Asya Krizinin Türkiye İhracatı Üzerine Muhtemel Etkileri                                                                        Şubat 1998

I. Giriş

II. Krizin Oluşumu ve Geleceğine İlişkin Değerlendirmeler
    1. Krizin Oluşumu
    2. Krizin Geleceğine İlişkin Değerlendirmeler

III. Krizin Türkiye’nin İhracatı Üzerine Etkileri:
     1. Kriz Sonrası Oluşacak Muhtemel Etkiler
     2. İhracat Üzerine Etkilerin Ekonometrik Analizi

IV. Makroekonomik Politika Uyumu ve Sonuç
     1. Makroekonomik Politika Uyumu
     2. Sonuç

Kaynakça

EK-1: Veri Tanımları ve Durağanlık Testi Sonuçları
EK-2 : Kriz Takvimi
EK-3: Stand-by Anlaşmaları




I. Giriş

Dünya ticaretinin çok yönlü olarak serbestleştirilmesini amaçlayan Uruguay Turunun 1993’de tamamlanması ve Dünya Ticaret Örgütünün faaliyete geçmesinin yanısıra, bölgesel entegrasyonların da etkisiyle dünya ticaret hacminde hızlı bir genişleme gözlenmiştir. Nitekim, son üç yılda dünya hasılası ortalama yüzde 4 artarken, dünya ticaret hacmi yüzde 8 civarında büyümüştür. Son yıllarda dikkati çeken bir diğer eğilim ise bir çok ülkede uluslararası sermaye transferleri üzerindeki kısıtlamaların önemli ölçüde kaldırılması olmuştur. Bu gelişmeler dünya genelinde ekonomilerin birbirlerine olan bağımlılıklarını artırmıştır. Diğer yandan, sermaye hareketlerinin tamamen serbest olduğu bir ortamda makroekonomik politikalara olan güven, ekonomik dengelerin sürdürülebilirliği açısından temel belirleyici unsur haline gelmiştir.

Uluslararası sermaye hareketlerindeki bu hızlı gelişme, yurtiçinde izlenecek makroekonomik politikaların uluslararası konjonktür ile tutarlılığının önemini daha da artırmış bulunmaktadır. Bu çerçevede ele alındığında, son yıllarında yaşanan en önemli kriz niteliğini taşıyan Güneydoğu Asya ülkelerindeki finansal krizin dünya ekonomisi genelinde ve Türkiye ekonomisi üzerinde yaratacağı etkilerin değerlendirilmesi, gerekli politika önlemlerinin zamanında uygulamaya konulması bakımından önem taşımaktadır.

Bu çalışmanın amacı, 1997 yılı ortasından itibaren ivme kazanan Güney Doğu Asya Ülkelerindeki mali krizin Türkiye’nin ihracatı üzerindeki muhtemel etkilerini incelemektir. Çalışmanın İkinci bölümünde krizin oluşumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır. Üçüncü Bölümde krizin Türkiye ihracatı üzerindeki muhtemel etkileri mal ve ülke grupları itibariyle değerlendirilmekte ve krizin etkileri ekonometrik yöntem aracılığıyla incelenmektedir. Dördüncü bölümde ise makroekonomik politika önerileri ve sonuca yer verilmektedir.

II. Krizin Oluşumu ve Geleceğine İlişkin Değerlendirmeler

II.1 Krizin Oluşumu

Bazı Asya ülkelerinde ortaya çıkan krizin başlangıç noktası Tayland olmuştur. Uzun süredir başarılı bir ekonomik performans gösteren Tayland’da krize doğru gidiş 1993 yılında başlamıştır. Tayland ekonomisinde reel kur değerlenmesi sonucu ihracat yavaşlamış, cari işlemler açığı artmış ve bu açık yoğun olarak kısa vadeli portföy yatırımları ile finanse edilmiştir. Giderek büyüyen cari işlemler açığının GSYİH’ya oranı 1996 yılında yüzde 8’e yükselmiş, yüzde 40 oranında kısa vadeli borçlardan oluşan toplam dış borç stokunun GSYİH’ya oranı ise yüzde 50’lere ulaşmıştır.

