu bölümde yer alır.
 

(12) İthalat ve Gümrükleme Giderleri : Yurt dışından sağlanan makina ve donanım için ödenmesi gereken vergi, resim ve harçlardan oluşur.
 

(13) Montaj Giderleri : Makina ve donanımın tesisin yerleşme planına uygun olarak monte edilmeleri için yapılan harcamalar bu bölümde gösterilir.
 

(14) Taşıt Araçları : Hammadde ve malzemenin işletmeye, mamullerin pazara taşınması, personel servis arabaları vb. amaçlarla kullanılacak taşıt araçlarının satın alınması için yapılacak harcamalardan oluşur.
 

(15) Genel Giderler : PTT giderleri, fotokopi, kırtasiye, iç ve dış seyahat giderleri, emlak alım giderleri, taşıt giderleri, damga vergisi, büro kiraları, şantiye bakımı ve proje uygulaması ile ilgili genel giderler (kuruluş giderleri, inşaat ruhsatı çıkarılması, keşif ve şartname hazırlanması, ihale yapılması ile ilgili giderler, şantiye personeline ve danışmanlara ödenen ücret ve yolluklar, vb.) gibi kalemleri içerir. Şantiye sahasında bulunan pahalı ve hassas malzeme ile montajı yapılmış makina-donanımın çalınma, hasar ve sabotaja karşı sigortalanması için yapılan harcamalar da genel giderler içinde yer almalıdır.
 

(16) İşletmeye Alma Giderleri : Deneme işletmesi dönemindeki enerji, yakıt, hammadde, yardımcı madde, malzeme ve ücret giderleri toplamı olarak tahmin edilir.
 

(17) Beklenmeyen Giderler : Bazı önemli giderlerin unutulması, fiziksel harcamaların tahmininde yapılan hatalar ve beklenmeyen fiyat artışları (genel enflasyon dışında) gibi nedenlerle proje maliyetinde ortaya çıkabilecek, önceden kestirilemeyen artışları karşılamak için yatırım dönemi faizleri dışındaki sabit sermaye tutarının belli bir oranı olarak öngörülür. Beklenen fiyat artışları, enflasyon ve devaluasyon (kur farkları) gibi nedenlerle oluşan nominal maliyet artışları “enflasyon ortamında proje analizi” kapsamında ele alınmalıdır.
 

(18) Yatırım Dönemi Faizleri : Kuruluş döneminde kullanılacak kredilerin faizleri de proje maliyetine eklenmektedir.
 
 

9.2 İŞLETME SERMAYESİ
 

Sabit sermaye, bir yatırım projesinin inşaat ve donanımı için gereken kaynaklardan oluşur. Buna karşılık işletme sermayesi projeyi tümüyle ya da kısmen işletmek için gereken kaynaklardan oluşur. Proje maliyetinden söz edilirken genel olarak sabit sermaye yatırımları anlaşılmakta, projenin aktif hale getirilmesinde vazgeçilmez rolü bulunan işletme sermayesi konusu ise ihmal edilmektedir. Bu ihmal sonucunda projenin işletimi aşamasında önemli sorunlar doğabilmektedir.
 

İşletme sermayesi, işletme bilançolarının aktif bölümünde döner değerler ya da cari aktifler adı altında bulunan nakit (kasa ve banka), menkul değerler, alacaklar, stoklar (hammadde, yarı mamul ve mamul madde) ve peşin ödenmiş gider kalemlerinden oluşur. Proje sözkonusu olduğu zaman menkul değerler ve peşin ödenmiş giderler işletme sermayesi içinde yer almaz. Bu nedenle işletme sermayesi, esas itibariyle kasa ve bankadaki paralar ile stoklardan oluşur.
 

