4. KATMA DEĞER YÖNTEMİ VE DİĞER ULUSAL ANALİZ ÖLÇÜTLERİ
 

Önceki bölümlerde anlatılan temel analiz ölçütleri hem projelerin ticari karlılıklarının analiz edilmesinde, hem de düzeltilmiş fiyatlarla birlikte ekonomik ve sosyal analizlerde kullanılır. Ancak, özellikle kamu projelerinin analizinde ya da projelerin ulusal açıdan analizinde karlılık yanında pek çok başka etken rol oynar. Fayda-maliyet analizinin yapılmadığı ulusal analizlerde kullanılan katma değer, bunların başında gelir. Projenin istihdam etkisi, gelir dağılımı etkisi, net döviz kazancı etkisi, tüketici etkisi, bölgesel gelişme etkisi, çevresel etkiler ve uluslararası rekabet etkisi gibi gelişmekte olan ülke ekonomileri için yaşamsal önem taşıyan konular da ulusal açıdan proje analizinde kullanılan diğer ölçütlerin bazılarıdır.
 

Ekonomik ve sosyal fayda-maliyet analizi amacıyla yapılan düzeltmeler arasında en zor olanı, gölge fiyatların hesaplanmasıdır. Gölge fiyatların gerçekçi olarak hesaplanabilmesi için çok sayıda istatistiksel bilgi gerekmektedir. Gölge fiyatlar kullanılarak projelerin ekonomik ve sosyal fayda-maliyet analizlerinin yapılmasına ilişkin metodoloji ayrıca ele alınması gereken kapsamlı bir çalışma olduğundan, bu çalışma çerçevesinde konunun şimdiye kadar verilmiş olan genel çizgileri ile yetinilecek ve daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. Projeler, gölge fiyat uygulamasından daha farklı yöntemler uygulayarak da ekonomik ve sosyal açıdan analiz edilebilir. “Katma Değer Yöntemi”, bunlardan biridir. Gölge fiyat uygulamasının güçlüğü ve karmaşıklığı ileri sürülerek UNIDO ve IDCAS (Arap Devletleri Sınai Kalkınma Merkezi) tarafından geliştirilmiş olan bu yöntem, ulusal açıdan proje analizini piyasa fiyatlarında yapılan bazı düzeltmelerle hesaplanan net ulusal katma değere dayandırmaktadır. IDCAS ve UNIDO 1980’de New York’da yayımlanan “Manual for Evaluation of Industrial Projects” adlı eserde açıklanan bu analiz yönteminde, hesaplanmasındaki güçlükleri öne sürerek ulusal açıdan proje analizinde, gölge fiyatların kullanılmamasını önermektedirler. Ancak piyasa fiyatlarının gerçek maliyet ve faydaları yansıtmadığı kabul edilerek fiyatlarda düzeltmeler yapılması benimsenmektedir. Uygulamadaki kolaylığı nedeniyle tercih edilen bu yöntem ile projenin gelir dağılımı ve döviz kuru üzerindeki etkilerini de incelenmektedir. Katma değer yöntemi ve bazı ülkelerde onunla birlikte kullanılan diğer ölçüt ve testlerden bazıları şunlardır:

 

      Katma Değer Etkisi (Ulusal Gelir ya da büyüme etkisi).
      İstihdam Etkisi.
      Ödemeler Dengesi Etkisi (döviz ihtiyacı, ihracat potansiyeli ve ithal ikamesi).
      Gelir Dağılımı Etkisi.
      Bölgesel Gelişme Etkisi.
      Kamu Finansmanı Etkisi.
      Tüketicilere Yarar Sağlama Etkisi.
      Atıl Kapasite Etkisi
      Dışsal Etkiler.
      Diğer Ölçütler.
 

4.1 Katma Değer Etkisi
 

Projelerde katma değer etkisi, projelerin ulusal ekonomiye olan katkısını ölçmek açısından, hem tek bir projenin kabul edilip edilemiyeceğinin testi, hem de birden fazla projenin öncelik sırasına göre sıralanması amacıyla kullanılmaktadır. Tek bir projenin analizi Mutlak Verimlilik Testi, birden fazla projenin analizi ise Göreli Verimlilik Testi olarak adlandırılmaktadır.

 

a. Mutlak Verimlilik Testi
 

Projenin yaratacağı katma değer, söz konusu projenin genel ekonomiye olan katkısının ölçülmesi açısından en temel ölçüttür. Bir projenin net katma değeri, o proje ile elde edilen çıktı gelirlerinden yatırım maliyeti ve üretim için kullanılan girdi (mal ve hizmet) maliyetlerinin çıkarılmasıyla elde edilir. Net katma değerin genel formülü aşağıdaki gibidir.

 

Net Katma Değer (NKD) = O - (MI + I)

 

Burada;

 

O = Çıktı Değeri (Tablo-13'de 1.satır),

MI = Üretim Girdileri Değeri (Tablo-13'de 2.2. satır),

I = Yatırım Maliyeti'dir (Tablo-13'de 2.1. satır).

 

Net katma değer, ücret ve maaşlar (W) ile sosyal fazla (SS) olarak tanımlanan iki ana bileşenden oluşur. Buna göre;

 

NKD = W + SS

 

şeklinde ifade edilir.

 

Net katma değer tek bir yıl için hesaplanırken aşağıdaki formül kullanılır.

 

NKD = O - ( MI + D)

 

Burada D, yıllık amortisman miktarını gösterir.

Projenin ekonomik ömrü boyunca yarattığı net katma değer ise şu formulle hesaplanır:

m+n m+ n m+n

S NKDt = S Ot - S (MI + I)t

t=0 t=0 t=0

 

Diğer taraftan, proje analizde kullanılan Net Ulusal Katma Değer (NUKD) ise NKD'den yabancı personele ödenen ücretler, yurtdışı faiz ve sigorta ödemeleri ile yurtdışı kar payı ve yurtdışı telif hakkı ödemeleri gibi yurtdışı faktör ödemeleri toplamının çıkartılmasıyla elde edilir. NUKD genel olarak aşağıdaki formülle hesaplanmaktadır.

 

Net Ulusal Katma Değer (NUKD) = O - (MI + I + RP) = NKD - RP

 

Burada, diğerleri aynı olmak kaydıyla, RP yurtdışı faktör ödemelerini (Tablo-13'de 4.satır) ifade etmektedir. Tablo-13'den de görüleceği üzere NUKD aynı zamanda proje kapsamında ödenen ücretler (W, yurtdışı ücret ödemeleri hariç) ve sosyal fazla (SS) toplamına eşittir. Bu açıdan, bir projenin kabul edilebilmesi için projenin ekonomik ömrü boyunca yıllar itibarıyla sağlayacağı indirgenmiş katma değer toplamının yine yıllar itibarıyla ödenecek indirgenmiş ücretler toplamından fazla olması, diğer bir ifadeyle projenin pozitif bir sosyal fazla sağlaması gerekmektedir.

 

Tablo-13

 

Tablo-14

 

Mutlak Verimlilik Testi olarak adlandırılan bu analiz yöntemini, aşağıdaki şekilde matematiksel olarak ifade etmek mümkündür.

 

m+n NUKDt m+n O m+n (MI + I + RP)t m+n Wt m+n NUKDt m+n Wt

å ----------- -= å ------------ å ------------------- > å ----------- ª å --------------- å ----------- > 0

t=0 (1+i)t t=m+1 (1+i)t t=0 (1+i)t t=m+1 (1+i)t t=0 (1+i)t t=0 (1+i)t

 

Eğer projenin ekonomik ömrü boyunca her yıl elde edilecek indirgenmiş katma değerler toplamı indirgenmiş ücretler toplamından fazla ise proje ulusal açıdan verimli demektir. Proje yalnız ücretleri karşılamakla kalmayıp aynı zamanda sosyal bir fazla da yaratmaktadır. Eğer söz konusu katma değer ve ücretler birbirlerine eşit ise proje sınırda olarak kabul edilebilir. Çünkü proje ile yaratılan katma değer ancak ücretleri karşılamaya yeterlidir. Diğer taraftan eğer, katma değer toplamı ücretlerden daha az ise proje sosyal bir fazla yaratmamakta hatta ücretleri bile karşılayamamaktadır. Bu nedenle katma değer açısından projenin, ulusal gelire katkısı dikkate alınarak kabul edilmemesi gerekmektedir.