1996 yılının ikinci yarısından itibaren önemli olumsuz gelişmelerle karşı karşıya kalan Tayland’ta, ihracat ve GSYİH büyümesi yavaşlamış, gayri menkul sektöründe sorunlar ortaya çıkmış, menkul kıymetler borsasında keskin bir düşüş ve mali dengelerde bozulma başlamıştır. 1997 yılının ilk yarısında mali dengelerdeki bozulmayı önlemek, finans ve gayri menkul sektörlerini güçlendirmek amacıyla bazı tedbirler alınmış, ancak söz konusu tedbirler piyasalarda güveni sağlamaya yetmemiştir. Yatırımlar ve büyüme yavaşlamaya devam etmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, Tayland Baht’ı üzerinde ciddi spekülatif hareketler başlamış ve 2 Temmuz 1997’de Tayland Baht’ı Amerikan Dolar’ı karşısında yüzde 20 oranında devalüe edilerek, döviz kurunun belirlenmesinde kontröllü dalgalanma sistemine geçilmiştir.

Piyasalarda güveni sağlamak ve ekonomik dengeleri yeniden tesis etmek amacıyla Tayland hükümeti 3 yıllık bir program hazırlamış ve bu program çerçevesinde IMF ile stand-by anlaşması imzalamıştır. Alınan önlemler yurtiçi yatırım-tasarruf dengesini düzeltmeyi, cari işlemler açığının GSYİH’ya oranını 1998 yılında yüzde 3 seviyelerine düşürmeyi ve dışa dönük gelişmeyi güçlendirerek GSYİH büyümesini potansiyel seviye olarak kabul edilen yüzde 6-7 civarına yükseltmeyi amaçlamaktadır.

Tayland’da başlayan kriz daha sonra Malezya, Endonezya ve Güney Kore’ye sıçramış ve bu ülkelerden Endonezya ve Güney Kore IMF desteğinde istikrar programları uygulamaya koymuşlardır.

Tayland’da ortaya çıkan krizin nedenleri ve sonuçları oldukça kolay anlaşılabilir olmakla beraber, krizin önemli oranda doğrudan yabancı sermaye yatırımları alan ve cari işlemler açıkları düşük seviyelerde seyreden Endonezya, Malezya ve Güney Kore gibi ülkelere sıçramasını tek başına temel ekonomik faktörlerle açıklamak daha zor gözükmektedir.

Bununla birlikte, krizin nedenleri dört temel başlık altında açıklanabilir (IMF, 1997): a) yabancı sermaye yatırımlarının verimli alanlara yönlendirilmesindeki sorunlar ve kısa vadeli borçlardaki artış, b) dış faktörler, c) son yıllardaki tutarsız makroekonomi ve döviz kuru politikaları ve özellikle d) finans kesimindeki yapısal zayıflıklar.

1995
1996
1997(*)
1998(*)
Tayland
GSYİH Büyümesi
8.7
6.4
2.5
3.5
Tüketici Fiyatları
7.1
4.8
9.5
5.0
Bütçe Dengesi / GSYİH1
2.5
2.2
-1.6
1.0
Cari İşlemler Dengesi / GSYİH1
-8.0
-7.9
-5.0
-3.0
Resmi Rezervler/ İthalat (Ay)
6.3
6.6
4.2
4.4
Endonezya
GSYİH Büyümesi
7.5
8.2
8.0
5.0
Tüketici Fiyatları
9.6
9.0
6.6
10.0
Bütçe Dengesi / GSYİH1
0.2
0.9
1.2
0.8
Cari İşlemler Dengesi / GSYİH1
-1.8
-3.3
-3.3
-2.7
Resmi Rezervler/ İthalat (Ay)
4.9
5.0
5.9
5.9
Filipinler
GSYİH Büyümesi
4.8
5.7
6.3
Tüketici Fiyatları
8.1
8.4
6.5
Bütçe Dengesi / GSYİH1
-0.1
0.1
0.3
Cari İşlemler Dengesi / GSYİH1
-4.3
-4.3
-4.6
Resmi Rezervler/ İthalat (Ay)
2.2
2.8
2.1
Güney Kore
GSYİH Büyümesi
8.9
7.1
6.0
2.5
Tüketici Fiyatları
4.7
4.9
4.2
5.2
Bütçe Dengesi / GSYİH1
0.3
0.3
-0.5
0.2
Cari İşlemler Açığı (Milyar $)
-8.9
-23.7
-13.8
-2.3
Dış Borç (Milyar $)
78.4
104.7
101.5
126.8
Kaynak . OECD, Aralık 1997, 1 : (-) Açığı, (+) Fazlayı ifade eder. (*): Tahmin