İşletme sermayesi brüt ya da net olarak tanımlanır. Brüt işletme sermayesi döner değerler toplamını ifade eder. Net işletme sermayesi ise döner değerler ile kısa vadeli yabancı kaynaklar (ödenecek borçlar) arasındaki farktır. Net işletme sermayesi, projeyi üretim programına göre işletmeye koymak için gereken mali olanakları belirtir. İşletme sermayesi kavramı, bir niteleme sıfatı kullanılmadığında genel olarak net işletme sermayesini ifade etmektedir.
 

Brüt işletme sermayesini oluşturan temel kalemler şunlardır:

1. Toplam stoklar

A . Hammadde stokları
B. Yardımcı madde stokları
C. Yedek parça stokları
D. İşlenmekte olan mal stokları
E. Nihai mamül stokları
2. Alacaklar

3. Nakit (kasa-banka)

4. Ödenmesi gereken borçlar
 

Net işletme sermayesi dönen varlıklardan (stoklar, satılabilir kıymetli kağıtlar, avanslar, alacaklar ve kasa-banka hesabı) dönen yükümlülüklerin (ödenecek borçlar) çıkarılması ile hesaplanır.
 

İşletme dönemi için zorunlu olan işletme sermayesi, toplam proje maliyetinin önemli bir unsurudur. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı gibi, dönen varlıklarda veya yükümlülüklerde meydana gelecek değişmeler, net işletme sermayesini doğrudan etkiler. Örneğin, üretim hacminde veya çeşitli stoklarda (hammadde, yarı mamul, mamul) zaman içinde oluşan değişikliklerle bağlantılı olarak işletme sermayesi ihtiyacı artar veya eksilir.
 

İşletme sermayesi ihtiyacı kendi içinde sürekli ve geçici olmak üzere ikiye ayrılabilir. Sürekli işletme sermayesi ihtiyacı ürün talebinin minimum düzeyi esas alınarak hesaplanan bir değerdir. Bu şekilde hesaplanan işletme sermayesinin sürekli olarak işletmede tutulması gerekir. Geçici işletme sermayesi ise mevsimsel ve dönemsel talep/satış dalgalanmalarının ortaya çıkardığı ilave işletme sermayesi ihtiyacını ifade etmektedir. Bu ayrım yapılabilirlik çalışmaları çerçevesinde belirlenemiyor ise, tahmini olarak hesaplanmış ortalama işletme sermayesi baz alınabilir.
 

Projecilik açısından en önemli husus işletme sermayesi ihtiyacının optimum düzeyde belirlenmesidir. Yani, belirlenen işletme sermayesi bir yandan beklenmeyen bir finansman ihtiyacı ortaya çıkarmayacak kadar yüksek tutulurken, diğer yandan ihtiyacın ötesinde önemli miktarda fonu atıl durumda bırakmayacak şekilde düşük belirlenmelidir.
 

İşletme sermayesi önceden belirlenen ve sürekli ihtiyaç duyulan bir fon olduğu için, bu fonun özsermaye veya uzun vadeli borçlanma ile karşılanması daha doğru olacaktır. Ancak, mevsimsel veya dönemsel dalgalanmalar sonucu ortaya çıkabilecek geçici işletme sermayesi ihtiyacı kısa vadeli krediler yoluyla karşılanabilir.
 

Yatırım analizi yapılırken ilk işletme sermayesi ve tesisin ekonomik ömrü boyunca ihtiyaç duyacağı işletme sermayesindeki değişimlerin hesaba katılıp katılmadığı dikkatle incelenmelidir. Böylece, tesisi işletmeye alma aşamasında beklenmeyen bir finansman ihtiyacı ortaya çıkmamış olacağı gibi, yapılabilirlik projesinin analizi de daha sağlıklı verilere dayalı olarak yapılabilecektir.
 