Tablo-13'de örnek bir proje için söz konusu projenin mutlak verimlilik testine baz teşkil eden verileri Tablo-14'de piyasa fiyatlarıyla oluşturulmuştur. Bu tablonun oluşturulmasındaki en önemli varsayım girdi (hammadde ve diğer malzemeler gibi) ve çıktılar (ürün) için piyasa fiyatlarının, döviz kuru için ise resmi döviz kurunun ülke açısından gerçek değerleri yansıttığının kabul edilmesidir. Bu varsayım altında örnekteki projede indirgenmiş toplam katma değer 95.2 Milyar TL., indirgenmiş ücretler ise 84.3 Milyar TL. olarak elde edilmiştir. NUKD > W (95.2 > 84.3) olmakta, diğer bir ifadeyle proje 10.9 milyar TL. sosyal fazla vermektedir. Bu itibarla proje, piyasa fiyatlarında çarpıklık olmadığı varsayımı altında, kabul edilecektir. Eğer piyasa fiyatlarında çarpıklık varsa, diğer bir ifadeyle piyasa fiyatları projede kullanılan girdiler ile çıktıların gerçek değerini tam olarak yansıtmıyorlarsa, bu takdirde yukarıda verilen analiz gölge fiyatlar kullanılarak yapılmalı ve projenin ulusal ekonomiye katkısı gölge fiyatlarla analize tabi tutulmalıdır.

 

b. Göreli Verimlilik Testi

 

Mutlak Verimlilik Testini geçen birden fazla proje arasında seçim yapmak veya projeler arasındaki öncelik sıralamasını saptamak amacıyla Göreli Verimlilik Testi yapılmalıdır. Üretim faktörlerinin genellikle kıt olması ve amacın bu kıt kaynakların en verimli bir şekilde tahsisi olması nedeniyle projelerin yarattığı katma değerin mutlak büyüklüğünün sıralama amacıyla kullanılması yanıltıcı sonuçlar doğurur.

 

Eğer üretim kaynakları kıt değilse, diğer bir ifadeyle kaynak tahsisinde herhangi bir sınırlama yoksa, mutlak verimlilik testini geçmek kaydıyla her proje uygulamaya konulabilir. Diğer taraftan, eğer üretim faktörlerinden herhangi biri için özel bir sınırlama yoksa veya çok fazla kısıtlama varsa, benzer karakteristiklere sahip alternatif projeler arasında en büyük mutlak katma değere ve sosyal fazlaya sahip proje seçilmelidir.

Ancak, gelişmekte olan ülke ekonomilerinde genellikle üç temel kısıt vardır. Bunlar: 1- Sermayenin kıt olması, 2- Dövizin kıt olması ve 3- Nitelikli işgücünün kıt olmasıdır. Doğal olarak yukarıda verilen kaynakların kıtlığı ve öncelikler ülkeden ülkeye farklılıklar gösterir. Bu faktörlerin yanında başka faktörlerin de kullanılması mümkündür. Bu nedenle, öncelikle kaynakların kısıtlılığı dikkate alınarak önemli olan faktörler ve öncelik sıralaması yapılmalıdır. Daha sonra projeler arasındaki seçim ve sıralama, Katma Değerin seçilen kısıtlı faktöre bölünmesi ve oranı en büyük olan projeye öncelik verilmesi yoluyla yapılmalıdır.

Katma Değer/Sermaye Oranı: Bu oran, yatırıma harcanan birim sermaye başına projenin yarattığı katma değeri gösterir. Bunun için, projenin yıllar itibarıyla yaratacağı katma değerlerin bugünkü değerinin toplam yatırımın bugünkü değerine bölünmesi gerekir.

 

m+n KDt m It

KD/S Oranı = S ---------- / S ---------

t=0 (1+i)t t=0 (1+i)t

 

Burada:

 

KDt = Projenin t yılında yaratacağı katma değeri,

It = Projenin t yılındaki yatırım harcamasını,

m = projenin inşaat süresini,

n = projenin ekonomik ömrünü ve

i = indirgeme oranını göstermektedir.

Pozitif olmak kaydıyla bu oran ne kadar büyükse, sermaye açısından proje o kadar fazla katma değer yaratıyor demektir. Alternatif projeler arasında oranı en büyük olan projeye öncelik verilir. Tablo-13 ve 14'de yer alan örnek için bu oran 95.2 / 191.7= 0.497'dir. Bu rakam her yatırılan 1 TL.'ye karşılık projenin yaklaşık olarak 0.5 TL. katma değer yarattığını ifade etmektedir. Ancak, oranın rakamsal büyüklüğü ancak alternatif projelerin oranlarına karşılık anlamlıdır.

Katma Değer/Projenin Döviz Maliyeti Oranı: Bu oran projenin birim döviz maliyeti başına yarattığı katma değeri vermektedir. Bu amaçla, projenin yıllar itibarıyla yaratacağı indirgenmiş katma değerler toplamının, yıllar itibarıyla indirgenmiş net döviz kazancı (döviz geliri ve gideri arasındaki fark) toplamına bölünmesi gerekmektedir. Oran aşağıdaki formülle hesaplanır.

 

m+n KDt m+nt - DGt

KD/DM Oranı = S ---------- / S (----------------)

t=0 (1+i)t t=0 (1+i)t

 

 

Burada:

KDt = projenin t yılında yaratacağı katma değeri,

t = projenin t yılındaki döviz çıkışı (gideri),

DGt = projenin t yılındaki döviz girişi (geliri),

m = projenin inşaat süresini

n = projenin ekonomik ömrünü ve

i = indirgeme oranını göstermektedir.

Bu oran ancak projenin toplam döviz giderlerinin toplam döviz gelirlerinden fazla olması durumunda anlamlıdır. Birim net döviz maliyeti başına yaratılan katma değeri veren oran ne kadar büyükse proje kullanılan döviz ile ulusal ekonomiye o kadar fazla katma değer yaratıyor demektir. Bu itibarla, proje seçiminde veya sıralanmasında oranı en büyük olan projeye öncelik verilmelidir.

Katma Değer/Nitelikli İşgücü Maliyeti Oranı: Eğer ulusal ekonomi açısından nitelikli işgücü konusunda bir kısıt varsa, o taktirde nitelikli işgücünün birim maliyeti başına en fazla katma değer yaratılan proje veya projelerin seçilmesi gerekmektedir. İşgücü kısıtının yalnız nitelikli işgücünü değil aynı zamanda niteliksiz işgücünü de kapsaması durumunda işgücü maliyeti olarak nitelikli niteliksiz bütün işgücü maliyeti dikkate alınmalıdır. Oran aşağıdaki formülle hesaplanmaktadır.

m+n KDt m+n NİMt

KD/NİM Oranı = S ---------- / S -----------

i=0 (1+i)t i=0 (1+i)t

 

Burada:

KDt = projenin t yılında yaratacağı katma değerini,

NİMt = projenin t yılındaki nitelikli işgücü maliyetini,

m = projenin inşaat süresini

n = projenin ekonomik ömrünü ve

i = indirgeme oranını göstermektedir.

 

Nitelikli işgücü maliyetinin (oranın tüm işgücünü kapsaması durumunda toplam işgücü maliyetinin) yabancı işgücü de dahil olmak üzere maaş, yan ve sosyal ödemeler ile diğer tüm ödemeleri kapsaması gereklidir.

Yukarıda verilen oran ne kadar büyükse proje, birim işgücü ödemesine karşılık o kadar fazla katma değer yaratıyor demektir. Proje sıralamasında veya alternatif proje seçiminde oranı en büyük olan projeye öncelik verilir.

 

4.2 İstihdam Etkisi

 

İstihdamın artırılması gelişmiş ya da gelişmemiş hemen hemen her ülke ekonomisinin temel amaçlarından biridir. Özellikle az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde önemli boyutlara ulaşan istihdam probleminin çözümü için emek yoğun projelere öncelik verilmektedir. Doğal olarak, bu amaca ulaşmak her iş imkanının mümkün olduğu kadar en düşük maliyetle yaratılması ve dolayısıyla mevcut sermayeyle mümkün olduğu kadar çok kişiye iş imkanının sağlanmasıyla mümkündür.

İş gücünü nitelikli ve niteliksiz işgücü olarak ayrıma tabi tutmak mümkündür. Proje analizinde her iki grubu da dahil etmek gereklidir. Ayrıca, projenin kendisi ile sağlanacak istihdam (dolaysız istihdam olarak da adlandırılmaktadır) yanında, söz konusu proje ile bağlantısı olan diğer projelerin yaratacağı istihdam (dolaylı istihdam olarak adlandırılabilir) imkanları da analizde dikkate alınmalıdır.
 

Dolaylı istihdam, projenin arz ve talep tarafları dikkate alınarak incelenmelidir. Diğer bir ifadeyle, bir proje talep edeceği girdilerle ve/veya arz edeceği çıktılarla başka projeler ile bağlantılı olabilir veya yan sanayilere yol açabilir. Bu durum geçmiş tecrübelerle beraber yurt içinde veya yurt dışında benzer projeler incelenerek ortaya konabilir. Diğer taraftan, ana projenin etkisiyle dolaylı istihdam sağlanabilecek projelerin maliyetlerinin de analize tabi tutulması gerekmektedir.