Dışa dönük büyüme stratejileri uygulayan Asya ülkeleri 1992-1995 döne-minde ortalama yüzde 9’un üzerinde reel GSYİH büyümesi sağlamışlar ve dış ticaretlerinde hızlı bir artış gerçekleştirmişlerdir. Bu ülkelerin yüksek ekonomik performansları yabancı sermaye girişi için uygun ortam oluştur-muştur. Bu çerçevede 1990’lı yıllarda bölgeye yabancı sermaye akışı önemli ölçüde hızlanmıştır.

Bölgeye yabancı sermaye akışını hızlandıran diğer bir husus ise Asya bölgesi dışındaki ekonomilerde, özellikle OECD Ülkelerinde, ortaya çıkan gelişmeler olmuştur. 1990’lı yılların başında zayıf ekonomik performans gösteren sanayileşmiş ülkeler, para politikalarını gevşetmiş ve faizleri düşürmüşlerdir. Dolayısıyla, bu ülkelerde finansal yatırımların getirileri azalmış ve fonlar yüksek getiri sağlayan Asya ülkelerine doğru yönelmiştir. Ayrıca, 1994-1995 yıllarındaki Meksika krizi, izleyen dönemde, Asya piyasalarının tercih olarak öne çıkmasına olumlu katkı sağlamıştır.

Ancak, yabancı sermayenin verimli alanlara yatırılmasında ve finansal kesimde sağlıklı bir şekilde dağıtılmasındaki sorunlar giderilememiş ve bu durum uzun vadeli sermaye açısından endişelere yol açmıştır. Bu kapsamda bölgeye (Çin ve Vietnam dışında) sermaye girişleri doğrudan yatırımlar ve uzun vadeli sermaye girişlerinden ziyade kısa vadeli kredilerde yoğunlaşmıştır.

Diğer taraftan, Amerikan dolarının 1995 yılının ortalarından itibaren değer kazanmaya başlaması ve özellikle Yen karşısında değer kazanması paralarını Amerikan Doları’na bağlamış olan birçok Asya ülkesinin (Tayland, Filipinler, Endonezya, Malezya, Tayvan, Hong Kong) en önemli ticari ortakları olan Japonya karşısında rekabet gücü kaybetmelerine ve cari açıklar vermelerine neden olmuştur. Aynı zamanda, Avrupa pazarındaki durgunluk ve Asya bölgesinde büyümenin yavaşlaması, 1996 yılında Asya ülkelerinin ihracatında daralmaya neden olmuştur. Bu dönemde elektronik ürünlerinin fiyatlarında keskin düşüşler olması ise özellikle G.Kore, Malezya ve Singapur’u etkilemiştir. Bu gelişmeler paralelinde karlılığın da düşmesi yabancı sermaye girişini, son yıllarda olumsuz yönde etkilemeye başlamıştır.

Ayrıca, 1997 yılının ilk aylarında güçlü iç talep genişlemesinin devam etmesi karşısında A.B.D.’nin kısa vadeli faiz oranlarını artırması, Avrupa Ülkelerinde ve Japonya’da ekonomik aktivitenin canlılık kazanması gelişmiş ülkelerde finansal yatırım araçlarının getirilerinin yükseleceği yönünde bekleyişlere yol açmıştır. Bu durum, Asya bölgesine yönelen fonlar için alternatif piyasa oluşturmuş ve Asya bölgesindeki fonların geri dönme potansiyelini artırmıştır.