İşletme sermayesi ihtiyacının hesaplanması için değişik yöntemler bulunmakla birlikte en sık kullanılan yöntem “üretim devir katsayısı yöntemi”dir. Bu yönteme göre işletme sermayesinin hesaplanması için sözkonusu işletmede, üretim devresinin ve buna dayalı olarak normal yıllık çalışma süresi içinde “üretim devir katsayısı”nın bilinmesi gerekir. Üretim devresi (minimum gereklilik süresi) üretimde kullanılacak girdilerin sağlanmasından ya da alışından başlayarak ürünün üretimi ve satışı sonucu sağlanan gelirin işletmeye dönüşüne kadar geçen zaman dönemini kapsar.
 

İşletme sermayesi ihtiyacı hesaplanırken öncelikle dönen varlıklar ve yükümlülükler için minimum gereklilik süresi hesaplanır. Fabrika yardımcı giderleri, üretim maliyetleri ve ürün maliyetleri gibi kalemler bünyelerinde işletme sermayesine konu olan unsurlar taşıdığından, bu maliyetlerin de bilinmesi lazımdır. İşletme sermayesi ihtiyacı üretim düzeyi ile bağlantılı olduğu için, tesisin üretime alındığı dönemden tam kapasiteye ulaştığı döneme kadar geçen sürede değişik işletme sermayesi ihtiyaçları hesaplanmalıdır.
 

İşletme sermayesi ihtiyacının belirlenmesinde ikinci adım üretim devir katsayılarının hesaplanmasıdır. Bu katsayılar 360 günlük sürenin dönen varlıklar ve yükümlülükler için minimum gereklilik süresine bölünmesi sonucunda hesaplanır. Daha sonra, dönen varlıkların ve yükümlülüklerin yıllık maliyetleri ilgili harcama kaleminin (ya da diğer deyişle yıllık işletme giderleri) üretim devir katsayısına bölünmesiyle işletme sermayesi ihtiyacı belirlenir. Son olarak ise dönen varlıklardan dönen yükümlülükler düşülmek suretiyle net işletme sermayesi ihtiyacı tespit edilir.
 
 

10. İŞLETME DÖNEMİ GİDER VE GELİRLERİ
 

Bu bölümde, proje gerçekleştirilip tesis mal ya da hizmet üretmeye başladıktan sonra işletme dönemi boyunca kullanılan girdiler ve üretilen çıktılar, birim maliyetler, satış fiyatları, kar marjları, yıllık gelirler ve kar-zarar üzerinde durulmaktadır.
 

Üretilecek mal ya da hizmetler için yapılacak harcamalar ile bunların satışlarından sağlanacak gelirlerin karşılaştırılması sonunda olumlu bir kalıntıyı elde etmek, yani kar sağlamak, yatırım kararının hemen hemen tek amacıdır. Onun için, işletme dönemi giderlerinin proje aşamasında çok titiz bir şekilde incelenmesi, tahmin edilmesi ve hesaplanması gerekmektedir.
 

İşletme döneminden kasıt, işletme için gerekli girdilerin sağlanması ve fiili üretim ile başlayan projenin faydalı ömrüdür. Faydalı ömür ise teknik ve ekonomik faydalı ömür olarak ikiye ayrılır. Projecilikte önemli olan ekonomik ömürdür. Ekonomik ömür projenin karlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürdüğü dönemdir.
 

Tesis işletmeye alındıktan sonra yaratacağı fonların hesaplanması için işletme dönemi giderlerinin belirlenmiş olması gerekmektedir. Projecilik açısından işletme dönemi giderleri, proje ya da yatırım konusu tesiste üretimi planlanan mal ya da hizmetlerin maliyetini oluşturan harcamalardır. Nakit akım tabloları hazırlanırken işletme dönemi gelir ve giderleri yıllık dilimler halinde gösterilir. EK-C4’de verilen işletme dönemi giderleri belli bir dönemde proje konusu mal ve hizmetin üretilmesi, stoklanması, satılması ve işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için yapılan harcamalardan sabit kıymet alımı için kullanılanlar çıkarıldığında kalan toplam olarak tanımlanabilir.
 