Benzer şekilde, bir proje rekabet edeceği bir sektörde işsizliğe yol açabilir veya farklı sektörde çalışmakta olan bir takım işgücünü kullanabilir. Böyle durumlarda, analize esas olan projenin istihdam sayılarında bulgulara göre indirim yapmak gereklidir. Ayrıca, yabancı personel bir projenin istihdam etkisinin belirlenmesinde dikkate alınmaz. Bir diğer önemli nokta ise yatırım tutarı ile ilgilidir. Bir projenin istihdam etkisinin değerlendirilmesinde kullanılan yatırım tutarı projenin inşaa süresince yapılan cari yıl harcamaları toplamına eşittir. Diğer bir ifadeyle, proje tutarı indirgenmeksizin hesaplanmalıdır. İşgücü sayısında ise, projenin tam kapasitede (veya tam kapasiteye yakın) üretimde bulunduğu normal bir yıl dikkate alınmalıdır.

Yukarıda verilen bilgiler ışığında bir projenin istihdama etkisini, analize temel oluşturacak ölçüte göre farklı şekillerde incelemek mümkündür. Bunlar toplam istihdam etkisi, nitelikli istihdam etkisi, niteliksiz istihdam etkisi, dolaylı istihdam etkisi, dolaysız istihdam etkisi gibi çeşitli göstergeler olabilir. Burada sayılanlar Tablo-15'de verilen örnekle aşağıda gösterilmiştir.

İET 370

-Toplam İstihdam Etkisi-İET = ------- = -------- = 0.787

I 470

 

1 Milyar TL.'lik yatırımla (dolaylı ve dolaysız) 0.8 kişiye (dolaylı ve dolaysız) yeni iş imkanı yaratılmaktadır.

İETD 250

-Dolaysız Toplam İstihdam Etkisi-İED = --------- = -------- = 0.781

ID 320

 

1 Milyar TL.'lik yatırımla dolaysız olarak (projenin kendisi ile) 0.8 kişiye yeni iş imkanı yaratılmaktadır.

İETI 120

-Dolaylı Toplam İstihdam Etkisi-İEI = ------- = ----------- = 0.8

II 70+80

 

 
Tablo-15: Projenin İstihdam Etkisi
İstihdam Edilecek Yeni İşgücü
Toplam Yatırım
Niteliksiz
İEU
Nitelikli
İES
Toplam
İET
(Milyar TL.)
IT
Proje-İED (Dolaysız)
200
50
250
320
Girdi Sağlayacak Projeler-İEI (Dolaylı)
40
20
60
70
Çıktı Kullanacak Projeler-İEI (Dolaylı)
30
30
60
80
TOPLAM
270
100
370
470
 

 

Proje ile ilgili diğer projelere yapılacak 1 Milyar TL. yatırımla 0.8 kişiye dolaylı olarak yeni iş imkanı sağlanacaktır.

İEDU 200

-Dolaysız-Niteliksiz İstihdam Etkisi-İEDU = --------- = -------- = 0.625

ID 320

 

Projeye yapılacak 1 Milyar TL. yatırımla 0.6 niteliksiz kişiye yeni iş imkanı yaratılmaktadır.

 

4.3 Döviz Kazancı Etkisi
 

Bir proje, ithal ikamesi ve ihracat yoluyla döviz kazancına, ithal edilerek kullanılacak hammadde ve diğer girdiler ile çeşitli yurtdışı ödemeler vasıtasıyla da döviz kaybına yola açabilir. Tek bir proje ile ortaya çıkan bu etki, yatırım programını oluşturan diğer projelerin etkisiyle beraber bir ülkenin ödemeler dengesinin sağlanmasında oldukça önemli rol oynar. Söz konusu dengenin sağlanmasının gelişmiş ya da gelişmemiş hemen hemen her ülkenin karşı karşıya bulunduğu en önemli ekonomik problemlerden biri olduğu dikkate alındığında, gerek bir projenin gerekse bütün bir yatırım programının bugün ve gelecekte döviz kazancı ya da kaybının hesaplanması oldukça önem kazanmaktadır.
 

Bir projenin döviz etkisi iki kademede hesaplanarak toplam döviz etkisine ulaşılmalıdır. Bunlardan birincisi projenin ödemeler dengesine etkisi, ikincisi ise projenin ithal ikamesi etkisidir. Her iki kademede elde edilen değerlerin toplamı değerlendirilen projenin Net Döviz Etkisini verecektir.
 

Tablo-16'de bir projede standart olarak bulunabilecek ve döviz akışını etkileyen kalemler verilmiştir. Tablo-16'da yer alan kalemler doğal olarak projeden projeye değişiklik gösterebilir.

 

Diğer taraftan, analize esas alınan projeyle ilgili başka projeler varsa ve bu projelerin de ülkenin ödemeler dengesine etkisi olabilecek döviz akımları mevcut ise, bu takdirde analize dolaylı döviz girişi ve dolaylı döviz çıkışı satırlarının da ilave edilmesi gerekmektedir.
 

Her yıl için hesaplanan net döviz akışı pozitif veya negatif olabilir. Hesaplamalar döviz cinsi üzerinden yapıldığı için proje vasıtasıyla ülkedeki döviz rezervi pozitif yıllarda artıyor, negatif yıllarda ise azalıyor demektir.
 

Bu analiz bir proje paketi veya tüm yatırım programı için de yapılabilir. Bu taktirde bütün projelerin yıllar itibarıyla yapacakları etki yine yıllar itibarıyla alt alta toplanarak o yıl için proje paketinin veya yatırım programının ödemeler dengesi üzerindeki etkisi tesbit edilir.

 

 
 
Tablo-16: Projenin Döviz Akımı
(Döviz Cinsi)
Yıllar
t0
t1
t2
...
tn
1. Döviz Girişleri - DG
1.1. Yabancı Ortak Sermayesi
1.2. Nakit Krediler
1.3. Hibe ve Yardımlar
1.4. Taksitli veya Kredili Makina Donanım Alımı
1.5. Mal ve Hizmet İhracatı
1.6. Diğerleri
2. Döviz Çıkışları - DÇ
    Araştırma, Danışmanlık ve Mühendislik
Ödemeleri
    Makina-Donanım ve Yardımcı Malzeme 
İthalatı
2.3. Hammade ve Yarı Mamül İthalatı
2.4. İç Pazardan Alınan İthal Mallar
2.5. İnşaat ve Montaj Ücretleri
2.6. İthal Hammadde, Yardımcı Madde ve
Malzemelere Yapılan Diğer Döviz Ödemeleri
2.7. Döviz Olarak Maaş Ödemeleri
2.8. Borçlanma Geri Ödemeleri
2.9. Patent ve Know-How v.b. Ödemeler
2.10.Yurtdışı Kar Payı Ödemeleri
2.11.Diğerleri
3. Net Döviz Akışı, 1-2 (Pozitif veya Negatif) NDA0 NDA1 NDA2 ... NDAn
 
 

Ekonomide bir projenin döviz akışını etkileyen pek çok faktör vardır. Çok taraflı veya çift taraflı ticaret anlaşmaları, ulusal paranın değer kaybetmesi veya kazanması, enflasyon, uluslararası veya ülkedeki pazarlarda önemli bir mal veya hizmetin (ham petrol gibi) arz ve talep durumu, ithalat ve ihracat politikasındaki değişiklikler söz konusu bu faktörlerin en önemlileri ve ilk akla gelenleridir. Bir projenin ülkenin ödemeler dengesine olan etkisi incelenirken yukarıda verilenlerle beraber mümkün olabilecek diğer faktörler de dikkate alınmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu tür dışsal faktörlerin ancak gerçeğe yakın düzeyde tahmin edilebilmeleri halinde hesaplamalarda dikkate alınmalarıdır. Aksi takdirde gelecekle ilgili bu tür faktörlerdeki belirsizliklere duyarlılık ve olasılık analizlerinde yer verilmelidir.
 

Döviz kazancı etkisi açısından değerlendirilen bir projede, ithal ikamesi olmaması durumunda Tablo-16 ile elde edilen Net Döviz Akışı analizde kullanılmalıdır. Ayrıca, Net Bugünkü Döviz Akışı'nın (NBDA) elde edilmesi amacıyla yıllar itibarıyla NDA'larının indirgenmeleri gerekmektedir.

 

m+ n NDAt

NBDA = S ----------

t=0 (1+i)t

 

Burada;

 

NDAt = t yılındaki net döviz akışını,

m = projenini inşaat süresini,

n = projenin ekonomik ömrünü,

i = indirgeme oranını ifade etmektedir.

Yukarıdaki formülle elde edilen Bugünkü Net Döviz Etkisi pozitif ise proje ekonomik ömrü müddetince ülkenin ödemeler dengesine pozitif katkıda bulunuyor demektir. Negatif olması durumunda ise ödemeler dengesini olumsuz etkileyecektir. NBDA'nın negatif olması projenin karlı olmadığı anlamına gelmez. Bu itibarla tek başına bir projenin kabul edilebilirliğini test etmek amacıyla kullanılmaz. Alternatif ve birbirine benzeyen projeler arasında, NBDA en büyük olan projeye öncelik verilmelidir.