1995 yılı sonrasında, Asya ülkelerinin uyguladığı makroekonomi ve döviz kuru politikaları kriz riskini artıran diğer bir faktör olmuştur. Bölgede enflasyon oranının birçok ülkeye göre düşük olmasına rağmen ticari rakiplerine göre yüksek olması ve giderek yükselen cari işlem açıkları bölge ülkelerinin bir rekabet sorunu yaşadıklarına ve ekonomilerinde iç talep genişlemesinin ciddi boyutlara ulaşmakta olduğuna işaret etmekteydi. İç talep genişlemesi ise büyük ölçüde finansal kesimin özel sektöre açtığı kredilerdeki artıştan kaynaklanmıştır. Bu durum özellikle Tayland, Endonezya, Malezya ve Filipinlerde ortaya çıkmıştır. Bu ülkelerde faiz oranlarının yüksek olması ve çoğunlukla sabit döviz kuru politikaları izlenmesi dış borçlanmayı cazip hale getirmiştir. Bu çerçevede, kısa vadeli borçlanma ön plana çıkmış ve kısa vadeli borçların toplam içindeki payı hızla artmıştır. Döviz kurlarında herhangi bir ayarlamaya gidilmemesi mevcut durumun sürdürülmesini zorlaştırmıştır.

Asya ülkelerinde finans kesimindeki yapısal zayıflıklar ise, krizin oluşumunu hızlandırmış ve yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Bu çerçevede, finans sektörünün düzenlenmesinde ve kontrolündeki yetersizlikler, fiyatlandırma ve risk yönetimindeki tecrübesizlikler ve özellikle G.Kore’de kredi dağıtımında ortaya çıkan aşırı devlet müdahaleciliği sağlıksız kredi kullanımlarına yol açmıştır. Kredilerin gayri menkul yatırımları gibi verimsiz alanlara yatırılması geri dönmeyen kredi oranını ve dolayısıyla finansal kesimin risklerini artırmıştır.

Bankacılık kesimine yönelik düzenlemelerin yetersizliğinin yanısıra, bankacılık dışı özel sektöründe aşırı dış borçlanmasına engel olabilecek mekanizmaların olmayışı, krizi başlatan en önemli etkenlerden biri olmuştur. Nitekim, krize yakalanan Asya Ülkelerinin çoğunda dış borçlanma büyük ölçüde bankacılık dışı özel sektör tarafından gerçekleştirilmiştir. Bankacılık dışı firmaların toplam dış borçlar içindeki payı, G.Kore’de yüzde 33, Malezya ve Tayland’ta yüzde 60, Endonezya’da ise yüzde 60’ın üzerindedir (bkz: Akyüz, 1997).

Tablo II.1.2 : Asya Bölgesindeki Yabancı Sermaye Akışı (Net)
(GSYİH içindeki yüzde pay)
 