İşletme dönemi giderlerinin hesaplanması sonucunda proje konusu olan mal veya hizmetin tesis (fabrika), işletme, üretim ve ticari (satış) maliyeti bulunur. İşletme dönemi giderleri ve gelirleri karşılaştırılarak işletmenin brüt karını hesaplamak mümkün hale gelmektedir. Brüt kar, işletme gelirlerinden (satış hasılatı) işletme giderleri, amortisman, faizler ile paketleme, pazarlama ve satış giderlerinin çıkarılması ile bulunur. Ayrıca, projede devletçe sağlanan bir destek varsa, bu da brüt kardan çıkarılır ve vergi matrahı hesaplanır. Daha sonra brüt kardan hesaplanan kurumlar vergisi, stopaj ve diğer kesintiler düşülerek “vergi sonrası kar (kullanılabilir net kar)” elde edilir.
 

İşletme dönemi giderleri için amortismana konu olmazlar. Buna karşılık sabit varlıklar zaman içinde aşınırlar. Bu aşınmalar amortismana tabi tutularak sabit varlığın değeri zaman içinde azaltılır. Projenin üretim maliyetini oluşturan kalemler içinde yer alan amortisman, finansal nakit akımı tablolarında pozitif bir değer (proje fonu) olarak görülür. Karlılık hesaplamaları sırasında vergi öncesi kardan düşülen amortisman şirketlerin ödeyeceği vergi miktarını etkiler. Amortisman hesaplanmasında uygulanan yöntemler ödenecek vergileri etkileyerek projenin ticari karlılığını değiştirebilirler.
 

Amortisman hesaplanmasında kullanılan yöntemlerden bazıları şunlardır:

1. Sabit olarak yıllara dağıtma : Bu yöntemde toplam sabit sermaye projenin ekonomik ömrüne bölünerek her yıl için ayrılacak amortisman değeri hesaplanır.

2. Sabit olarak yıllara dağıtma ve hurda değer : Bu yöntemde yukarıdaki yöntemden farklı olarak projenin ekonomik ömrü sonundaki hurda değeri hesaplanarak sabit sermaye yatırımından düşülür. Kalan değer sabit olarak yıllara dağıtılır.

3.Hızlandırılmış amortisman : Bu yöntemde amortismanlar projenin ilk yıllarında fazla olarak hesaplanır ve son yıllara doğru gidildikçe düşer.
Arazi bedeli ve işletme sermayesi amortismana dahil edilmeyen kalemler olup projenin son yılında artık değer olarak göz önüne alınırlar.
 

İşletme giderleri, üretim kapasitesi ile bağıntıları açısından “Sabit”, “Değişken”, “Yarı Değişken” olmak üzere üç grupta toplanır.
 

Üretim hacmi ile bağlantılı olmaksızın kısa dönemde sabit kalan giderlere “Sabit” ya da “Değişmeyen”; üretim kapasitesi ile aynı yönde ve oranda azalan ya da çoğalan giderlere “Değişken”; üretim hacmi ile aynı yönde değişmekle birlikte, değişme oranı üretim miktarındaki değişmeden farklı olan giderlere ise “Yarı Değişken” giderler denilmektedir. Yarı değişken giderlerin bu özelliği, giderin bir kısmının değişmeyen nitelik taşımasından ileri gelmektedir; sabit kalan kısmın büyüklüğü projeden projeye geniş ölçüde değişmektedir.
 

Yukarıdaki gruplandırma projeden projeye değişebileceği için kesin değildir. Proje hazırlamada kolaylık bakımından, özelliği olan projeler dışında; hammadde, yardımcı madde, işletme malzemesi, yakıt, enerji, su, lisans ve satış giderleri değişken giderler olarak alınabilirken, bunların dışında kalan gider kalemleri (işçilik ve personel giderleri, genel giderler ve dönemsel bakım-onarım giderleri vb.) sabit giderler olarak alınabilir.
 