Eğer projede ithal ikamesi yoluyla döviz tasarrufu da sağlanacaksa bu takdirde yıllar itibarıyla sağlanacak bu tasarruf yıllık Net Döviz Akışına eklenmelidir. Bu şekilde yıllık elde edilen Net Döviz Etkileri indirgeme oranı kullanılarak bugünkü değere çevrilmeli ve toplanarak projenin Net Bugünkü Döviz Etkisi (NBDE) elde edilmelidir.

 

m+ n NDEt

NBDE = S ----------

t=0 (1+i)t

 

Burada;

 

NDEt = t yılındaki net döviz etkisini (Net Döviz Akışı+İthal İkamesi),

m = projenin inşaat süresini,

n = projenin ekonomik ömrünü,

i = indirgeme oranını ifade etmektedir.

Tablo-16'da örnek olarak verilen projenin Net Döviz Akışı, Net Bugünkü Döviz Akışı, Net Döviz Etkisi ve Net Bugünkü Döviz Etkisi incelenmiştir. Buna göre proje ithal ikamesi olmadan ekonomik ömrü boyunca indirgenmiş olarak net 1.753.000 ABD Doları döviz girişi sağlayacaktır. İthal ikamesi ile sağlanacak döviz tasarrufu da dikkate alındığında ekonomik ömrü boyunca indirgenmiş olarak net 12.247.000 ABD Doları döviz kazancı sağlayacaktır.
 

Tek bir projenin değerlendirilmesinde diğer ölçüt olarak katma değerin yanısıra döviz kazancı etkisi de dikkate alınacaksa, Net Bugünkü Döviz Etkisinin sıfırdan büyük olması gerekmektedir. Alternatif projeler arasında, projelerin birbirlerine benzer projeler olması kaydıyla Net Bugünkü Döviz Etkisi en büyük olan projeye öncelik verilir.

 

4.4 Gelir Dağılımı Etkisi

Ekonomik gelişme yaygın varsayım ile, asgari geçim sınırı altındaki kişi sayısının artmaması ve gelir dağılımının bozulmaması koşullarına bağlı olarak, bir ülkenin kişi başına reel ulusal gelirinin uzun bir dönem müddetince artması olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım özellikle, asgari geçim sınırı altındaki nüfus sayısının azlığına ve gelir dağılımının dengeli olmasına dikkat çekmektedir. Bu itibarla, söz konusu iki koşulun mümkün olduğu ölçülerde yerine getirilmesi ülkelerin gelişme göstergelerinde ve hedeflerinde oldukça önemlidir.
 

Gelir dağılımı etkisi hem belli bir grubu, hem de belli bir bölgeyi kapsayabilir. Belli bir grup dikkate alındığında gelir dağılımının iyileştirilmesi, belli bir bölgeyi hedef aldığında ise bölgesel gelişmişlik farkının azaltılması olarak düşünülmelidir. Ayrıca analiz belli bir bölgede belli bir grup gibi daha alt detaylara da indirilebilir. Burada gelir dağılımı etkisi her iki anlamda da kullanılmış olup zaman zaman her ikisinden de söz edilmiştir.

Yatırımlar gerek belli bir bölgeyi, gerekse belli bir bölge içerisinde bir grubu hedef alarak gelir dağılımının iyileştirilmesinde ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasında önemli rol oynayabilirler. Ancak amaçlanan hedefe ulaşılabilmesi için bu rolün, proje tasarımında dikkate alınması ve hükümetlerin bu doğrultudaki politikalarıyla uyumlu olması gerekmektedir.

Bir projenin gelir dağılımının iyileştirilmesi açısından değerlendirilmesinde öncelikle hedef kitle ve/veya hedef bölgenin (veya hedef bölge içerisinde hedef kitle) belirlenmesi gerekmektedir. Genellikle bu tesbit, hükümet politikalarına bağlı olarak kamu (bazı özel kuruluşlar da olabilir) kuruluşlarından biri veya bir kaçı tarafından, özellikle bölgesel düzeyde, çeşitli sosyal ve ekonomik göstergeler vasıtasıyla yapılır. Sınıflama gelir dağılımı açısından genel olarak düşük ve üst düzey gelir grupları, bölgesel gelişmişlik açısından ise geri kalmış bölgeler ve gelişmiş bölgeler olarak yapılır. Ülkemizde bu sınıflama gelir grupları açısından düşük, orta ve üst düzey gelir grupları, bölgeler açısından ise kalkınmada 1.derecede öncelikli iller, 2.derecede öncelikli iller ve normal iller olarak yapılmaktadır.Ayrıca, gelişmiş ya da gelişmemiş her bölge içerisinde düşük ve yüksek gelir grupları olarak daha detaylı bir ayrıma gitmek de mümkündür. Eğer özel olarak tesbit edilmiş bir ölçü yoksa niteliksiz işgücünü oluşturan grup düşük gelir grubu olarak göz önüne alınmalıdır.

Bir proje ile elde edilen net ulusal katma değerin işçiler (düşük gelir grubu olarak düşünebiliriz), işveren (yüksek gelir grubu olarak düşünebiliriz) ve devlet arasındaki dağılımı ve bu dağılımın oranları hem ekonomik hem de sosyal açıdan oldukça önemlidir. Özellikle, aynı miktarda katma değer yaratan iki proje arasında bir seçim söz konusu olduğunda hükümetin bu konudaki politikalarıyla yakından ilgili olarak projelerin öncelik sıralaması değişecektir. Diğer taraftan, proje ile yaratılacak katma değerin ne kadarının yurtiçinde kalacağı ve ne kadarının yurt dışına gideceği yurtiçi kaynakların kullanılması açısından oldukça önemlidir.

Bir bölge ya da grubun net gelir dağılımı kazancı bu bölge veya grubun, projenin tesisinden önce elde ettikleri faydaların üzerinde projenin yaratacağı katma değerin dağılımıdır. Eğer varsa sağlık imkanları, lojmanlar, eğitim imkanları ve sosyal tesisler gibi diğer bazı yan faydalar söz konusu gelir dağılımını iyileştirici unsurlardır. Düşük gelir grubu veya işgücünde gelir dağılımı kazancı eğer daha önce çalışmıyorlarsa, elde edecekleri ücret ve diğer faydalardır. Daha önce çalışanlar açısından kazanç önceden elde ettikleriyle projeden sonra elde edecekleri arasındaki farktır. İşveren ve devlet açısından ise gelir dağılımı faydaları net kar, faizler, kira, vergi ve sigorta giderleri olarak sıralanabilir.
 

Bir projenin bir bölge veya grup üzerindeki net gelir dağılımı etkisi piyasa fiyatlarıyla ve projenin tam kapasitede işletmeye geçmesinden sonraki normal bir yıl için hesaplanır. Bu amaçla her türlü yurtdışı ödemelerinin çıkarıldığı analize esas alınan yıla ait Net Ulusal Katma Değer kullanılır.

 

 
Tablo-17: Sosyal Gruplar Bazında Net Dağılım Etkisi
(Milyar TL.)
Normal Yıla
1.Brüt Yurtiçi Katma Değer (Tablo-13, 3.Satır)
49
Yıllık Amortismanb
10
2.Net Yurtiçi Katma Değer
39
Yurtdışı Ödemeleri (Tablo-13, 4.Satır)
16
3. Net Ulusal Katma Değer
23
4.Ücretlilerin Payı - KDW
10
4.1.Maaşlar (Tablo-13, 5.1.Satır)
9
4.2.Diğer Fayda ve Ödemeler
1
5.Yerli İşveren Payı - KDP
3
5.1. Net Kar
2
5.2. Yurtiçi Yerli Finansman Kuruluşlarına Faiz Ödemeleri 
-
5.3.Yurtiçi Kira Ödemeleri
1
5.4. Diğer Yurtiçi Fayda ve Ödemeler
-
6.Devletin Payı - KDG
7
6.1. Gelir Vergileri
5
6.2. Kamu Bankaları Faiz Ödemeleri
-
6.3. Kamu Ortaklığı Kar Payı Ödemeleri
2
6.4. Kira ve Sigorta Payı
-
7. Dağıtılmamış Katma Değer - KDU
3
a Normal Yıl olarak 5.yıl seçilmiştir.  
b Hesaplamalar normal bir yıl üzerinden yapıldığından yıllık amortisman 200/20=10 Milyar TL. Olarak hesaplanmıştır.
 
 

Herhangi bir projenin gelir dağılımı etkisi, sosyal gruplar için Tablo-17'de, bir bölge için Tablo-18'de ve net yurtiçi katma değer bazında ise Tablo-19'da örnek olarak verilmiştir. Açıktır ki tablo kapsamında yer alan kalemler projeden projeye değişiklik gösterebilir. Diğer taraftan her tabloyu kendi içinde düşük gelir grupları ve yüksek gelir grupları olarak daha fazla detaylandırmak da mümkündür.
 