1983-
19881
1989-
19951
1991
1992
1993
1994
1995
1996
Çin
Özel sermaye transferleri2
1.2
2.5
1.7
-0.9
4.5
5.6
5.2
4.7
-Doğrudan yabancı yatırımlar
0.4
2.9
0.9
1.7
5.3
5.9
4.8
4.6
-Portföy yatırımı
0.2
0.2
-
0.7
0.7
0.1
0.3
-Diğer yatırımlar
0.5
-0.6
0.7
-2.6
-1.5
-0.9
0.2
-0.3
Resmi sermaye transferleri
0.3
0.5
0.3
0.8
0.9
0.4
0.3
0.2
Rezerv değişimi3
-0.4
-2.2
-3.7
0.5
-0.4
-5.6
-3.2
-4.0
Endonezya
Özel sermaye transferleri2
1.5
4.2
4.6
2.5
3.1
3.9
6.2
6.3
-Doğrudan yabancı yatırımlar
0.4
1.3
1.2
1.2
1.2
1.4
2.3
2.8
-Portföy yatırımı
0.1
0.4
-
-
1.1
0.6
0.7
0.8
-Diğer yatırımlar
1.0
2.6
3.5
1.4
0.7
1.9
3.1
2.7
Resmi sermaye transferleri
2.4
0.8
1.1
1.1
0.9
0.1
-0.2
-0.7
Rezerv değişimi3
-
-1.4
-2.4
-3.0
-1.3
0.4
-0.7
-2.3
Güney Kore
Özel sermaye transferleri2
-1.1
2.1
2.2
2.4
1.6
3.1
3.9
4.9
-Doğrudan yabancı yatırımlar
0.2
-0.1
-0.1
-0.2
-0.2
-0.3
-0.4
-0.4
-Portföy yatırımı
0.3
1.4
1.1
1.9
3.2
1.8
1.9
2.3
-Diğer yatırımlar
-1.6
0.8
1.3
0.7
-1.5
1.7
2.5
3.0
Resmi sermaye transferleri
-
-0.3
0.1
-0.2
-0.6
-0.1
-0.1
-0.1
Rezerv değişimi3
-0.9
-0.8
0.4
-1.1
-0.9
-1.4
-1.5
0.3
Malezya
Özel sermaye transferleri2
3.1
8.8
11.2
15.1
17.4
1.5
8.8
9.6
-Doğrudan yabancı yatırımlar
2.3
6.5
8.3
8.9
7.8
5.7
4.8
5.1
-Portföy yatırımı
-
-
-
-
-
-
-
-
-Diğer yatırımlar
0.8
2.3
2.9
6.2
9.7
-4.2
4.1
4.5
Resmi sermaye transferleri
0.3
-
0.4
-0.1
-0.6
0.2
-0.1
-0.1
Rezerv değişimi3
-1.8
-4.7
-2.6
-11.3
-17.7
4.3
2.0
-2.5
Filipinler
Özel sermaye transferleri2
-2.0
2.7
1.6
2.0
2.6
5.0
4.6
9.8
-Doğrudan yabancı yatırımlar
0.7
1.6
1.2
1.3
1.6
2.0
1.8
1.6
-Portföy yatırımı
-
0.2
0.3
0.1
-0.1
0.4
0.3
-0.2
-Diğer yatırımlar
-2.7
0.9
0.2
0.6
1.1
2.5
2.4
8.5
Resmi sermaye transferleri
2.4
2.0
3.3
1.9
2.3
0.8
1.4
0.2
Rezerv değişimi3
0.5
-1.1
-2.3
-1.5
-1.1
-1.9
-0.9
-4.8
Singapur
Özel sermaye transferleri2
5.0
3.8
1.7
-2.7
9.4
2.5
1.3
-10.1
-Doğrudan yabancı yatırımlar
8.7
6.0
8.8
2.1
5.5
4.8
4.9
4.3
-Portföy yatırımı
-0.5
0.1
-2.1
3.3
0.5
1.1
0.9
-16.2
-Diğer yatırımlar
-3.2
-2.4
-5.1
-8.0
3.4
-3.4
-4.6
1.8
Resmi sermaye transferleri
-
-
-
-
-
-
-
-
Rezerv deği?imi3
-6.1
-10.3
-9.6
-12.3
-12.9
-6.7
-7.2
-11.1
Tayvan
Özel sermaye transferleri2
0.2
-4.0
-1.2
-3.2
-2.1
-0.6
-3.6
-3.2
-Doğrudan yabancı yatırımlar
-0.2
-1.2
-0.3
-0.5
-0.7
-0.5
-0.4
-0.7
-Portföy yatırımı
-0.3
-
-
0.2
0.5
0.4
0.2
-0.4
-Diğer yatırımlar
0.7
-2.8
-0.9
-3.0
-1.9
-0.5
-3.3
-2.1
Resmi sermaye transferleri
-0.3
-
-
-
-
-
-
-
Rezerv değişimi3
-13.5
-0.6
-5.4
-0.6
-0.7
-1.9
1.5
-0.4
Tayland
Özel sermaye transferleri2
3.1
10.2
10.7
8.7
8.4
8.6
12.7
9.3
-Doğrudan yabancı yatırımlar
0.8
1.5
1.5
1.4
1.1
0.7
0.7
0.9
-Portföy yatırımı
0.7
1.3
-
0.5
3.2
0.9
1.9
0.6
-Diğer yatırımlar
1.5
7.4
9.2
6.8
4.1
7.0
10.0
7.7
Resmi sermaye transferleri
0.7
-
1.1
0.1
2.0
0. I
0.7
0.7
Rezerv değişimi3
-1.4
-4.1
-4.3
-2.8
-3.2
-3.0
-4.4
-1.2
     Kaynak : IMF, World Economic Outlook Interim Assesment , Aralık1997.
     1: Yıllık ortalama
     2: Veri sınırlamaları dolayısıyla Diğer özel yabancı sermaye transferlerinin Resmi sermaye transferi içerme ihtimali sözkonusudur.
     3: (-) artışı, (+) ise azalışı ifade eder.