İşletme giderleri sabit, değişken ve yarı değişken nitelikleri göz önünde bulundurularak tesisin tam kapasiteye ulaşmadan önceki yılları ve tam kapasitede çalışacağı yıllar için hesaplanır.
 

İşletme dönemi gelirlerinin (üretilecek mal ya da hizmetin satılması ile elde edilecek hasılat) belirlenmesinde en önemli iki faktör satış miktarı ve satış fiyatıdır. Bu iki unsur arasında bir etkileşim bulunmaktadır. İktisat teorisi bir mala olan talep miktarı ile o malın fiyatı arasında ilişki kurar. Bir malın fiyatı arttıkça o mala olan talep azalır. Firmanın faaliyet gösterdiği piyasanın yapısına (tam rekabet, oligopol, tekel, tekelci rekabet) bağlı olarak projenin gelecekte ne miktarda mal veya hizmet arz edeceği ve bu mal veya hizmetin nasıl fiyatlandırılacağı tahmin edilmelidir. Bu çalışmalar esnasında talebin fiyat esnekliği önemli bir yere sahiptir. Örneğin, fiyat esnekliği yüksek olan bir ürünün fiyatı bir birim düşürülürse, bu ürüne olan talep bir birimden fazla yükselecek, bunun sonucunda ise toplam gelirler (fiyat´ satış miktarı) artacaktır.
 

Bir piyasanın yapısını belirleyen en önemli unsur o piyasada fiyatın nasıl ve kim tarafından oluşturulduğudur. Tam rekabet piyasasında fiyatı ne belli üreticiler ne de belli tüketiciler belirliyebilmektedir. Bu tür piyasalarda fiyat veri alınır ve yapılacak ürün veya hizmet arzının fiyatı etkilemeyeceği varsayılır. Oysa, tekelci piyasalarda firma ürün arzını kontrol ederek fiyatı belirleme konumundadır. Projenin nasıl bir piyasa yapısı içinde faaliyet göstereceği ve proje büyüklüğü bu bakımdan önem taşımaktadır.
 

Fiyatı ve satış miktarını etkileyen bütün unsurlar (pazarlama organizasyonu ve becerisi dahil) analiz edilerek geleceğe dönük gerçekçi tahminler yapılmalı ve satış gelirleri bu tahminlere dayalı olarak üretilmelidir. Daha önce sözü edilen piyasa araştırmasının sonuçları bu çerçevede büyük önem kazanır. Fiyatlandırma stratejisi, fiyat farklılaştırma imkanları, v.b konular bu çerçevede ele alınır.
 

Özet olarak işletme gelirleri hesaplanırken ürün ve varsa yan ürünler için göz önüne alınması ve incelenmesi gereken hususlar şunlardır:

Ayrıca, değişik kapasite kullanım oranlarında yapılacak hesaplamalar sonucunda işletmenin hangi kapasite kullanım düzeyinde giderlerini gelirleri ile eşitlediği ortaya konabilir. Bu eşitliği sağlayan kapasite kullanım oranına başabaş noktası ya da kara geçiş noktası denir.
 
 

11. PROJE UYGULAMA PROGRAMI : Termin Planı
 

Proje uygulamasında yatırım döneminin çeşitli evreleri için gerçekçi programlar hazırlanmalıdır. Her projede uygulama bir zaman ölçeğine bağlı olduğundan bu yapılabilirlik etüdünün vazgeçilmez bir bölümüdür.
 

Projeler belirli amaçlara ulaşmak için belirli bir zaman diliminde planlanırlar. Zamanlama faktörünün planlanması proje başarısında yaşamsal bir öneme sahiptir. Projenin bütünü içinde yapılması gereken birçok işin belli bir zaman diliminde birbiriyle uyumlu bir şekilde yürütülmesi gereklidir. Proje kapsamında bulunan değişik işleri bir zincirin değişik halkaları gibi düşünürsek bütün halkaların bileşimi toplam proje süresini vermektedir. Amaç, bütünlüğü bozmadan mümkün olan en uygun şekilde yapılacak işlerin zamanlamasını programlamaktır.
 