Bu tabloların oluşturulmasından sonra analize esas olacak her ölçüt için Dağılım İndeksi (Dİ) belirlenir. Dağılım İndeksi ilgili her sosyal grubun ya da bölgenin projenin ürettiği ve normal bir yıl için hesaplanan Net Ulusal Katma Değer'den ne kadar pay aldığını gösterir.

 

 
Tablo-18: Bölgesel Dağılım Etkisi
(Milyar TL.)
Normal Yıla
1. Bölgede İstihdam Edilen İşçilerin Ücretleri
8
2. Yerel Dağıtılan Kar ve/veya Kar Payları
1
3. Yerel Bankalara Ödenen Faizlerb
-
4. Mahalli İdarelere Ödenen Vergiler
1
5. Bölgede Refahı Artırıcı Diğer Faaliyetler (Okul, Hastahane gibi)c
2
6. Toplam Bölgesel Fayda
12
a Normal Yıl olarak 5.yıl seçilmiştir.  
b Merkez Bankası şubelerine ödenenler hariç.  
c Katma Değer hesaplamalarında yer almış ise kullanılmalıdır.  
 
 

Sosyal gruplar için hesaplanan Ücretliler Dağılım İndeksi, İşveren Dağılım İndeksi, Devlet Dağılım İndeksi ve Dağıtılamamış kısmın Dağılım İndeksi toplamlarının bire eşit olması gerekmektedir.

Tablo-19: Yurtiçi Katma Değerin Dağılımı
(Milyar TL.)
Normal Yıla
Ülkede Kalan
Yurdışına Ödenen
Toplam
1. Ücretler
9
3
12
2. Faizler
-
5
5
3. Kar Payı
4
8
12
4. Gelir Vergisi 
5
-
5
5. Kira ve Sigorta
1
-
1
6. Diğer Faydalar
1
-
1
7. Dağıtılmamış Katma Değer
3
-
3
TOPLAM
23b
16c
39d
a Normal Yıl olarak 5.yıl seçilmiştir.      
b Bu rakam Net Ulusal Katma Değere eşittir.      
c Bu rakam 5.yıldaki yurtdışı ödemelerine eşittir.      
d Bu rakam Net Yurtiçi Katma Değere eşittir.      
 

-Ücretliler Dağılım İndeksi - DİW

 

KDW 10

W = ------------ = ------- = 0.435

NUKD 23

Projenin yaratacağı katma değerin % 43.5'ini ücretlilerin maaş ve diğer faydalar olarak alması beklenmektedir.

 

- İşveren Dağılım İndeksi - DİP

 

KDP 3

P = ------------ = ------- = 0.13

NUKD 23

 

Projenin yaratacağı katma değerin % 13'ünü kar ve diğer ödemeler (faiz ve kira gibi)olarak kar elde edenler alacaktır. Benzer yurtışı ödemeleri, hesaplamalar Net Ulusal Katma Değer üzerinden yapıldığı için, bu orana dahil değildir.

 

- Devlet Dağılım İndeksi - DİG

 

KDG 7

G = ------------ = ------- = 0.304

NUKD 23

 

Projenin yaratacağı katma değerin % 30.4'ünden devlet vergi ve kar payı olarak istifade edecektir.

 

- Dağıtılamamış Kısmın Dağılım İndeksi - DİU

 

KDU 3

U = ------------ = ------- = 0.13

NUKD 23

 

Katma Değerin % 13'ü Firmada kalmaktadır. Bu kısım firma içinde çeşitli amaçlar için kullanılabilir. İncelenen grupların firmada kalan bu paydan dolaylı olarak istifade etmeleri de mümkündür.

Yukarıda yer alan rakamlar dikkate alındığında katma değerden en fazla payı işçiler (% 43.5) ve devlet (% 30.4) almaktadır. Her iki grubun toplam payları % 73.9'a ulaşmaktadır.

Tablo-19 katma değerin bölgesel dağılımını içermektedir. Buna göre projenin yapılacağı bölgenin katma değerden alacağı pay, Bölgesel Dağılım İndeksi - DİR , aşağıdaki gibi hesaplanmaktadır.

 

KDR 12

R = ------------ = ------- = 0.522

NUKD 23

 
Bölgenin projenin yaratacağı katma değerden alacağı pay % 52.2'dir. Bunun içerisinde bölgeden istihdam edilen işçilerin ücretleri, yerel girişimcilerin kar payları, mahalli idarelere ödenen vergiler ve diğer faydalar vardır.

Buraya kadar verilen dağılım indekslerinin hangisinin kullanılacağı gelişme hedefleri ve önceliklerle yakından ilgilidir. Eğer karar vericiler çalışanlar lehine istihdam ve gelir arttırıcı yönde bir politika uygularlarsa, bu durumda emek-yoğun projelere ve bu projeler arasında da Ücretliler Dağılım İndeksi - DİW büyük olan projelere öncelik verilmelidir. Eğer öncelik bölgesel gelişmişlik farkını azaltmak ise, bu takdirde Bölgesel Dağılım İndeksi - DİR büyük olan proje veya projelere öncelik verilmelidir. Diğer taraftan, daha önce de ifade edildiği gibi bölgesel dağılım aynı zamanda sosyal gruplar açısından da daha detaylı incelemeye tabi tutulabilir.
 

Tablo-19'da Net Yurtiçi Katma Değer, Net Ulusal Katma Değer ve Yurtdışı Ödemeleri olarak ayrıma tabi tutulmuştur. Buna göre proje ile yaratılacak katma değerin % 58.97'si (23/39=0.5897) Net Ulusal Katma Değer olarak yurtiçinde kalacaktır. Katma Değer'in % 41.03'ü ise yurdışına gidecek ve dolayısıyla yurtiçinde kullanılacak Net Ulusal Katma Değer'i düşürecektir. Oransal olarak oldukça büyük görünen bu rakam nedeniyle projede bazı değişikliklere giderek yerli kaynak kullanımını artırmanın yollarını araştırmak gerekli olabilir.

 

4.5 Bölgesel Gelişme Etkisi
 

Ülkeler, gelişme çabalarını sürdürürken bölgeler arası dengesizlikleri gidermeyi de amaç edinirler. Diğer bir deyişle, kalkınma sırasında bir bölgenin aşırı bir şekilde kalkınıp diğer bölgenin geri kalması nedeniyle bölgeler arası dengesizliğin doğması ya da artması istenmez. Bu nedenle kalkınmaya en fazla etki eden unsur olan yatırımların tahsisinde, bu husus önemle göz önünde bulundurulur ve ulusal ekonomi açısından yapılan analizde, projelerin bölgesel hedeflerin gerçekleştirilmesine ne şekilde katkıda bulunacakları incelenir.
 

Gelir dağılımı konusundan çok bağımsız olmayan ve bazı yönleriyle önceki bölümde ele alınmış olan bölgesel gelişme etkisini, belirli bir formül yardımıyla matematiksel olarak hesaplamak oldukça güçtür. Bu nedenle, yatırım projelerinin bölgesel gelişme etkisi, çoğu kez niteliksel olarak belirlenmeye çalışılır. Ancak, zor olmakla birlikte belirli yaklaşımlarla bölgesel etkiler de hesaplanabilir ve bazı düzeltmeler yapılarak sosyal fayda-maliyet analizine dahil edilebilir. Bunun için, ilk önce proje sonucunda bölgede oturan işçi ve sermaye sahiplerinin elde edeceği ek gelirin saptanması gerekir.
 

Ek gelirler, projenin gerçekleşmesi ve gerçekleşmemesi durumunda kazançlarda oluşan farkları yansıtır. İşçi başına elde edilen ek geliri bulmak için kullanılacak en basit yöntem; gölge ücretin bu projenin gerçekleştirilmemesi durumunda bir işçinin elde edebileceği gelir olduğunu varsayarak piyasa ücreti ile gölge ücret arasındaki farkı hesaplamaktır. Bölgede oturan sermaye sahiplerinin kazanacağı ek gelir ise; sermayenin fırsat maliyetini yatırımın getirisi için yeterli bir oran olarak varsayıp bunun dışında kalan gerçek karlar ile tahmini karlar arasındaki fark olarak hesaplanabilir. Bunlar projenin bölgeye birincil etkileridir. İkincil etkiler ise; inşaat sırasında yerel işçi istihdam edilmesi, yerel taşeron kullanılması, yerel olarak üretilmiş malzeme satın alınması ve bölge dışında yaşayanların gelirlerinden yerel vergi alınması gibi kalemlerden oluşur.
 

Bölgesel gelir hesaplandıktan sonra yapılması gereken, ekonomik analiz amacıyla hesaplanan net bugünkü değerin bölgesel olan ve olmayan bileşenlerine ayrıştırılmasıdır. Bölgesel net bugünkü değerin toplama oranı karar vermede önemli bir parametre olarak kullanılabilir. Daha da ileri gidilerek bölge içi ve dışı olarak ayrıştırılmış bulunan net bugünkü değer bileşenleri farklı olarak ağırlıklandırılarak yeniden hesaplanır. Örneğin; bölge dışı NBD 1.0 ile çarpılırken bölge içi NBD daha büyük bir katsayı ile çarpılabilir.
 