Bu gelişmeler Asya bölgesindeki kriz riskini artırmış ve Tayland’ta ortaya çıkan krizin bölge ülkelerine sıçramasını hızlandırmıştır. Tayland Baht’ının devalüe edilmesi, ticari rakipler olan komşu ülkelerin rekabet gücünü olumsuz etkilemiş ve söz konusu ülkelerin paralarına olan güveni azaltmıştır. Ayrıca, bölge ülkelerindeki risklerin de daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiği gerçeği öne çıkmış ve bu kapsamda, dikkatler komşu ülkelere çevrilmiştir. Bu ülkelerde de gayri menkul sektörünün aşırı değerlenmiş, kısa vadeli özel sektör borçlanmasının artmış olması ve zaten zayıf olan finans sektörünün kriz sonrasında borsada fiyatların hızla düşmesine paralel olarak daha da zayıflaması Tayland’da ortaya çıkan krizin bu ülkelere sıçramasını hızlandırmıştır.

Krizin özellikle dünyanın 11. büyük ekonomisi olan Güney Kore’ye sıçraması, tamamen finans kesiminin zayıflığı ve aşırı devlet müdahaleciliğinin doğurduğu sorunlar ile açıklanabilmektedir. 1997 yılının ilk üç çeyreğinde yüzde 6 oranında büyüyen, enflasyon oranı yüzde 4’ler seviyesine gerileyen ve kamu maliyesi açısından da bir problem yaşamayan Güney Kore’de 1997 yılının tamamında cari işlemler açığının GSYİH’ya oranının yüzde 3 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Ancak, devlet tarafından büyük ölçüde desteklenerek serbest piyasa kuralları dışında gelişmiş bazı firmaların iflasa sürüklenmeleri finansal kesimin iyice zayıflamasına neden olmuştur. Özellikle çelik ve otomotiv sektörüne aşırı yatırım yapılması ve bu sektörlerde karlılığın devresel olarak düşmesi ve elektronik fiyatlarındaki gerileme firmaları zor durumda bırakmıştır. 1997 yılında geri dönmeyen kredilerin GSYİH'’ya oranı yüzde 7.5'ler seviyesine yükselmiştir. Aynı zamanda, borsada yaşanan hızlı düşüşe paralel olarak banka varlıkları azalmış ve sistemin daha da zayıflamasına neden olmuştur. Bu gelişmeye bağlı olarak Güney Kore’nin uluslararası kredi notunun düşürülmesi, dış finans imkanlarında büyük çapta daralmaya yol açmış ve IMF ile yapılan stand-by sürecini başlatmıştır.

II.2 Krizin Geleceğine İlişkin Değerlendirmeler

Gerekli ekonomik politikaların zaman kaybedilmeden izlenmesi durumunda krizin etkilerinin 1999 yılında önemli ölçüde bertaraf olacağı tahmin edilmektedir. Ancak, son yıllardaki en önemli kriz olan Asya krizinin olumsuz etkilerinin giderek derinleşeceği ve uzun süre kalıcı olacağı yönünde endişeler mevcuttur. Bu beklentiye yol açan unsurların başında Japonya’da ekonomik aktivitenin yavaşlamasının finansal sektörde halihazırda yaşanan problemleri daha da artıracağı ihtimali gelmektedir. Japonya’da bankacılık kesimi diğer Asya Ülkelerindeki kadar olmasa da, özellikle geri dönmeyen kredilerden kaynaklanan önemli sorunlarla karşı karşıyadır.