Proje uygulama programı (termin planı) genel olarak mühendislik, satınalma, sevkiyat, inşaat, montaj ve deneme işletmelerini kapsar. Yatırım kararı ile inşaatın başlaması arasında uzun zaman geçebileceği olasılığı unutulmamalıdır. Bu dönem teklif toplama, teklifleri değerlendirme, teknoloji konusunda son görüşmeler ve sözleşmelerin yapılmasından oluşur ve projeye bağlı olarak bir yıla kadar uzayabilir.
 

Uygulama programının hazırlanması aşağıdaki işlemlerden oluşur;

Hazırlanan program genellikle aşağıdaki aşamalar ile uygulamaya konur:
  Proje programlanması için çeşitli yöntemler vardır. En bilinen ve kolay yöntem çubuk diyagramı ya da Gantt çizelgeleridir. Buna göre; proje uygulaması çeşitli etkinlik alanlarına bölünür ve her biri için süresi gösterilir. Böylece her bir etkinliğin başlangıç zamanı ya da belirli kararların alınacağı tarihler saptanır. Hazırlanması kolay olan bu çizelgeler her projeye uygulanabilir. Birbiriyle ilişkili ve birbirini izleyen pek çok etkinlikten oluşan karmaşık bir projede çubuk çizelge uygun olmayabilir ve “şebeke analizi” olarak isimlendirilen PERT (Project Evaluation and Review Technique) ya da CPM (Critical Path Method) gibi yöntemler gerekebilir. PERT yöntemi, kutucuklar içinde gösterilen çeşitli etkinlikleri zaman boyutuyla ele alıp görsel bir şekilde sunarken, CPM yöntemi bu işleme maliyet unsurunu da ekleyerek alternatif yollardan maliyeti en az olanı tercih etmeyi kolaylaştırır.
 
 

12. PROJENİN FİNANSMANI VE FİNANSAL ANALİZ
 

Çoğu kez fizibilite raporları hazırlanırken projenin finansmanının hazır olduğu var sayılır. Oysa kaynak kısıtı projenin kapasitesini ve teknolojik tercih gibi birçok önemli boyutunu etkileyen bir unsurdur. Bu konuda yaşanan diğer bir sorun ise gerçekçi olmayan finansman ihtiyacı tahminleridir. Yatırım ve üretim maliyetlerinin düşük, satış gelirlerinin ise yüksek alınması durumunda projenin ihtiyaç duyacağı finansman miktarı olduğundan daha az görünmekte, sonuçta ise proje finansmanında zorluklar ile karşılaşılmakta, artan finansman gereği nedeniyle de projenin karlılığı ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle projenin finansman ihtiyaçlarının gerçekçi bir şekilde saptanması ve değişik finansman kaynakları arasından en uygun olanlarının seçilmesi önem taşımaktadır.
 

Finansman planlamasının son şeklinin verildiği bölüm kapsamında yapılan çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:
 

1. Finansman tablolarının hazırlanması

2. Finansman ihtiyacının belirlenmesi
3. Finansal planlamanın yapılması
4. Finansman kaynaklarının belirlenmesi
5. Finansman giderlerinin belirlenmesi
6. Sermaye maliyetinin belirlenmesi
7. Finasman kaynaklarının analizi
8. Finansal oranlar analizi
 

Hem finansman ihtiyacının belirlenerek finansal planlamanın yapılabilmesi, hem de finansal analiz için hazırlanması gereken finansman tabloları; finansal nakit akım tablosu (ya da finansman ihtiyacı ve kaynakları tablosu), net gelir-gider tablosu ve proforma bilançodan oluşmaktadır. Bu tablolarla ilgili ayrıntılı açıklama çalışmanın son bölümünde yer almaktadır.
 