4.6 Kamu Finansmanı Etkisi

 
Yatırım projelerinin uygulanması kamu gelirlerini de etkiler. Daha çok artış yönünde olan bu etkinin tersi de mümkündür. Kamu gelirlerini artıran kaynaklar şunlardır:
 

Buna karşılık, proje ithal ikamesi oluşturuyor ve daha önceki ithalat üzerinden alınan gümrük vergisi varsa, projenin gerçekleşmesiyle kamu gelirlerinde belirli bir miktar düşme oluşur. Pozitif ve negatif yönde olan bu değişikliklerin toplamı, projenin kamu finansman etkisini verir.
 

Gümrük vergisi kaybı şu şekilde hesaplanır.

 

Gt = Dt * Tt * s

 

Burada;

 

Gt = devletin gümrük vergisi kaybını,

Dt = iç piyasadaki satışlardan elde edilen geliri (ciro),

Tt = uzun-dönem gümrük oranını,

s = % ithal ikamesi oranını gösterir.

 

Uzun-dönem gümrük oranı aşağıdaki formülle bulunur.
           Gümrük vergisi oranı, %
Tt = ---------------------------------------
         100 + Gümrük vergisi oranı, %
 
Yatırım ve ihracat teşvik mevzuatı çerçevesinde yararlanılacak istisnalar (yatırım indirimi, gümrük muafiyeti, fon kaynaklı kredi vb.) da kamunun finansman kayıplarına dahil edilir.

 

4.7 Tüketiciye Yarar Sağlama Etkisi
 

Bir projenin etkisi yalnızca gelir artışı ya da döviz kazancı sağlama şeklinde değil tüketicilere yarar sağlama şeklinde de olabilir. Başka bir deyişle, yeni bir yatırım projesi bir malın fiyatında yatırım öncesi fiyatına oranla bir azalmaya yol açabilir. Eğer bir yatırım projesi tüketici lehine böyle bir fayda oluşturuyorsa, bu etkinin de dikkate alınması gerekir. Bu fayda aşağıdaki formül ile hesaplanır.

 

F = (P - Pps) X

 

Burada,

F = tüketiciye sağlanan toplam faydayı

P= malın proje öncesi birim fiyatını

Pps = malın proje sonrası birim fiyatını

X = üretim miktarını göstermektedir.

 

Bir proje, üretim artışından kaynaklanan fiyat düşüşü nedeniyle tüketiciler lehine fayda sağlayabileceği gibi, kullandığı hammaddenin fiyatının artmasına neden olarak bu hammaddeyi kullanan tüketicilere zarar da verebilir. Bu durumda her iki etkiyi hesaplayıp net etkiye bakmak gerekir.

 

    Atıl Kapasite Etkisi
Kapasite kullanım oranının düşük olması, gelişmekte olan ülkelerde sıkça rastlanan bir sorundur. Bu durum, genellikle talep yetersizliğinden ya da hammadde ve diğer girdilerin sağlanmasında karşılaşılan güçlüklerden kaynaklanmaktadır. Eğer analiz edilmekte olan proje girdi kullanımı nedeniyle atıl kapasiteyle çalışan projelerin üretimine talep oluşturuyorsa, projenin etkileri incelenirken bunun da göz önüne alınması gerekir.
 

Yetersiz talep nedeniyle atıl kapasiteyle üretim yapan bir tesiste yeni projenin girdi talebinin karşılanmasıyla yaratılan ek katma değer, ulusal analize tabi tutulan projenin yarattığı katma değere eklenmelidir.
 

Atıl kapasite hammadde sağlanmasında karşılaşılan güçlüklerden kaynaklanıyor ve proje bu soruna çözüm getiriyorsa, hammadde sıkıntısı çeken tesiste kapasite kullanım oranının artması nedeniyle yaratılan ek katma değer de göz önüne alınmalıdır.

 

4.9 Dışsal Etkiler
 

Dışsal ekonomiler ya da dışsallıklar diye de adlandırılan dışsal etkiler, proje ile doğrudan ilgileri olmayan, yani projenin gerçekleşmesi için herhangi bir ödemede bulunmayan ve proje gelirlerinden pay almayan kişi ya da kurumların gelirleri ya da refahlarında, amaçlanmadığı halde oluşan değişikliklerdir.
 

Ticari analizde dikkate alınmayan dışsal etkiler, ulusal açıdan yapılan proje analizinde göz önüne alınırlar. Bu etkiler, mümkün olduğunca parasal değerler olarak ifade edilmeye çalışılarak fayda-maliyet analizine dahil edilirler. Ancak bu etkilerin fiyatlandırılması her zaman mümkün olamamaktadır.
 

Olumlu ya da olumsuz bir şekilde ortaya çıkan bu etkiler, doğrudan olabileceği gibi, dolaylı da olabilmektedir . Bu etkilerin en önemlileri; çevresel etkiler, öğrenme etkisi, bağlantı etkileri, çoğaltan etkisi, teknolojik ilerleme etkisi, uluslararası rekabet edebilirlik etkisi ve stratejik etkilerdir. Doğrudan bir etki olarak ortaya çıkan çevresel etkiler, çevresel analiz bölümünde incelendiği için burada ele alınmamaktadır.
 

Öğrenme Etkisi : Büyük bir işletmenin işgücünü eğitmesi ve bu işçilerin bir kısmının belirli bir süre sonra ayrılarak başka işletmelerde çalışmaya başlaması, bu işletmelerde üretkenliğin ve gelirin artmasına neden olur. Dolaylı bir niteliğe sahip olan bu etkiye, öğrenme etkisi denilir.
 

Bağlantı Etkileri : Endüstriler arası üretim ilişkileri nedeniyle oluşan bağlantı etkisi, en önemli dışsal etkilerden biridir. Geriye ve ileriye olmak üzere, iki tür bağlantı vardır. Bir projenin geriye bağlantısı, yerli üreticilerden girdi almasından doğar. İleriye bağlantısı ise, proje çıktısının işlem görmek üzere başka bir kullanıcıya satılmasından kaynaklanır. Bağlantı etkileri, projeye girdi veren satıcıların ya da proje çıktısını alan kullanıcıların gelirinde değişiklik oluşturduğu zaman anlamlıdır. Örneğin; projenin yarattığı ek talep, girdi üreten satıcının ölçek ekonomide üretim yapmasını ya da fazla kapasiteyi kullanmasını sağlıyorsa, satıcı firmanın ücret ve kar gelirlerinde artışa neden olur. Benzer şekilde; eğer proje, daha önce üretilmeyen ya da yüksek fiyatla temin edilen bir ürünü piyasaya arz ederse, bu ürünü kullanan firmaların ve çalışanlarının gelirlerinde önemli artışlar oluşabilir. Ulusal analiz açısından göz önüne alınması gereken önemli bir ölçüt olan bağlantı etkilerinin yarattığı faydalar, gölge fiyatlarda içerilmiş olduğu takdirde, fayda-maliyet analizinde çift sayım olacağı için ayrıca dikkate alınmazlar.
 

Çoğaltan Etkisi : Çoğaltan teorisine göre; yurtiçi üretim faktörlerine yapılan ödemeler, ekonomiyi oluşturan kişi ya da kuruluşların gelirlerinde ek artışlara neden olurlar. Bu kişi ve kuruluşlar elde ettikleri yeni gelirin bir kısmını tasarruf edip bir kısmını tüketime harcarlar ve bu yeni harcama tekrar gelir artışına neden olur. Katlanarak çoğalan bu etkiye, çoğaltan etkisi denilir. Çoğaltan etkisinin göz önüne alınabilmesi için aşağıdaki koşulların geçerli olması gerekir:

    Ekonomide atıl durumda olan ve bu proje gerçekleşmemiş olsa kullanılamayacak tamamlayıcı nitelikte faktörlerin bulunması,
    Projeye harcanan yerli kaynakların kıyaslanabilir faydalar yaratabilecek nitelikteki bir başka projeye harcanabilir olmaması.
Teknolojik İlerleme Etkisi : Maliyet düşürme ya da kalite iyileştirme amacıyla kullanılan yeni teknoloji ya da mevcut teknolojide yapılan yenilikler başka projelere de uygulanabilecek dışsal faydalar yaratırlar. Teknolojik ilerleme etkisi denilen bu etkinin dışsallığından söz edebilmek için, ilk projede uygulanan yeni teknolojilerin taklit edilmesini engelleyen bağlayıcı anlaşmalar olmaması gerekir. İzinsiz teknoloji transferinin en kolay olduğu sektör tarımdır. Örneğin; bir çiftci herhangi bir tarımsal geliştirme projesinde uygulanan yeni teknikleri kolaylıkla kopya edebilir. Buna karşılık, endüstriyel tesislerdeki üretim sürecinde çok fazla teknolojik sır vardır. Bunları resmi olmayan yollardan öğrenip başka projelere uygulamak kolay değildir.
 