Diğer yandan, Çin’in ihracatının Bölge Ülkelerinin devalüasyonlar sonrasında rekabet gücü kazanmış olmaları nedeniyle düşmesi ve büyümesinin yavaşlaması muhtemeldir. Bu durumda, sabit kur uygulamasının sürdürülebilirliği konusunda spekülatif baskılar oluşabilecektir. Benzer şekilde Hong Kong Dolarının da ABD Dolarına sabitlenmiş olması, Hong Kong Doları için de spekülatif hareketlere neden olabilecektir. Mevcut sabit kur uygulamasının sürdürülememesi ve Hong Kong Dolarının devalüe edilmesi ise krizinin daha da büyümesi ve Bölgeye yayılmasına yol açabilecektir.

Bu anlamda, tehlikeli bir gelişme rekabet gücünü artırmaya yönelik yapılabilecek karşı devalüasyonlarla ortaya çıkabilecektir. Birçok Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkede enflasyon oranlarının düşük olması, söz konusu karşı devalüasyonlar için uygun ortam oluşturmaktadır. Japonya, Çin ve Hong Kong paralarının diğer Asya Ülke paraları karşısında değerlenmiş olması karşı devalüasyon ihtimalini doğurmaktadır. Böyle bir gelişme ise krizin hızla yaygınlaşmasına neden olacaktır.

Krizin derinleşmesine yol açabilecek etkenlerden biri de krizin, Dünya ekonomisindeki mevcut dengesizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıkmış olmasıdır (bkz: Akyüz, 1997). Kriz öncesinde ABD’nin Dünya talebine katkısının yavaşlaması beklenmesine rağmen, ABD dışındaki büyük sanayileşmiş ülkelerin neredeyse tamamı ihracat artışına dayalı yüksek büyüme hızları hedeflemişlerdir. Halihazırda dış ticaret fazlası veren Avrupa Ülkeleri ve Japonya, kısıtlayıcı maliye politikaları ile iç talebi düşürerek, dış ticaret fazlalarını daha da artırmak suretiyle yüksek büyüme sağlamayı amaçlıyorlardı. Buna karşılık, Çin ve Tayvan dışındaki Asya Ülkeleri, yüksek dış ticaret açıklarını, özel yabancı sermaye girişi ile finanse ederek Dünya talebine önemli katkıda bulunuyorlardı. Kriz sonrasında söz konusu ülkelerin de iç talebi kısıtlayıcı politikalara yönelmeleri Dünya ticaret hacmini daraltıcı etki yapacaktır.

Dolayısıyla, krizi aşabilmek amacıyla izlenecek politikalar arasında önemli hususlardan biri Dünya ölçeğinde talebin artırılması olacaktır. Bu kapsamda, Avrupa Ülkeleri ve Japonya’daki deflasyonist politikalara son verilmesi önem arzetmektedir. Söz konusu ülkeler iç talebe dayalı büyümeye öncelik vererek, dış ticaret fazlalarını azaltmadıkları takdirde, Asya krizinin küresel boyutta büyümeyi ciddi ölçüde düşürmesi muhtemel gözükmektedir.

III. Krizin Türkiye’nin İhracatı Üzerine Etkileri:

III.1 Kriz Sonrası Oluşacak Muhtemel Etkiler

Asya krizinin diğer ülkeleri 3 değişik kanaldan etkilemesi söz konusu olmaktadır. Birincisi, Asya Ülkelerinin devalüasyon sonrasında rekabet avantajı kazanmaları bu ülkelerin ihracatlarını artırıcı, özellikle ticari rakip oldukları diğer ülkelerin ihracatını ise daraltıcı etki yapacaktır. İkincisi, Asya Bölgesindeki bazı ülkelerin istikrar programları uygulayacak olmaları bu bölgedeki büyümeyi düşürecek ve bölgeye yönelen ihracatta daralmaya neden olacaktır. Asya Bölgesindeki ülkelerin kendi aralarındaki ticaretin toplam dış ticaretlerinin yüzde 20-40’ını oluşturması, krize girmeyen diğer Asya Ülkelerinde de büyümenin yavaşlamasına neden olacak ve bu etkiyi güçlendirecektir. Üçüncüsü ise, gerek OECD Bölgesine Asya Bölgesinden ihracatın birinci etki dolayısıyla artması, gerekse OECD Bölgesinden Asya bölgesine ihracatın birinci ve ikinci etki dolayısıyla düşmesi OECD bölgesinde büyümeyi düşürücü etki yapacaktır.