Proje finansmanı planlanırken öncelikle ele alınması gereken konulardan biri özkaynak/borç dengesinin kurulmasıdır. Borçlanma imkanları ise uzun vadeli ve kısa vadeli olmak üzere iki kalemde değerlendirilmelidir. Sanayi projelerinde genellikle ilk yatırım maliyetleri özkaynak ve uzun vadeli ticari banka kredileri kullanılmak suretiyle karşılanmaktadır. Ancak, özkaynak ve ticari banka kredisi dışında da birçok finansman alternatifi bulunmaktadır. Şirketin doğrudan tahvil ihraç etmesi, ulusal veya uluslararası resmi finans kurumlarından borçlanma gibi diğer alternatifler de değerlendirilerek en uygun koşulları sağlayan mali yapı oluşturulmaya çalışılmalıdır.
 

Yeni projelerde olsun tevsi projelerinde olsun borç ödeme planı önceden saptanmalıdır. Nakit akımı tablosuna bağlı olarak yapılacak planlamada gerçekçi davranılmaması halinde proje finansman darboğazına girebilecektir. Özellikle kredi anapara ve faiz ödemelerinin gerçekleşeceği yıllar projenin başarısı açısından son derece önemli olup büyük bir dikkatle planlanmalıdır. Bu aşamada proje yeterli nakit girişi sağlayacak konuma gelmemiş ise başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.
 

Projenin finansmanı için yalnızca finansman kaynakları bulmak yeterli değildir. Fonların projeye akışının zamanlaması, yatırım harcamaları, üretim giderleri ve diğer harcamaların dışarıya akışı ile senkronize edilmelidir. Bu yapılmadığı takdirde, boşta kalan fonların sonucu olarak faiz gelirlerinde önemli kayıplara uğranabileceği gibi karşılaşılabilecek mali darboğaz sonucu proje uygulamasında gecikmeler de söz konusu olabilir. Kısacası, projenin başarısı için finansman akışının iyi izlenmesi, düzenlenmesi ve birbirleri ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir.
 

Finansal kaynakların ve proje ya da kuruluşun finansal yapısının analizi ile ilgili geniş teknik açıklama bu çalışmanın son bölümünde verilmektedir. İlgili bölümde paranın zaman değeri ve gelecekteki nakit akımlarının bugüne indirgenmesi gibi konular çerçevesinde görüleceği üzere, nakit akımlarının zamanlanması, projenin karlılığını belirleyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır.
 
 

13. PROJE ANALİZİ
 

Yapılabilirlik etüdü hazırlama süreci kendi içinde bir proje analizi boyutu taşımaktadır. Hazırlanan nakit akımı tabloları ve diğer veriler kullanılarak proje için çeşitli ticari, ekonomik ve sosyal analizler ile çevresel etki analizleri bu kısımda ele alınır. Hazırlık esnasında yapılan çeşitli anahtar varsayımlar bu bölümde duyarlılık analizleri ile test edilerek projenin başarı şansı belirlenmeye çalışılır. Bu bölümün temel amacı karar alıcıyı projenin yapılabilir olup olmadığı hususunda ikna etmektir. Proje analizi konusu bir sonraki bölümde geniş bir şekilde açıklandığı için, burada proje analizinde kullanılan tekniklerin ayrıntısına girilmeyecektir.

       



EK-C1 : ÖN-YAPILABİLİRLİK VE YAPILABİLİRLİK ETÜDLERİNİN KAPSAMI
 
EK-C2 : YATIRIM PROJESİ İLE İLGİLİ ÖZET BİLGİLER
 
EK-C3 : Yatırım Tablosu

EK-C4 : İşletme giderleri tablosu


önceki bölüm
sonraki bölüm
prj-oku.html
ekutup96.html
Ana mönü

©  DPT.YBM 1998