Uluslararası Rekabet Edebilirlik Etkisi : Bazı projelerin etkileri ekonomi dışına da taşabilir. Örneğin; proje çıktısı ihracatı ya da ithal ikamesini artırabilir. Eğer dünya pazarında önemli bir paya sahip olmaya neden oluyorsa, projeyle üretilen ürün dünya fiyatları üzerinde etkili olabilir. Fiyatların düşmesi şeklinde olan ve uluslararası rekabet etkisi denilen bu etki, ürünü ithal eden ülkeler için faydalı, ihraç eden ülkeler için ise zararlı sonuçlar doğurur. Ülkenin uluslararası pazarda rekabet gücünü artıran bu etki çok farklı biçimlerde de ortaya çıkabilir. Örneğin; yurtdışına ihraç edilen bir ürünün üretilmesinde kullanılan hammaddeyi daha düşük maliyetle sağlayan ya da liman, karayolu bağlantısı ve benzeri altyapı hizmetlerini geliştiren bir proje, ihraç edilen ürünün uluslararası rekabet gücünü artırır.
 

Stratejik Etkiler : Bazı projelerin temel amacı, ekonomik geliri artırmaktan çok, stratejik nedenlerle dışa bağımlılığın azaltılması ve kendi kendine yeterliliğin sağlanması olabilir. Özellikle savaş zamanında ya da gerilimli ilişkiler döneminde, bazı malların üretiminde kendi kendine yeterli olmak, hemen hemen her ülkenin açık amaçları arasında yer alır. Göz önüne alınması gereken çok önemli bir ölçüt olmakla birlikte, böyle bir amaca hizmet eden bir projenin, ekonomik analiz yapılmadan kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Çünkü, dikkatli bir incelemeyle aynı amaca ulaşılmasını sağlayacak daha az maliyetli projeler bulmak mümkün olabilir.
 

5. FİNANSAL ANALİZ
 

Ticari karlılık analizi sonucunda karlı olduğu saptanan projenin işleyişini finansal açıdan da sürdürüp sürdüremeyeceğinin incelenmesi gerekir. Çünkü, karlılık analizinde kullanılan nakit akımları bir projenin işleyişini etkileyen tüm nakit giriş ve çıkışlarını göstermez. Örneğin; borç anaparalarının, kar paylarının ve sigorta primlerinin ödenmesi, fiyat artışları, birikmiş fonların değerlendirilmesinden elde edilen faiz gelirleri ve benzeri nakit giriş-çıkışı oluşturan konular ticari karlılık analizinde kullanılan nakit akım tablolarında yer almaz.
 

Finansal analizin amaçları şu şekilde sıralanabilir:
 

Projenin finansal açıdan sürdürülebilir olup olmadığının belirlenmesi ile kastedilen; projenin gelecekte yaratacağı kaynakların çeşitli amaçlarla yapılacak ödeme ve kullanımlar için yeterli olup olmadığının, yani nakit dengesindeki eksiklik ve fazlalıkların belirlenmesi suretiyle projenin finansal yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceğinin saptanmasıdır.
 

İşletme faaliyetlerinin değerlendirilmesi ve projelerin finansal açıdan planlanmasına yardımcı olan finansal analiz tekniği, yalnızca proje hazırlayıp yatırım kararı oluşturmak üzere analiz yapanlarca değil, kredi talebinde bulunulan projenin ya da işletmenin (kredi yatırım amacı dışında da kullanılıyor olabilir), krediyi geri ödeyip ödemeyeceğinin saptanması amacıyla finansman kurumlarınca da kullanılır.
 

Finansal analiz işlemi şu adımlardan oluşur.

    Finansal tabloların hazırlanması,
    Finansal tablolar yardımıyla varsa ek finansman ihtiyacının belirlenmesi,
    Projenin finansman kaynaklarının ve maliyetlerinin analiz edilmesi,
    Finansal tablolara dayalı olarak proje başarısını etkileyecek önlemlerin belirlenmesi,
    Projenin finansal yeterliğini saptamakta kullanılacak ölçütlerin (finansal oranlar) belirlenmesi,
    Finansal risklerin değerlendirilmesi.
Finansal analiz, genel olarak üç ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar;
   

5.1 Finansal Tablolar Analizi
 

Projenin ya da kuruluşun finansman ihtiyacını ve sermaye yapısını belirlemek üzere hazırlanan finansal (mali) tablolar şunlardır:
 

Projelerin yapılabilirlik etüdleri hazırlanırken daha çok yatırım dönemi üzerinde yoğunlaşılmakta ve işletme dönemi genellikle gözardı edilmektedir. Finansman planlaması için hazırlanan Finansal Nakit Akım Tablosu ya da Finansman İhtiyacı ve Kaynakları Tablosu projenin yatırım dönemi dahil tüm yaşam süresi boyunca görülen nakit girişlerini (fon kaynakları) ve nakit çıkışlarını belirterek projenin nakit ya da fon dengesini gösterir. Net nakit akımının nadiren açık verdiği (negatif olduğu) ve amaçları ile sonuçları bakımından aynı olan bu iki tablo, likidite analizi için kullanılır. Her iki tablonun nakit akımları ya fiyat artışları dikkate alınarak hesaplanır ya da fiyat artışları (kur farkları dahil) ayrı bir satır olarak gösterilir. Fiyat artışları ekonominin genel yapısı, enflasyon eğilimi ve sektörün genel yapısı dikkate alınarak belirlenir.
 

Finansal nakit akım tablosu, nakit girişleri ve nakit çıkışları şeklinde iki ana satır, bunların farkının alındığı net nakit akımı (nakit girişi - nakit çıkışı) ve yığınsal (kümülatif) nakit dengesi satırından oluşur (EK-D5). Tabloda tüm nakit giriş (işletme gelirleri, tesisin hurda değeri, işletme sermayesi geri dönüşü ya da stoklardaki azalma, özkaynaklar ve kredi kullanımı) ve çıkışları (yatırım harcamaları, işletme giderleri, vergiler, işletme sermayesi ya da stoklardaki artış, borç anaparalarının geri ödenmesi, faizler ve dağıtılacak karlar) bağımsız birer satır olarak yer alır.
 

Kısaca “Finansman Tablosu” da denilen finansman ihtiyacı ve kaynakları tablosunda ise, işletme gelirleri ve giderleri ayrı ayrı yerlerde değil, farkı alınmış olarak, yani net kar (ya da brüt kar) ve amortisman şeklinde özkaynaklar arasında sayılan “proje fonları” başlığı altında yer alırlar (EK-D6). Proje fonu olarak net kar yerine brüt kar alınırsa, vergiler finansman ihtiyacı bölümüne ayrı bir gider satırı olarak dahil edilir. Tablo, finansman ihtiyacı ve finansman kaynakları şeklindeki ana satırların yanısıra finansal nakit akım tablosunda olduğu gibi, net nakit akımı (finansman kaynakları - finansman ihtiyacı) ve yığınsal (kümülatif) nakit dengesi (fon dengesi) satırlarından oluşur.
 

Likidite analizi, projenin gelecek dönemlerde sağlayacağı fon kaynaklarını, bu kaynakların çeşitli amaçlarla yapılacak ödeme ve kullanımlar için yeterli olup olmadığını, nakit dengesindeki eksiklik ve fazlalıkları belirtmek suretiyle projenin yükümlülüklerini ne derece yerine getirebileceğini ve nasıl bir likiditeye sahip olabileceğini gösterir. Projenin likiditesi yığınsal nakit dengesine bakılarak analiz edilir. Eğer likidite analizi bir nakit sorununun varlığını gösteriyorsa nakit ihtiyacının hangi yollarla karşılanacağının belirlenmesi ve planlanması gerekir.
 

Projenin işletme dönemi için yıl bazında hazırlanan “Net Gelir-Gider Tablosu”, işletme faaliyetlerinden ve diğer kaynaklardan elde edilen gelire karşılık üretim maliyetlerini ve kar-zarar durumunu gösterir (EK-D7). Vergi ve gerçek bir nakit çıkışı olmayan yıpranma payı (amortisman) bu tablo yardımıyla hesaplanarak likidite analizinde kullanılan nakit akım tablosuna aktarılır.
 

“Proforma Bilanço”, proje ya da kuruluşun belirli aralıklar sonundaki (örneğin; mali yıl sonunda) ya da herhangi bir tarihteki finansal (mali) durumunu sergiler (EK-D8). Statik bir resim oluşturan bilanço, kuruluşun hammadde, alacaklar, işlemdeki mallar ve mamuller gibi cari aktifleri (döner değerler) ve duran varlıkları kapsayan toplam aktifler ile özsermaye, kredi ile elde edilen sermaye (borçlar) ve kuruluşun düzenli işleyişini sağlayan diğer cari pasifleri kapsayan toplam pasiflerin tahmin edilmesinden oluşur.
 