Birinci bölümde özetlenen gelişmeler sonucunda, bölgedeki ülkeler paralarını dolar karşısında büyük ölçüde devalüe etmişlerdir. Bu dönemde bazı Asya ülkeleri paralarının dolar karşısındaki değer kaybı aşağıdaki tabloda verilmektedir:

 
1 US$ Karşılığı Değer
 
Yüzde Değişme
 
Aralık 96
Ağustos 97
5 Aralık 97
13 Ocak 98
 
Ocak

Haz. 97

Tem.-Eyl.

97

Ocak-Eyl.

97

Oca.97- 5 Ara. 97
Oca.97-

13 Ocak

98

Hong Kong
7.7360
7.7430
7.7380
7.7445
0.2
-0.1
0.1
0.03
0.11
Tayvan
31.770
34.380
1.1
2.8
4.0
Singapur
1.3998
1.5285
1.6132
1.7735
2.2
7.0
9.4
15.3
26.7
Tayland
25.61
34.33
41.28
53.75
-2.9
45.4
39.7
61.2
109.9
Malezya
2.5290
2.9620
3.7050
4.595
-0.1
28.6
28.5
46.5
81.7
Filipinler
26.288
30.165
35.180
43.600
0.3
29.0
29.3
33.8
65.9
Endonezya
2383.0
3035.0
3970.0
8200
2.9
34.4
38.3
66.6
244.1
Çin
8.2982
8.2949
8.2800
8.2800
-0.1
0.0
-0.1
-0.2
-0.2
G. Kore
844.2
902.0
1230.5
1764.0
45.8
108.7
Bu ülkelerin yaptıkları devalüasyonlar kendi rekabet güçlerini korumaya yöneliktir. Ancak, birçok Asya Ülkesi’nin parasını dolar karşısında devalüe etmesi sonucunda, söz konusu ülkelerin ticari rakip oldukları ve ihracatlarının yaklaşık yüzde 20-40’ını kendi aralarında gerçekleştirdikleri göz önüne alındığında, rekabet gücünde sağlanan iyileşme kısmen kaybolmaktadır.

Bununla beraber, söz konusu ülkeler parasını devalüe etmeyen diğer ülkeler, özellikle de Çin ve Japonya, karşısında önemli oranda rekabet gücü kazanmış durumdadır. Asya krizine yol açan sebeplerden biri olarak Çin’in 1994 yılında parasını dolar karşısında yüzde 45’ler civarında devalüe etmesi ve daha sonra Japonya Yeninin 1995 yılında yüzde 3, 1996 yılında ise yüzde 13’ler civarında değer kay-betmesi sonucunda Asyadaki diğer ülkelerin rekabet güçlerini önemli oranda kaybederek cari açıklar vermeleri gösterilmektedir. Bu anlamda, krize yakalanan ülkeler kaybettikleri rekabet güçlerini yeniden kazanmaktadır.

Aşağıdaki tabloda verilen rekabet gücü gelişmeleri, krize yakala-nan ülkelerin 13 Ocak 1998 tarihi itibariyle 1996 yıl sonuna göre Türkiye, A.B.D., Almanya, Çin ve Japonya karşısında önemli oranda rekabet gücü kazandıklarını göstermektedir.

Referans Ülkeler
Türkiye
ABD
Almanya
Japonya
Çin
ABD
10.8
Almanya
-6.2
-15.5
Tayland
-44.1
-49.6
-40.4
-27.5
-51.1
G. Kore
-46.4
-51.7
-42.8
-44.3
-53.1
Singapur
-12.2
-20.8
-6.2
-5.9
-23.1
Filipinler
-28.7
-35.6
-23.8
-15.1
-37.6
Malezya
-37.3
-43.4
-33.1
-23.0
-45.1
Japonya
-3.8
-13.2
2.7
Endonezya
-67.6
-70.8
-65.5
-56.3
-71.6
Çin
14.3
3.0