Kuruluşun proje ile ilgili olmayan yükümlülüklerini de göstermesi nedeniyle, Dünya Bankası gibi finansman kuruluşları kredi verilecek projeleri finansal açıdan analiz ederken bilanço yöntemini kullanırlar. Tevsii projeleri için genellikle bu yöntem geçerlidir. Tevsii projelerinde, tahmini proforma bilançolara ek olarak geçmiş 3-5 yılı kapsayan finansman tablolarını da hazırlamak gerekir.
 

Yatırım kararını oluşturma amacıyla proje çalışmaları sırasında hazırlanan bilançoda, işlemekte olan mevcut bir tesis olmadığı için pek çok varsayım yapılması gerekir. Örneğin; işletme gelirlerinin tahmin edilmesi sırasında, üretilecek ürünlerin tamamının peşin olarak satılacağı, elde hammadde, yarı mamul ve mamul stoku bulunmayacağı gibi temel varsayımlar, zorunlu olarak yapılır. Böyle olunca proje çalışmasında finansal analiz amacı ile düzenlenecek bilançoların aktifinde döner değerler olarak bulunması gereken kasa-banka, hammadde, yarı mamul ve mamul stokları ile alacaklar bulunmayacaktır. Bunların yerine aktifte döner değerler adı altında ilk yatırım tutarı, işletme sermayesi, beklenmeyen artışlar ve diğer fonlar yer alacaktır. Ancak finansal oranları hesaplamak amacı ile bu tür bir bilanço yeterli olmayabilir ve daha ayrıntılı olarak hazırlanması gerekebilir. Bunu yapmanın mümkün olmadığı durumlarda bilançoya dayalı finansal oran analizi ( stok devir hızı, alacak devir hızı vb.) yapmaya çalışmak anlamsızlaşır.
 

Göreli olarak büyük olan projelerde bütün finansal tabloların hazırlanması gerekir. Çünkü likidite, verimlilik ya da karlılık ile ilgili finansal oranların bazısı bilanço, bazısı ise gelir-gider tablosu yardımıyla hesaplanır.
 

5.2 Finansman Kaynaklarının Analizi
 

Herhangi bir projenin hazırlanması, yatırım öncesi analizi, maliyetinin belirlenmesi ve yatırım kararının alınması için ilk koşul böyle bir pojeye tahsis edilebilecek finansal kaynakların bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Proje ne kadar karlı olursa olsun, bunu gerçekleştirmek üzere gerekli kaynaklar bulunamıyorsa, yapılabilirlik etüdünün hazırlanması için harcanan zaman ve kaynaklar boşa gitmiş olur. Bu nedenle yapılabilirlik etüdünün hazırlanmasına başlamadan önce finansman kaynaklarının ön incelemesinin yapılması gerekir. Bu inceleme, proje maliyetlerinin de kabaca tahmin edildiği proje olanakları etüdü ya da ön-yapılabilirlik etüdü hazırlanması sırasında yapılabilir.
 

Finansman kaynaklarının analizinde incelenmesi gereken diğer nokta, öngörülen finansman kaynağının (teklif edilen) ya da varsa anlaşması yapılmış olan finansman kaynağının projeye getirdiği ek yüklerin ve gerçek maliyetinin, yani "etkin faiz oranı"nın hesaplanmasıdır. Bunun yapılabilmesi için, önce önerilen finansman teklifinin oluşturduğu gizli ve açık olan bütün fayda ve maliyetler, diğer bir ifadeyle nakit giriş ve çıkışları belirlenir ve finansman paketinin kendi nakit akımı oluşturulur. Hesaplanan net nakit akımından yararlanılarak bulunan iç karlılık oranı finansman teklifinin gerçek maliyetine, yani etkin faiz oranına eşittir.
 

Daha önce de belirtildiği gibi finansman tablosunun toplam finansman kaynakları bölümü finansman ihtiyacının hangi kaynaklardan karşılanacağını gösterir. Finansman kaynakları, kaynağın geldiği yere göre özkaynaklar ve yabancı kaynaklar olarak ikiye ayrılır. Özkaynaklar, başlangıç sermayesi (ödenmiş kısım), öngörülen sermaye artışı, proje fonları, değer artış fonu, yedek akçeler ve karşılıklardan oluşur. Ayrıca yatırımcı kamu kuruluşlarının genel bütçeden aldıkları yatırım ödenekleri ve özel sektör projelerine teşvik unsuru olarak sağlanan kaynaklar da özkaynaklar olarak kabul edilir. Proje fonları tesisin işletmeye geçtikten sonra yaratacağı kaynaklardır. İşletmeci kamu kuruluşları, bağımsız, döner sermayeli ve katma bütçeli kuruluşlar ve yerel yönetimlerin faaliyetleri sırasında yarattıkları fonlar da özkaynaklara dahildir.
 

Gerek başlangıç sermayesi, gerekse öngörülen sermaye artışı, işletmeci kamu kuruluşlarında devlet bütçesinden (hazineden) aktarılan kaynaklardan, özel kuruluşlarda ise ortakların koydukları kaynaklardan karşılanır.
 

Gerek yatırımcı kamu kuruluşları gerekse özel kuruluşlar tarafından yürütülen yatırım projelerinin finansmanında yararlanılan yabancı kaynaklar ve başvurulan finansman yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:
 

    Orta ve Uzun Vadeli Krediler;
    Kısa Vadeli Krediler; ticari bankalar ve diğer finansman kurumları
    Teknik Yardım ve İşbirliği Kuruluşlarından Sağlanan Krediler
    Yabancı Sermaye Yatırımları (doğrudan)
    Ortaklık Kurma (yerli ya da yabancı şirketlerle birleşme) ya da Devretme
    Kurumsal Yatırımcılar; sosyal güvenlik kuruluşları ve sigorta şirketleri
    Sermaye Piyasası; tahvil, bono ve hisse senedi çıkarılması
    Finansal Kiralama
    Proje Varlıklarının Satılması (proje tamamlanmadan önce)
    Ön Ödeme; projenin üretimini satın alacaklar tarafından yapılan ön ödemeler
    İhracat Kredisi; ihraç edilen ürünleri girdi olarak kullanacak projelerin desteklenmesi
    “Yap İşlet Devret”, “Yap İşlet Sahiplen” ve benzeri modeller
5.3 Finansal Oranlar Analizi

Gerek işletmelerin gerekse projelerin finansal başarılarının ölçülüp yorumlanmasında en yoğun bir şekilde kullanılan finansal analiz tekniği finansal oranlardır. Finansal analizde genellikle bilinen oranlardan yararlanılır. Bunlar finansman planlaması için hazırlanan proforma bilanço, net gelir-gider tablosu ve nakit akım tablosu (ya da finansman tablosu) verilerinden çıkarılır. Finansal yeterliliği ve başarıyı ölçmekte kullanılan bu oranları, likidite, kaldıraç, faaliyet ve karlılık oranları olmak üzere dört ana grupta toplamak mümkündür. Değişik oran grupları ile projenin ya da işletmenin belli bir döneme ait finansal durum analizi yapılır. Oranların tek bir değişken olması nedeniyle projedeki diğer değişmeleri yansıtmayacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle tek bir orana bakılarak proje ya da işletme hakkında bir genelleme yapılmamalıdır.

 

Likidite Oranları :

Cari Oran = Dönen Varlıklar / Kısa Vadeli Borçlar

Asit Test Oranı (Çabuk Oran) = ( Dönen Varlıklar - Stoklar ) / Kısa Vadeli Borçlar

 

Kaldıraç Oranları : Borç-Özkaynak Oranı = Uzun Vadeli Borçlar / Özkaynaklar

Toplam Borç-Toplam Varlıklar Oranı = Toplam Borç / Toplam Varlıklar

Finansman oranı = Özkaynaklar (Özsermaye) / Toplam Borçlar

Borç Ödeme Gücü = ( Faiz ve Vergiden Önceki Kazanç ) / Faiz ve Anapara Ödemeleri

 

Faaliyet Oranları : Alacakların Devir Hızı = Kredili Satışlar (ya da Net Satışlar)/Ortalama Ticari Alacaklar
 
Stok Devir Hızı = Satışların Maliyeti / Ortalama Stoklar
 
Dönen Varlıklar Devir Hızı = Net Satışlar / Dönen Varlıklar

Toplam Varlıklar Devir Hızı = Net Satışlar / Toplam Varlıklar

 

Karlılık Oranları : Brüt Kar Marjı (Oranı) = Brüt Satış Karı / Net Satışlar

Net Kar Marjı (Oranı) = Net Kar (vergi sonrası) / Net Satışlar

Toplam Varlıkların Karlılığı = Net Kar / Toplam Varlıklar

Özsermaye Karlılığı = Net Kar / Özsermaye

 

önceki bölüm
sonraki bölüm
prj-oku.html
ekutup96.html
Ana mönü

©  DPT.YBM 1998